İçeriğe geç

Adı Bahar ama içi kış

Bölüm 3 · 4 dk okuma

Adı Bahar ama içi kış

Bölüm 3

3.Bölüm:12 yılık yalan

Can’la sahilde konuştuğumuzdan 3 hafta geçti.

Meryem’i görmedim.

Aramadı.

Ben de aramadım.

Ateşkes bitmişti. Savaş da bitmişti.

Ben çekilmiştim.

Sandım.

Ta ki annem arayana kadar.

“Bahar, kızım... Meryem’in annesi aradı. Meryem... Meryem hastanedeymiş.”

Kalbim durdu. Yine. 6 Şubat’taki gibi.

“Ne... ne olmuş?”

“İlaç. Çok içmiş. Midesini yıkamışlar. Bir defter bırakmış. Polis... polis seni soruyor.”

Defter.

O kelime, “sen yüzünden”den sonra duyduğum en ağır kelimeydi.

---

*HASTANE – 22:14*

Yoğun bakım kapısındayım.

Meryem içeride. Serum takılı. Uyuyor.

Yüzü bembeyaz. 6 Şubat’taki tozlu yüzü değil. Ölüm beyazı.

Annesi ağlıyor. “Bahar... kızım sana bir şey bırakmış.”

Elime pembe kaplı bir defter tutuşturuyor.

Üstünde simli kalemle “Bahar’a” yazıyor.

Altında küçük harflerle: “Okuyunca anlarsın. Belki affedersin. Affetmezsen... haklısın.”

Polis yanıma geliyor. “Defteri okumanız lazım. İntihara teşebbüs... not var.”

“Not mu?”

“Size yazmış. Son sayfa.”

Koridorda bir sandalyeye çöküyorum.

Defteri açıyorum.

İlk sayfa: 15.08.2011.

12 yaşındayız.

“Bugün Bahar’la kan kardeş olduk. Parmaklarımızı kestik. Ömür boyu dostuz.”

Sayfaları çeviriyorum.

12 yıl.

Her doğum günüm.

Her kavgamız.

Her barışmamız.

Can’dan hoşlandığı gün.

Benim ilk aşkım.

Üniversiteyi kazandığımız gece.

Ve... 05.02.2023.

Depremden 1 gün önce.

*“Yarın Bahar’larda kalacağım. Babam kızdı, ‘deprem olacakmış’ diyorlar. Saçmalık. Bahar’ın evi güvenli. Hem Burak’la oynarız. Can da gelir belki. Özledim onları. İyi ki varlar. Bahar... Bahar benim kardeşim. O olmasa...”*

Kalem orada bitmiş.

Ertesi sayfa: 10.02.2023.

Enkazdan çıktıktan 4 gün sonra.

*_“Yazacak halim yok. Elim tutmuyor. Ama yazmazsam çıldıracağım.

Burak öldü.

Bahar yaşıyor.

Ben yaşıyorum.

Can yaşıyor.

Neden?

Neden Burak?

11 yaşındaydı.

Ve ben... ben o gece Bahar’ın telefonunu açmadım.

Çaldı. Gördüm. 04:11.

Can ‘boş ver, uyu’ dedi.

Uyudum.

Uyandığımda dünya başıma yıkılmıştı.

Ve ben... ben o an anladım.

Katiller uyur. Masumlar ölür.

Ben katilim.

Can katil.

Bahar... Bahar bizi uyandırmaya çalıştı.

Dinlemedik.

Şimdi Burak toprakta.

Ben nefes alıyorum.

Hakkım var mı?

Yok.

O yüzden cenazede bağırdım. Bahar’a.

‘Sen yüzünden’ dedim.

Neden?

Çünkü ‘bizim yüzümüzden’ diyemedim.

Diyemedim Bahar.

Korktum.

Senin gözünde katil olmaktan korktum.

En iyisi seni katil yapayım dedim.

Şeytanlık.

Biliyorum.

Ve kendimden iğreniyorum.”__

Sayfalar ıslak. Gözyaşı.

Tarih atlıyor: 15.03.2023.

Barıştığımız gün.

__“Bugün Bahar’a gittim. ‘Özür dilerim’ dedim.

Yalan.

Özür dilemedim.

Kendimi kurtardım.

‘Acımı senden çıkardım’ dedim.

Yine yalan.

Acımı hak edene çıkarmam lazımdı: Kendime.

Bahar ‘içeri gir’ dedi.

Girdim.

Çay koydu. İki şekerli.

İçemedim.

Boğazıma Burak kaçtı.

