İçeriğe geç

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 42 · 2 dk okuma

Adaletin Yanında //FanFiction

Bölüm 42

42🗡Artık Gidemem

🗡

Jiwoo güzelce sofrayı kurduktan sonra son bir defa masanın üzerine baktı ve eksik bir şey var mı diye kontrol etti ama her şey tamdı.

Bunu da görünce merdivenin demirlerine tutunarak yukarı kata doğru bağırdı. Hiç oraya kadar çıkası yoktu çünkü.

"Lee Know, Ha Ra, Felix! Aşağı gelin de yemek yiyin. Hadi!"

O üç kişiye seslenmişti ama ilk aşağı inen seslenmediği kişi olmuştu.

Hyunjin hızlı adımlarla iniyordu aşağıya. Ona göz devirdi ve merdivenin başından çekilerek sofraya doğru yürüdü. Aynı zamanda bıkkınca:

"Sen hâlâ niye burdasın? Gitsene artık." dedi.

Cidden böyle bir mafyanın kendisini kaçırmasına rağmen sadece söz verdiği için elini kolunu sallaya sallaya gitmesine müsaade edecekti ama hâlâ buradaydı. Canını sıkmaya başlamıştı.

"Karnım aç karnım! "diye yakınan Hyunjin'e doğru döndü genç kız. Ama arkasına döner dönmez kendisine doğru gelen genç adamla çarpışması bir oldu.

"Ah!"diye acısını belirten bir ses çıkardı ve burnunu tutarak kanıyor mu diye kontrol de etti. Ama bir şey olmadığını görünce kendisinden uzun olan adama aşağıdan aşağıdan baktı.

"İyi misin?"

"Sence? Bu nasıl vücut ya? İnsan vücudunda et vardır, kemik vardır da taş olduğunu bilmiyordum. Kırıldı sandım bir an!"

Hyunjin onun bu hâline sırıttı. Ardından yüzünü onun yüzüne yaklaştırarak kulağına:

"Artık gidemem," diye fısıldadı.

Aynı zamanda çaktırmadan Jiwoo'nun kokusunu ciğerlerine doldurdu.

Jiwoo bir an şaşkınlıktan ne yapacağını bilemedi. Ardından hızla kendisini toparladı ve elini Hyunjin'in göğsüne bastırarak onu hızla itti. Kendisinden biraz da olsa uzaklaştırmaya çalıştı.

"Canın cezaevi istiyor galiba? Üstelik unutmadım, yanağıma attığın tokadın hesabını da elbet soracağım. Biraz daha yaklaşırsan fırsat bu fırsat der yapıştırırım, ona göre! Ayağını denk al."

"Hey! Ablamdan uzak dur seni fırsatçı pislik! İki yüzüne güldük diye dost olmuş değiliz."

Hyunjin, Ha Ra ile beraber merdivenlerden inen Lee Know'a, baş rakibine parmak ucunda arkasına dönerek baktı ve her zamanki gibi sırıtarak, sinir bozucu bir şekilde cevap verdi.

"Dost olduğumuzu söyleyen kim? Sen hâlâ benim 1 numaralı rakibimsin. Sadece bendeki yerin çok çok ayrı. Bir dosttan daha da öte. "

"Ulan şimdi varya-"

"Dur! Ne yapıyorsun? Ablan o kadar emek sarf edip yemek hazırlamış. Sen kavga mı çıkaracaksın? Sakin ol ve sofraya otur. Ağız tadıyla yemeğimizi yiyelim. "

Lee Know, kendisini narin eli ile kolundan tutan ve fırça çeken sevdiğinin yüzüne ilk önce şaşkınlıkla baktıktan sonra sırıttı ve:

"Yemeğimizi mi?" diye sordu.

Resmen bir aile olmuş gibi konuşması çok hoşuna gitmişti. E yıllardır hayalini kurduğu şeydi nasıl olsa? Hemen de gevşemiş, sakinleşmiş, sırıtmaya başlamıştı bile.

Ha Ra ise cevap vermekten kaçarak elini Lee Know'un kolundan çekti ve sofraya doğru hızlı adımlar atarak sandalyesini çekti. İlk sofraya oturan o oldu.

"Keşke daha önce bilseydim seni Ha Ra. Şu suratsız mafyaya en iyi gelen ilaç sensin. Saniyeler içerisinde nasıl değiştirdin çocuğu? Cidden helal olsun!"

Ha Ra herkes arkasında kaldığı, kimse görmediği için tebessüm etti. Bu hallerine kendisi de bir anlam veremiyordu ama mutluydu. Gerçekten nedensizce çok mutluydu.

...

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.