arslan.."bakışları memuniyetle bana dönmüştu."benim sevdiğim, değer verdiğim insanların kılına dahi zarar verecek olursan.. bambaşka bir alyayala karşılaşırsın."bakışları keskinleşmiş neşeden uzak gülmüştü."sakın başkaları için bana karşı durmaya kalkma.canını yakarım."sözlerim istediğim gibi kızdırmıştı onu.kasılan çenesi sözlerini tasdikliyordu adeta."başkaları için karşında durmamı istemiyorsan,başkaları yüzünden karşımda duracak olma.o zaman kim kimi yakıyor görürsün arslan."sözlerim onu şaşırtmıştı."bu deli cesaretin...heyecan verici ama boş...bomboş."yüzümde onun kadar olmasada soğuk bir gülümseme belirdi."cesaretimin boş olup olmadığını dene ve gör arslan.tabi cesaretin varsa."söylediğim sözlerin doğru olup olmamasını umursamamıştım."Ateşle oynuyorsun.. dikkat et."soğuk sözleri korkutmuştu beni belki de o son sözü söylememem gerekirdi."yapmayacaksın arslan.benim için sevdiklerime zarar vermeyeceksin."arslan alayla dudaklarını ıslatmıştı."dene ve gör demiştin."biliyordum son sözü söylememem gerekiyordu en çok o sözüme sinirlenmişti.biliyordum denerdi.
geri adım atmak istemiyordum ama karşımdaki öyle birisiydi ki biliyordum sevdiklerime zarar verip ardından bana dene ve gör demiştin derdi."denemeyeceğini düşündüğüm için dedim...ama istersen dene arslan yemin ediyorum sevdiklerime verdiğin zararın ateşiyle seni yakarım."deli cesaretime karşı bakışları beni öldürecek gibiydi.kasılan çenesiyle dişlerini sıkıyor oluşunu anlamak zor değildi."sakın alya. sakın..o hataya düşme kalkamazsın."sert ve normalinden biraz daha yüksek sesle konuşması beni korkuturken.adımlarıyla bana doğru yaklaştı"karşında kim var alya."ürkütücü sesi yutkunmamı sağlamıştı.
"kim var dedim sana!."yüksek sesle bağırmasıyla korkum bedenimi ele geciriyor gibiydi."arslan yılmaz var"istediği gibi söylemiştim."neler yapabileceğimi az da olsa biliyorken.sence ben senin o arkadaşlarında gördüğün gibi boş konuşup icraata dökemeyecek kadar zayıf birisimiyim."aramızda bir adımlık meaafe bırakmış durmuştu."beni sakın alaya almaya kalkma.alayınızı sike-...alayınızı alaya alınacak hale getirtirim.alya."gözlerimin içine baka baka sanki sana senin gibi konuşuyorum der gibi bakmış sözlerini tamamlamıştı.
ela gözlerim kahverengi gözlere bakarken korkusunu saklamaya çalışıyordu ama emindim ki korkumu saklayamıyordum.
"sevdiklerine zarar verip vermemem senin ellerinde.yanlış bir şey yapmaya kalkmadığın vakit korkma sevdiklerinin sağlı için.ama eğer oldu ya yaptın işte o zaman kork alya."sert duruşu sözlerini onaylıyor gibiydi.biliyordum yaparım derse yapardı bu acımasız!.
gecenin karanlığını aydınlatan içinde bulunduğumuz boş restoranttaki loş ışıklar romantik bir ortam yaratıyorken biz o romantiklikten çok uzaktaydık.ben içimdeki korkularla nefret ettiğim adama bakıyorken.o ise sert duruşu ve sözleriyle beni tehtid ediyordu ve ben bir şey diyemiyordum cesaretimi toplamalıydım biliyordum ama bu adam çok farklıydı.onunla konuşmasam bile yoruluyordum sözleri beni deşip geçiyordu adeta."neyin yanlışından bahdediyorsun ki.evleniyoruz biz ama sen bana beni sevdiklerimle sınamaktan çekinmiyor gibi konuşuyorsun.bu soğuk sözlerine karşı nasıl korkmamam gerektiğini söylüyorsun."sinirli hali sözlerimin sakinleşen sitemiyla normale dönmesini sağlamıştı."alya.."imalı derin sesi kulaklarıma dolmuştu."canımı sıkacak bir şey yapmadığın takdirde korkma."oysaki onun doğruları benim doğrularıma çok uzaktı.
