İçeriğe geç

Adı Bahar ama içi kış

Bölüm 4 · 4 dk okuma

Adı Bahar ama içi kış

Bölüm 4

4.Bölüm: Meryem'in Defteri

Hastane koridoru, 6 Şubat gecesinden daha soğuktu.

Meryem yoğun bakımda. Midesini yıkamışlar.

Annesi elime pembe bir defter tutuşturdu.

Üstünde simli kalemle: “Bahar’a”

Altında, ezik harflerle: “Okuyunca anlarsın. Affetmezsen haklısın.”

Polis: “Son sayfada size not var. İntihara teşebbüs... okumanız lazım.”

Dizlerim çözüldü.

Defteri açtım.

---

İLK SAYFA – 15.08.2011

12 yaşındayız.

“Bugün Bahar’la kan kardeş olduk. Parmaklarımızı kestik. Söz verdik: Ömür boyu. Ne olursa olsun.”

Mürekkep değil, kan koktu sayfa.

Sayfaları çevirdim. 12 yıl geçti önümden.

Doğum günlerim.

Kavga edip barışmalar.

Can’a ilk tutulduğunda bana anlattığı gece.

Üniversiteyi kazandığımızda sabaha kadar ağladığımız balkon.

Ve... 05.02.2023.

Depremden 1 gün önce.

“Yarın Bahar’larda kalacağım. Babam ‘deprem olacak’ diyor. Boş yapıyor. Bahar’ın evi sağlam. Hem Burak’la oynarız. Can da gelir. İyi ki varsınız. Bahar... Bahar benim kardeşim. O olmasa ben...”

Cümle yarım.

Ertesi sayfa: 10.02.2023.

Yazı titrek. Gözyaşı damlamış.

_“Yazacak gücüm yok. Ama yazmazsam içimde patlayacak.

Burak öldü.

Bahar yaşıyor.

Ben yaşıyorum.

Neden?

Neden o? 11 yaşındaydı.

Ve ben... ben o gece Bahar’ın aramasını gördüm.

04:11.

Ekranda ‘Bahar’ yazıyordu. ‘Sallanıyoruz kalkın’ yazıyordu.

Can’a gösterdim.

Can ‘kız yine panikledi, yat uyu’ dedi.

Ben de yattım.

Uyudum Bahar.

Sen yalvarırken ben uyudum.

Uyandığımda kıyamet kopmuştu.

Ve ben katildim.

Cenazede sana ‘sen yüzünden’ dedim.

Neden biliyor musun?

Çünkü ‘ben yüzümden’ diyemedim.

Diyemedim.

Korktum.

Senin gözünde, Can’ın gözünde, kendi gözümde ‘katil’ olmaktan korktum.

O yüzden en kolayını seçtim.

Seni.

Suçsuzu.

Seni suçladım ki, ben aklanayım.

Aklanmadım.

Her gece Burak geliyor. ‘Abla neden açmadın telefonu?’ diyor.

Cevabım yok.

Cevap: Korktum. Üşendim. Uyudum.

Üç kelime. Bir can.

Bahar, beni affetme.

Affedilecek yerim yok.”_

Sayfalar geçiyor.

Barıştığımız gün: 15.03.2023.

_“Bugün Bahar’a gittim. ‘Özür dilerim’ dedim.

Yalan.

Özür dilemedim. Kendimi kurtardım.

‘Acımı senden çıkardım’ dedim.

Yine yalan.

Acımı hak edene çıkarmam lazımdı: Aynaya.

Bahar çay koydu. İki şekerli.

Boğazıma dizildi. İçemedim.

Çünkü o çay... o çay Burak’ın kanıyla yapıldı.

Benim uykumla.

Ben içem.

Ama Bahar içti.

Gülümsedi.

Ve ben o an anladım:

Bahar ölmüş.

6 Şubat’ta değil. Ben ‘sen yüzünden’ dediğimde ölmüş.

Ben öldürdüm.”_

Haziran.

Temmuz.

Ağustos.

Her sayfa aynı cümle: “Bugün de söyleyemedim.”

“Bugün de Bahar’a sarılamadım. Kollarım katil. Nasıl sarılır?”

“Can ‘unut’ diyor. Unutulur mu? Burak’ın 11’i unutulur mu?”

Ve dün. 24.09.2023.

Son dolu sayfa.