Boğazıma 04:11 kaçtı.

Bahar’ın yüzüne bakamadım.

Çünkü o yüz... o yüz benim idam sehpam.

Her baktığımda ‘katil’ yazıyor alnımda.”__

Sayfalar hızlanıyor.

Nisan.

Mayıs.

Haziran.

Her sayfa aynı: “Bugün de söyleyemedim.”

“Bugün de Bahar’a gülümsedim. İçimde kan ağlarken.”

“Can kaydı sil dedi. Silmedim. Silersem... silersem Burak’ı ikinci kez öldürürüm.”

Ve son tarih: Dün.

24.09.2023.

__“Can konuştu. Bahar’la. Kayayı. Sesi duydum uzaktan. Bahar’ın çığlığını duydum.

Bitti.

Her şey bitti.

Bahar öğrendi.

Artık bana ‘kankam’ demez.

Diyemez.

Ve haklı.

O kaydı dinledi mi bilmiyorum.

Dinlemesin.

Benim sesimi duymasın bir daha.

‘Yat uyu’ dediğim anı duymasın.

Çünkü o an... o an ben insan olmayı bıraktım.

Bahar,

Ben 6 Şubat’ta enkaz altında kalmadım.

Ben 6 Şubat’ta insanlığımı gömdüm.

Burak’ı Burak öldürmedi.

Deprem öldürmedi.

Ben öldürdüm.

Can öldürdü.

Uykumuz öldürdü.

Ve ben, o uykunun bedelini sana ödetmeye çalıştım.

‘Sen yüzünden’ dedim.

Allah kahretsin beni.

Kahretti de.

Her gece Burak rüyama geliyor. ‘Abla neden?’ diyor.

Cevap veremiyorum.

Cevap: Ben.

Beni affetme Bahar.

Affedilecek yerim yok.

Sadece... sadece bil.

O ‘sen yüzünden’... o benim ‘ben yüzümden’ çığlığımdı.

Korkakça.

Namussuzca.

Sana attım.

Tutamadın.

Haklısın.

Kimse bu kadar ağır bir yalanı tutamaz.

Ben tutamadım.

İşte bu yüzden... bu yüzden gidiyorum.

Bu defteri okuyunca anlayacaksın.

Belki rahatlarsın.

Suçlu sen değilmişsin.

Hiç olmadın.

Ben oldum.

Can oldu.

Uykumuz oldu.

Sen... sen sadece dostundun.

Ve ben, dostluğunun katili oldum.

Hoşçakal Bahar.

Adın gibi...

Bahar gibi...

Affet.

Ya da affetme.

İkisi de adalet.

Meryem.”__

---

*SON SAYFA – POLİSİN DEDİĞİ NOT*

Tek cümle.

Titrek.

Kan değil, mürekkep.

Ama kan gibi ağır.

*“Bahar, 04:11’de telefonunu açmadım. Burak’ın katili benim. Sen değilsin. Yaşa. Ne olur yaşa. Benim yerime de yaşa. Kış bitti. Söz. M.”*

Defteri kapatıyorum.

Hastane koridoru 6 Şubat’taki sokak gibi.

Soğuk.

Sessiz.

Tozlu.

Ama bu sefer toz yok.

İçimde toz var.

12 yıllık dostluk, 1 gecede toz oldu.

Ayağa kalkıyorum.

Yoğun bakıma giriyorum.

Meryem uyuyor.

Elini tutuyorum.

Buz gibi.

Kulağına eğiliyorum.

Tek cümle fısıldıyorum.

Meryem’in 6 ay önce bana attığı cümle.

Ama bu sefer farklı.

Bu sefer gerçek.

__“Sen yüzünden değil Meryem...

Senin sayende hayattayım.

Çünkü sen ölürsen... ben de o gece 04:11’de ölürüm.

Uyan.

Kış bitmedi.

Ama belki... belki birlikte bahar getiririz.

Geç de olsa.”_*

Meryem’in parmağı kıpırdıyor.

Doktor koşuyor.

Ben deftere sarılıyorum.

12 yıl.

1 yalan.

1 itiraf.

Ve şimdi... şimdi belki 1 şans.

Adım Bahar.

Dost kazığı yedim.

Kazığı atan, kendi kalbine sapladı.

Şimdi ikimiz de kanıyoruz.

Ama en azından... en azından artık yalan yok.

Enkaz kalktı.

Gerçek çıktı.

Acı.

Çıplak.

Ama gerçek.

Ve gerçek, enkazdan daha ağır.

Ama enkazdan daha temiz.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.