suskunluğum benimleyken öylece bakıyordum gözlerine.konuşmamaya yemin etmiştim sanki.inadımı anlamış gibi elimden tutmuştu.gideceğimizi anladığım esnada masada duran çantamı almış beraber yürüyorduk.ellerimi ellerinden çekmiş kendimden emin adımlarla yürüyordum.o istediği kadar acımasızın teki olsun ben benden vazgeçmeyecektim.o benden geriye bir şey bırakmamak istiyordu ama ben buna izin vermeyecektim.arslan yılmaz benim için sadece bir düşmandı düşmemi zevkle izleyecek olan bir düşman!.
evimin önünde duran arabayla aklıma yaptığı şerefsizliği gelmişti.arabadan inmiş evime adımlıyordum.
ne arkama dönmüş arslana bakmıştım ne de annemin yüzüne bakmıştım.bende kusursuz değildim biliyordum. ama onlar kadar kusurlu olduğumu zannetmiyordum.kimseye bir şey dememiş merdivenlerden yukarı odama gitmiştim.elimdeki çantamı hırsla yere fırlatmış sinirden gözlerim dolmuştu.komidinin yanına gidip elime geçen herşeyi yere fırlatıyordum.öyle doluydum ki herkese kalbim artık kaldıramıyor gibiydi.aşşağıdan gelen adım sesleriyle odamın kapısıni kilitlemiş odadaki heryeri dağıtmıştım."allah belanızı versin.hepinizin!."sinirden gözlerimden yaşlar akıyor öfkeme yenik düşüyordum.elime bir kez daha bir şey aldığım da elimdeki çok sevdiğim camdan yapılmış kırmızı güle baktım.
hırsla gülü camdan aşşağı atmıştım.kimse bana acımıyordu ben bile artık kendime acıyamıyordum.sahi ben insanmıydım.yada insan degilmiydim.
insan olsam bana da insan gibi davranmazlarmıydı.bu kadarı ağır gelir demezlermiydi.yere oturmuş başımı yatağa dayamıştım.gözlerimden akan her bir damla beni acıtsa da dahada rahatlatıyordu.
çalan telefonumla oturduğum yerden çantama uzanmış içinden telefonumu çıkarmış.hala kırılmamış olan telefonuma kısaca bir anlığına şaşırmış,aramayı yanıtlamıştım."alya"burcunun sesi kulaklarıma dolmuştu."efendim."sesim kontrolümün dışında yorgun çıkmış olacakki burcu"alya iyimisin"demişti.
Aa bir şey fark etmiştim bunu bana bu süreçte soran tek kişi burcu olmuştu."iyiyim"demiştim kısaca."sen zaten hep iyisin"imali sözü kulağıma değinmişti.evet haklıydı ben hep, herzaman iyiydim bir kerede iyi değilim dememiştim.diyememiştim.
"alya kızım herkes bir şeyler söylüyor bu söyledikleri şeyler doğrumu?"o şeylerin ne olduğunu bilmeme gerek yoktu çünkü o konuştukları şeyler her neyse doğruydu."evet"demiştim.burcunun sessizliği üzüntüsünü göstermişti."alya şakamı yapıyorsun"sesi sakince çıkmıştı o da farkındaydı şaka değildi.ama şaka olmasını istiyordu benimde istediğim gibi.
