İçeriğe geç

Acımasız mafyam

Bölüm 22 · 3 dk okuma

Acımasız mafyam

Bölüm 22

21. Bölüm

Efsun’dan;

Gözlerimi kör eden fener ışıkları, dondurucu dağ havasında asılı kalan sis bulutlarını yırtarken zaman bir kez daha durdu. Sırtımı çarptığım dikenli teller soğuk ve acımasızdı ama önümdeki o devasa gövde, benim bu hayattaki tek gerçeğimdi. Asaf, bir eliyle beni arkasına doğru bastırırken diğer eliyle silahını Emre’ye ve arkasındaki gölgelere doğrultmuştu.

Emre’nin yüzündeki o çarpık, hırslı gülümseme fener ışıklarının altında parıldıyordu. Arkasında duran polis üniformalı adamlar ve kendi silahlı korumalarıyla birlikte, köşeye sıkıştığımızdan o kadar emindi ki... Oysa Asaf’ın gözlerindeki o karanlık sakinliği göremiyordu. Asaf, kapana kısılmış bir av değil; avını bekleyen sessiz bir yırtıcıydı.

"Efsun!" diye bağırdı Emre, silahının namlusunu bize doğru sallayarak. "Seni bu canavarın elinden almaya geldim. Sana zarar vermesine izin vermeyeceğim. O sargılı ellerinin hesabını bu gece ona soracağım!"

"Sen benim için hiçbir şeysin, Emre!" diye haykırdım, sesim dağ boşluğunda yankılanırken. Korkudan çok, içimdeki o büyük aşkın verdiği cesaretle konuşuyordum. "Beni kurtarmaya çalışmıyorsun! Sen sadece kendi hırsın için buradasın! Ben Asaf’ı seviyorum... Duydun mu beni? Ben onunla gitmek istiyorum!"

Duyduklarıyla Emre’nin yüzü öfkeden deliye dönmüş bir canavara dönüştü. "Seni büyülemiş..." diye tısladı. "Seni o karanlık evine kapatıp aklını çelmiş! Ama buraya kadar, Asaf! Bu gece ya o kız benimle gelir ya da ikiniz de bu sınırın eşiğinde can verirsiniz!"

"O kızı ancak benim cansız bedenimin üzerinden geçerek alabilirsin, Emre," dedi Asaf. Sesi o kadar kısık ama o kadar ağırdı ki, her bir kelimesi barut gibi patlamaya hazırdı.

Karan, sağ tarafımızdaki çalıların arasından sessizce süzülüp Asaf’ın arkasına yanaştı. Elindeki silahı hazırda tutarken göz ucuyla sınır tellerine baktı. "Asaf, tellerin altındaki geçit hemen sağımızda. Ben burayı oyalarken kızı al ve geç," diye fısıldadı Karan. "Hızlı olun."

"Hayır," dedi Asaf, bakışlarını Emre’den ayırmadan. "Seni burada yalnız bırakmayacağım."

"Bu bir emir değil, dostum. Bu bir fedakarlık," dedi Karan ve yüzünde o her zamanki umursamaz gülümseme belirdi. "Hadi, küçük kuşu kurtar."

Tam o sırada Emre’nin sabrı tükendi. "Vurun!" diye bağırdı.

GÜM! GÜM! GÜM!

Sessiz dağ anında patlayan silah sesleriyle sarsıldı. Karan ilk ateşi açarak polis fenerlerini vurup etrafı bir kez daha zifiri karanlığa boğarken, Asaf saliseler içinde beni kucağına alıp tellerin altındaki küçük yarığa doğru fırlattı.

"Efsun, sürün! Geç karşıya!" diye kükredi Asaf, bir yandan da geri geri giderek üzerimize gelen kurşunlara karşılık veriyordu.

Sargılı ellerimin üzerine çöktüm. Avuçlarımdaki dikişlerin zorlanmasıyla birlikte etimin yeniden yırtıldığını, sargıların sıcak kanla sırılsıklam olduğunu hissettim ama acıyı hissetmeyecek kadar adrenalin doluydum. Çamurun ve dikenlerin arasında sürünerek tellerin diğer tarafına, yani özgürlüğün olduğu o yabancı toprağa geçtim.

Arkamı döndüğümde Asaf, Emre ile göz göze gelmişti. Emre’nin silahından çıkan bir kurşun Asaf’ın omzunu sıyırırken, Asaf tek bir saniye bile tereddüt etmeden tetiğe bastı. Emre’nin elindeki silah yere düşerken, kendisi de acıyla inleyerek dizlerinin üzerine çöktü.

"Bu seninle son karşılaşmamız, Emre," dedi Asaf. Ardından tellerin altından hızla geçip benim yanımda bitti.

Karan da arkamızdan saniyeler içinde geçerek tellerin altındaki geçidi büyük bir kaya parçasıyla kapattı. "Koşun!" diye bağırdı Karan. "Geriye bakmak yok!"

Asaf, omzundan sızan kana aldırmadan beni tekrar kucağına aldı. Ormanın karanlığına doğru hızla koşmaya başladığımızda, arkamızda kalan o fener ışıkları ve çığlıklar yavaş yavaş kayboluyordu.

Gecenin ayazında, onun o kan kokan ama bana dünyanın en güvenli limanı gibi gelen göğsünde gözlerimi kapattım. Sınırı geçmiştik. Geçmişin o kirli zincirlerini ardımızda bırakmıştık. Ellerim kanıyordu, onun omzu kanıyordu ama kalplerimiz ilk kez aynı ritimle, tamamen özgürce atıyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.