_“Can konuştu Bahar’la. Kayada. Uzakta bekledim. Bahar’ın çığlığını duydum.

Bitti.

Artık saklayacak yerim kalmadı.

Bahar öğrendi.

Benden nefret edecek.

Etmeli.

Ben etsem ederdim.

O kayıt var ya... 04:11.

‘Yat uyu’ dediğim kayıt.

Can silmiş. Bahar sildirmiş.

Beni korudular.

Katilini korudular.

Neden Bahar? Neden bu kadar iyi olmak zorundasın?

Beni kötü biri yapıyorsun.

Zaten kötüyüm.

Burak’ın katiliyim.

Senin katilinim.

Can’ın katiliyim.

En çok da kendi katilim.

O yüzden gidiyorum.

Bu defter... bu defter benim itirafım.

Mahkemem.

Cezam.

Bahar, 04:11’de telefonunu açmadım.

Burak benim yüzümden öldü.

Sen değil.

Hiçbir zaman sen değildin.

Yaşa.

Ne olur yaşa.

Benim yerime de.

Can’ın yerine de.

Burak’ın yerine de.

Kış bitti.

Söz.

Meryem.”_

---

SON SAYFA – TEK CÜMLE

Polisin dediği not.

Mürekkep dağılmış. Gözyaşı mı, ilaç mı belli değil.

“Bahar, ‘sen yüzünden’ benim ‘ben yüzümden’ çığlığımdı. Duyamadın. Şimdi duy. Affetme. Sadece yaşa.”

Defteri kapattım.

Koridor 6 Şubat’taki enkaz gibi koktu. Toz. Kan. Çaresizlik.

Ama enkaz kalkmıştı.

İşte oradaydı. Pembe kaplı. 12 yıllık.

Gerçek.

İçeri girdim. Yoğun bakım.

Meryem uyuyor. Makine bip.

Saçı... saçı 6 Şubat’ta toz içindeydi. Şimdi serum altında sönük.

Elini tuttum. Buz.

6 Şubat’ta enkazda tutmuştum. O zaman sıcaktı. Umut vardı.

Şimdi soğuk. Umut yok.

Kulağına eğildim.

Cenazede bana dediğini dedim.

Aynı cümle.

Aynı ton.

Ama anlam farklı.

*_“Sen yüzünden Meryem.

Sen yüzünden hayattayım.

Çünkü sen ölürsen, ben de 04:11’de ölürüm.

O telefonu açmadığın dakikada.

Uyan.

Kalk.

Kış bitmedi.

Yalan söyledin.

Ama belki... belki iki katil bir bahar eder.

Geç de olsa.

Uyan.

Cezanı ben vereceğim.

Ölmek yok.

Yaşamak.

Her gün 04:11’de uyanıp yaşamak.

En ağır ceza bu.

Haydi.

Kalk.”_*

Meryem’in parmağı oynadı.

Makine hızlandı.

Doktorlar koştu. “Çıkın!”

Çıkmadım.

Elini bırakmadım.

“Burak affetmez” dedim. “Biliyorum.

Ama belki... belki biz kendimizi affetmeyi öğreniriz.

2041’de. 2051’de.

Belki hiç.

Ama deneyeceğiz.

Söz.

Kan kardeş sözü.

12 yaşında vermiştik.

Hatırla.”

Dışarı çıkardılar beni.

Koridorda deftere sarıldım.

Anneme sarılır gibi.

Burak’a sarılır gibi.

12 yıllık Meryem’e sarılır gibi.

Adım Bahar.

Dost kazığı yedim.

Kazığı atan, vicdanına sapladı.

İkimiz de kanıyoruz.

Ama ilk defa... ilk defa aynı taraftayız.

Enkazın değil, gerçeğin altında.

Ve gerçek... gerçek, yalandan daha çok acıtıyor.

Ama yalandan daha temiz.

Polis geldi. “Şikayetçi misiniz?”

Başımı salladım.

“Değilim.

Suçlu yok.

Sadece... sadece 6 Şubat var.

Ve 04:11.

Hepimizin saati 04:11’de durdu zaten.

Meryem’i içeri atsanız ne olacak?

Burak gelecek mi?

Benim güvenim gelecek mi?

Gelmeyecek.

O zaman bırakın.

Cezasını kendi versin.

Her sabah aynaya baksın.

En ağır ceza bu.

Ben biliyorum.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.