"burcu yarın konuşalım olurmu şu an hiç konuşmak istemiyorum."burcunun tamam demesiyle kapatmış ayağa kalkarak giyinme odama girmiş üzerimi değiştirmiştim.normalde olsa katlayıp yerine koyacağım kıyafetlerimi öylece yerde bırakmış acı çeken kederli bir ruh gibi yatağıma geçmiştim.telefonumu almış son ses müziği açmıştım.Mustafa Mert Koç'tan sessizim'i açmış yorganın altına girmiştim.ne bu kattaki aile üyelerinin bu sesten dolayı rahatsız olurlarmı diye düşündüm ne de bu dobra tavırlarımdan bir pişmanlık duydum.aksine normalde olsa dikkat edeceğim şeylerken tüm bunları önemsememiş umrumda bile olmamıştı.nedeni ise arslan yılmaz ve benim ailem'di.
göz kapaklarım kapanmış şarkının beni tanımladığını düşündüğüm sözlerle uykuya dalmıştım.
(Alyanın dinledigi şarkının bir kısmı)
Bu aralar içimde bir boşluk var, kimse bilmez
Gülümsedim hep dışarıdan
İnan içimi bi' görsen
Ama ruhum biraz da yorgun
Anlatamam tuhaf bir duygu
Kime sorduysam bulamadı bi' cevap
Sessizim nefessizim bu ara kederliyim (kederliyim)
Söz verip gidenlerin acısını çeken bilir (çeken bilir)
Kaybettiğim yılları zamanı alsam geri
Bıraktığın yerdeyim ama iyi değilim.
öğlen güneşi yüzüme vurmuş ancak uyanabilmiştim.ne bu yataktan ne de odamdan çıkmak istemiyordum.ve bu fikir iyi bir fikirdi.dün dinlediğim şarkıyı tekara açmış yatağımda uzanmaya devam ediyordum ki kapım sertçe tıklatılmıştı.birşey dememiş pencereye doğru bakıyordum gökyüzü muhteşemdi.
"alya aç kapıyı"duyduğum sert sesle kaşların çatılmış kapıya doğru bakmıştım.arslanın sesiydi.açmak ve açmamak arasında kalmış olsamda sinirle ayağa kalkmış kapıyı açmıştım."ne işin var burada ayrıca sabah sabah niye bağırıyorsun."
sinirli sesiyle "ısrar edip açmassın diye düşünmüştüm"demişti."ne işin var burada"
demiştim.çok güzeldi ikimizde sinirliydik.
bakışları odama kaymış gördüğü görüntüyle kahverengi gözleri tekrar beni bulmuştu."bu yüzden geldim"anlamadım der gibi bakmış.odamın dün dağıttım hali aklıma gelmişti."geçerli bir neden değil.sanane ne yapıyorsam evde"demiştim.üzerime doğru gelmesiyle geri adım atmıştım kolu arkamdaki kapının kulpüne gitmiş bir adım geri adım atmış kapıyı sertçe kapattığında sırtımdaki kapattığı kapı yüzünden ona doğru itilmiştim.aramızdaki mesafeler kapanmış fazlasıyla yakındık gözleri üzerimisüzmüş onun bakışıyla bende üzerime bakmıştım saten şort ve asklılı üst geleceleğimden bakışlarımı çektiğimde ela gözlerim gözleriyle bulusmuştu.sanki mesafemiz çok kısaymış gibi kolunu belime sardığında hızla başımı sağa çevirmiştim aksi halde dudaklarımız birbirine deyecekti.burnu boynuma değdiğinde içimdeki korkuyla karışık kıpırdanmalar beni germişti.ellerimi omuzlarına çıkarmış uzaklaşması için ittirmiştim ama geri adım atmamıştı."çekilirmisin"
sözlerime karşı dudakları yana kıvrılmıştı."kibarlık biliyormuydun sen"alyla konuşması beni sinir ederken."sen bilirsin..Anneee!"diye bağırdığımda ne yapacağını zevkle izlemiştim."çocukmusun sen alya akay.daha farklı bir yöntem beklerdim."sözlerine karşı belimi kendisine doğru itmiş belimi tutan koluna elimi değdirmeden kapı kulpunu aşşağı doğru itmiş açmıştım.yaptığım hamleyle odama doğru geri adım atmış."bir daha bana dokunma!"demiştim.içeri adım atmış.alyala gülmüştü."ne için evleneceğimizi unuttun herhalde"sözleri beni kor misali yakmıştı.bu gerçeği duymak zor gelmişti bana.kendimi savunabilirdim en azından evlenene kadar dokunma veya isteğim dışında birdaha bana dokunma diyebilirdim ama bu cümleleri kurmak istemiyordum alışkın olduğum bir şey olmasada hazmedemiyordum onun zaferini.
koridorda duyulan ayak sesleriyle annem odaya gelmiş.hırsla ikisinin yanından geçerek inmiştim aşşağı."kızım"babamdan duyduğum sesle gözlerimi yummuş.yürüyerek ezbere bildiğim evimin içinde mutfağa doğru gidiyorken gözlerimi tekrar açmış mutfaga girmiştim.iştahımda yoktu "yonca "yoncanın yanıma gelmesiyle"yonca telefonum yanımda değil burcuya mesaj at cenkin kafesinde 1 saat sonra buluşalım"yonca gülümsemiş"tabi yazıyorum"demişti.
dolaptan küçük boy kutu kola almış.içerek odama geri dönmüştüm.duşa girmiş çıkmıştım.üzerimi giyinip saçımı ve makyajımıda bitirdiğimde.aynadan kendime bakış atmıştım.siyahmini pileli eteğim ve beyaz belimde biten gömleğim ve beyaz spor ayakkabılarımla fazla sportif görünüyordum ama bu benim hoşuma gitmişti.beyaz el çantamıda almış merdivenlerden inmiştim.salonda oturan kişilerin bakışkarının bende olduğundan emindim ama bakmamayı tercih etmiştim.kapıya doğru ilerlerken duyduğum gür sesle durmak zorunda kalmıştım."nereye"her ne kadar sanane demek istesemde sadece"yoncaa"diyerek yocayı çağırmış arslana bakmıştım"dışarıda işim var"yoncanın yanıma gelmesiyle hızla konuşmuştum."yonca sen bir odama uğra olurmu."yonca yine mi dercesine baktığında"ne oldu"demiştim."ah alya şu camları bir bırak artık."demesiyle gözlerim büyümüş yoncaya bakmış ardından ela gözlerim kahverengi gözlere gitmişti.
arslanın sırıtan yüzüyle başımı yoncaya çevirmiştim.arslanın varlığını yeni anlamış gibi pot kırdığını anlamıştı.bir şey dememiş kapıdan dışarı çıkmıştım.garaja doğru ilerlerken arkamdan gelen adım seslerini duyuyordum.garajda arabaların olmayışı dikkatimi fazlasıyla çekerken arkama dönmüştüm.elleri cebinde olan arslanın ukala tavrı beni çığrından çıkartacaktı sanırım.egoistin tekiydi."arabam nerede." normalinden fazla yüksek sesim ve sinirimle bağırmıştım."hangisi seninkiydi bilmiyorum ama hepsi ait oldukları yerde ama merak etme şu anlık sadece."demiş memnuniyetle ufak bir detayı söylemeden geçememişti"ama arabalardan en çok siyah mersedes g serisini beğendim."
"o benim arabam benim mülkiyetime ait onu alamazssın"demiştim sitemle."vaayy.iyiymiş zevkini beğendim...gerçi zevkinin güzel olduğu eş seçiminden belliydi."dediğinde yüzümü buruşturmuş kendini beğenen arslana karşı kendimi tutamamış"bu kadar ego fazla değilmi ya altında falan kalmıyormusun ağır gelmiyormu?!"demiştim."sen bu kadar egoyla daha yeni tanışıyorsun aynı yatakta olduğumuzda göreceksin bu kadar egonun altında kalıyormusun kalmıyormusun..ağır geliyor mu gelmiyormu."ima ettiği şeyi anlamam uzun sürmezken her bir sözüne ayrı şaşırmıştım.aramızdaki 5-6 masafelik adımı 2-3 adımlık mesafeye indirmiş"benimle düzgün konuş arslan"tıslayarak konuşmuştum.
arslan memnuniyetle"nasıl konuşuyormuşum ki düzgün konuşayım"aramızdaki mesafeyi bir adım bırakarak sözlerini bitirmişti.
gözlerimi hafif kısmış kendimden emin tavrımla"oyun oynama benimle arslan."demiş yanından geçip giderken."son kez söylüyorum arabamı getir."demiştim.
"şu anlıkta olsa sende akaysın güzelim sizin olan herşey benim"arkamdan geliyorken cümlesini tamamlamıştı. arkamı dönmüş arslanabakmıştım.bu sefer yanımdan geçip giden o olmuştu.şerefsizdi işte ne kadarda rahat basitçe söylemişti bizi darmaduman eden olayı.
adımlarımı hızlandırmış kapıya doğru yönelmiştim.babam bu yılmazlar ile iş birliğine girmeye kalkmıştı.anlamıyordum ki neden güvenilir olmayan yılmazlara güvenmişti ki.daha doğrusu bizi nasıl riske atardı ben ise yılmaz ailesinden pek hoşlanmıyordum.öz annemin yakın akrabaları idiler fakat annem hariç hiçbirimiz onlardan hoşlanmıyorduk.
burcu benim çok yakın arkadaşımdı onunla dertleşip sohbet etmek bana iyi geliyordu.
burcuyla cafeden çıkmıştık.burcu bara gidip kafa dağıtalım desede ben eve gidip dinlenmek istediğimi söylemiştim.
taksiden indiğimde kapıyı çalmış açılan kapıyla yoncayı görmüştüm.yonca mahçup bir tavırla konuşmuştu."alya hanım gökhan bey geldi."söylediğiyle duraksamış yoncaya bakmıştım."odanızda sizi bekliyor"tek kaşım havalanırken."yonca odama girmesine nasıl izin verdin."demiştim."ama alyadan izin aldım demişti..kusura bakmayın ben telefonunuz burada olduğu için sizi arayıp doğruluğunu teyit edemedim.özür dilerim."yonca son sözlerini söylerken ben adımlarımı merdivenlere doğru yöneltmiştim."alya yiğenimin ateşi vardı ama şimdi durumu dahada kötüye gidiyor ablam aradıda iznin olursa ben gidebilirmiyim yanına."yoncanın sözleriyle adımlarım yavaşlamış"git yonca geçmis olsun"demiştim.
odamın kapısını hırsla açtığımda koltukta oturan gökhanla göz göze gelmiştik.kapıyı sertçe kapatmış"neden buradasın."soğuk sözlerim yüzündeki heyecanı soldurmuş gibiydi."alya arslan yılmaz la evlenicekmişsin doğrumu bu!"sözleriyle daha yeni unuttuğum detayı bana tekrar hatırlatmıştı."sanane ya gökhan sananee"gokhana doğru yürürken gökhanda ayağa kalkmıştı."alya ne demek sanane biz çıkıyorduk seninle ve senin bir anda evleneceğin haberi geliyor heryerden nasıl banane oluyor bu durum."ses tonu yükselirken bende dudaklarımı ıslatmıştım."bağırma bana senin o barlardaki emir verdiğin kızlardan değilim ben."dediğimle bir adım atmıştı bana doğru."alya öyleyse söyle ya ben sarhoş olduğum için bir kızla yakınlaştığımdan dolayı terk ettin beni senin ise evleneceğin söyleniyor söyle doğrumu değilmi!"sesini dengede tutmak istesede tutamamıştı.gözlerimi kısmış"bir şey mi ima etmeye çalışıyorsun gökhan."
gökhanın sinirden alnındaki damarı belirginleşmişti"lan söyle alya delirtme beni böyle bir şey var mı yok mu?"bağırışıyla."evet evleniyorum arslanla"demiştim sinirle bu söz canımı öyle bir yakmıştı ki gözlerim dolmuştu.
gökhan adımlarını bana doğru atarken ben ise gerilemiştim."gökhan."elimle dur işareti yapmıştım."ne saçmalıyorsun sen!"sinirin ve öfkenin hakim olduğu sesi duymamla ela gözlerim benim gibi olan ela gözlere gitmişti."ne demek evleniyorum....lan ne demek evleniyorum alya!"hali beni korkutmaya başlarken bu kadar bağırışa hâla gelmeyen sorumlu aileme karşı şaşırmıştım.
"sen benimle birlikteyken arslanla mı görüşüyordun.beni kullanıyormuydun."gökhan saçmalamaya devam ederken."ya defol git evimden ya..ben sen miyim sevgilim varken başka kızlarla takılayım."gökhan elini saçlarından geçirmiş sabır demişti."kızım ben sarhoştum lan sarhoş.ama şimdi hesap sırası sende.madem ben varken o yoktu nasıl evlenebiliyorsun.sen hem sevmezdin yılmazları ne olduda evleniyorsun."
gökhan sözleri ile beni dahada çıkmaza sürüklüyordu."bilseydin gökhan ha!.bilseydin ya bilseydin!.sevgilinin yaralarını hiç gördün mü ki benden hesap soruyorsun.ben üzgünken bile sen o gün mutluydun diye mutlu göründüm.iyi değilim mi demem gerekiyordu illa gözlerime bakıp anlayamıyormuydun."
gökhan ellerini kollarıma uzatmış"konuşmuyordun ki sevgilim.konuşmuyordun.söyle bana, şimdi eğer sorsaydım söylermiydin, gerçekleri anlatırmıydın bana."demişti.
gözlerimdeki yaşlar kendini tutamamış öylece akıyordu gözlerimden.adımlarımı güçlükle yatağa doğru yönlendirmiş yatağın köşesine oturmuştum.sessizliğim kendini koruyor tek kelime dahi çıkmıyordu dudaklarımdan odada hıçkırık seslerim duyuluyordu aklıma neler yaşadıysam hepsi şu an geliyordu..
ellerimi başıma koymuş dirseğimi ise dizlerimin üzerine koymuştum.her ne kadar dik durmaya çalışsamda yoruluyordum.dışımdan kahkaha sesleri duyulurken içimdeki mezar artık toprağını üzerime atmış sıra ağıt yakmaya gelmişti sanki.
"alyam"başımda hissettiğim el ve yanıma çöken ağırlığı umursamamıştım."şşş tamam ağlama ben yanındayım"elleri yüzüme çıkmış yüzümü kendine doğru çevirmişti.başımı ellerinden kurtarıp göz yaşlarımi elimle silmiştim.derin nefesler alıyor sakinleşmeye çalışıyordum."gökhan git"zorlukla konuşmuştum.
"hayır alya hayır bize bunu yapma"kolları bedenimi sarmıştı."sende beni seviyorsun biliyorum anlat bana biliyorum sen beni aldatmassın anlat bana eskisindende daha fazla sevelim birbirimizi beraber olalım yardım edeceğim sana maddi manevi her türlü."aglamam durmaya başlayınca kafamı sallamış"gökhan bırak"demiş kollarını bedenimden çekmesini beklemiştim."alya lütfen.."
ellerimi kollarına koymuş"gokhan lütfen git sonra konuşuruz"boynumda hissettiğim nefesle gerilmiştim.gokhan kafasını boynuma yakınlaştırmıştı."gokhan-"gürültüyle açılan kapıdan arslan görülmüştü.gökhan kafasını boynumdan çekmiş arslanı görmesiyle ayağa kalkmıştı.korku ve gerginlik tüm bedenimi sarmıştı adeta."Lan seni gebertirim Lan."odayı ve muhtemelen yalıda da duyulan arslanın gür sesi dahada korkutmuştu beni.gökhan sanki arslan bana zarar verebilir diye önüme geçmiş arslana bakıyordu.herşey hızlıca gelişirken arslan hızla gökhanın yakasından tutup kafa atmıştı.ağzımdan istem dışı ufak bir çığlık çıkmıştı.gökhanda karşılık verince ikisini yerde görmüştüm.hızlıca aralarına girmeye çalışmıştım."arslan ya ne yapıyorsunuz ayrılın."ellerimle gökhanın üzerinde olan arslanın kollarını tutmaya çalışıyordum.gökhan her ne kadar alttada olsa arslana karşılık veriyordu.kavgayı ayıramıyordum.öokhan nasıl oldu anlamadım ama bir hamleyle arslanın üzerine çıkmıştı.yerde birbirlerine yumruk atarken kavgaları dinmiyor dahda alevleniyordu sanki.ne yapacağımı şaşırmış ikisine bakıyordum.yüzlerinde oluşan yaralarla kan damlaları parkeye düşmüştü.arslan gökhanın üzerine çıktığında arslanın belinde fark ettiğim silahi elime alıp havaya ateş etmiştim.gözler beni bulduğunda fırsattan istifade elimdeki silahı yere atmış dizlerimin üzerine oturup aralarına girmeyi az da olsa başarmıştım.ellerimle arslanın kollarını tutmuştum."yeter artık öldürüceksiniz birbirinizi."az önceki kavgadan dolayı hızlanan nabzım ile sakinleşmeye çalışıyordum.onalarda öylece oturmuş durmuşlardı arslan gözlerini benden çekip tekrar gökhana baktığında ne yapacağını anlamış bir çare maksadıyla arslana sarılmıştım."arslan ne olur dur artık yeter."arslan karşılık vermemiş öylece durmuştuk.içeri gelen korumalarla arslandan ayrılmış gokhan ve arslanın arasında durmaya devam etmiştim.arslan ellerini saçlarından geçirmiş tekrar bana bakmıştı.eliyle kolumu tutmuş ayağa kaldırdığında yanımdaki gökhanda ayağa kalkmıştı."bırak lan kızın kolunu"gökhanın konuşmasıyla arslan korkutucu şekilde gülmüştü.anlamaz gözlerle arslana bakmıştım."siktir git yoksa elimde ölü bedenin kalacak."soğuk sesine karşılık gökhana bakmıştım bir şey söyleme der gibi."gökhan git lütfen-"sözlerimi bitiremeden arslan beni duvara doğru itmiş ama hâlâ eli kolumdaydı."kes sesini alya"boynunda belirginleşen damarı,sert sözleri, davranışları ve soğuk haliyle beni korkutuyordu.bedenim buz kesmişti sanki.gözleri ateş saçıyordu adeta.
arslan korumaya dönmüş tek hareketiyle korumanın gökhanı odadan çıkarmasını sağlamıştı korkuyla arslana dönmüş"ne yapacaklar, sadece çıkartıcaklar değil mi?"sözlerim arslanı dahada öfkelendirirken"sen kendi halini düşün!" ne bok yapıyordunuz burada"yüzüme bağırmasıyla yümü yan çevirmiştim.baskı altında hiçbir zaman bir şey konuşamıyordum."konuş.yatakta ne yapıyordunuz alya konuş!."ima ettiği şeyi yeni anlamış kafamı hızla arslana doğru çevirmiştim."ne diyorsun sen be!."arslan elini enesine götürmüş ardından bana dönmüştü bakışları."soruma cevap ver alya"duruşumu dikleştirmiş"oturuyorduk sadece,konuşmak için gelmişti."demiştim.
"Kimin hadine lan senin'le konuşmak ha!.
Benim kadınımın yanında aynı odada ha bir de yatakta tek kalmak benden başka kimin haddine lan!"
bedenimi ele geçiren korku kuşkusuz arslan yılmazın eseriydi.konuşup kendimi savunmak istesemde vücüdumu ele geçiren bir diger duygu olan gerginlik buna müsade etmiyordu.
eli kolumu sıkıca kavradığında yüzümü kendisine doğru çevirmemi sağlamıştı.
" hareketlerine dikkat ediceksin.sen yılmazsın,bir yılmaz gibi davranacaksın."
sözleri kısa da olsa anlamları uzundu."ben aksoy'um yılmaz olsam da benim hal ve hareketlerim değişmeyecek."
arslanın gözleri avının üstünden bakan bir aslan gibiydi."o herifi öldürmek daha iyi bir fikir diyorsun yani"sözleriyle dudaklarımı ıslatmıştım."hiçbir şey yapmayacaksın arslan.ben seninle boşuna evlenmiyorum gökha-"sözümu kesmiş"o piçin ismini ağzına alma."
nefes almış sözlerime devam etmiştim."buraya onu ben çağırmadım kendisi ben gelmeden önce gelip odamda beni beklemiş benim suçum ne?"
sukunetimi koruyorak kurduğum cümle ile korkarak arslana bakıyordum.
"Alya bana kelime oyunu yapma!ne yapman gerektiğini bilmen gerekirdi!."
kolumdaki eli artık canımı fazlasıyla acıtıyorken yine de bir şey dememiştim.
gözlerim isyemsizce dolmuştu.
"Bunun bedelini o canıyla ödeyecek.sen ise kendini düşün alya!"
kolumdaki elini iterek bıraktığında yatağa tam uzanacak pozisyona gelecektim ki kollarımı geriye atarak uzanmamı engellemiştim.
korkulu gözlerim ile benden uzaklaşan arslana bakmıştım.kapıyı çarpıp çıkmıştı.
gözlerimdeki yaşlar özgürlüğüne kavuştuğunda yanağımdan usulca tek tek süzülüyordu.
istemsizce elimi koluma değdirmiştim.göz yaşlarımın arasında bakışlarım koluma gitmişti.dayanamamış öfkeyle elime ne geldiyse alıp kapıya doğru fırlatıyor içimde oluşan yıkıma engel olamıyordum.camın arkasından gördüğüm yabancı arabalar ile elime her ne aldıysam cama doğru fırlatmış camın kırılmasını sağlamıştım."cehheneme kadar yolun var arslan!" içimdeki öfke ne yapsam boşalmıyordu.
yatağımım üzerinde bulunan yastık, pike odada normalde yerinde bulunması gereken her ne varsa hepsini dağıtmış sinirimi eşyalardan çıkarmıştım.
tüm bunları yaşarken yanımda olmayan aileme ve bunu yaşatan arslandan nefret ediyordum.
arslan yılmaz o öyle birisiydi ki onun karanlık yüzünü kendisi bizzat bana göstermekten çekinmiyor ve çekinmeyecekti.Kimseye merhameti yoktu.Kendisi için beni bile o karanlığında boğup öldürebilirdi.Benim aklım almasada yaptığı onca şeye rağmen onu ne polis ne de hukuk hiçbir şey durduramıyordu.Gerçi polis bile onun tarafındaydı o tüm yaptığı kötülüklerini profesyonelce istanbul beyefendisi tavrıyla kamufule edebiliyordu.
benim zorlu sınavım arslan dı.kaçmak istemiştim ama ailemi onun olmayan vicdanına bırakamazdım.Ailem beni bıraksada benim vicdanım buna el vermiyordu.
Gecenin muhteşem laciverti gökyüzünü tamamıyla kaplamıştı.
duştan çıkıp giydiğim saten pijama takımytakımıatağın başlığına yaslanmıştım.
gözlerim arslanın kolumda bıraktığı hafif morluğa değinmişti.gözlerimi kolumdan çekmiş camdan kocaman görünen gökyüzüne çevirmiştim.
gözlerim gökyüzünde takılı kalmışken duyduğum adım sesi ile korkuyla bakışlarımı balkona çevirmiştim.ne zamandır kavradığim pikeyi elimle sıkıca tutuyordum.balkondan elindeki sigarası ile çıkan kişiyle derin bir nefes almıştım...
Arslan yılmaz acımasız zalim karanlık bir adamdı bu kişiliğini de, iş adamı kimliği ve salon beyefendisi görünümüyle profesyonelce kamufule edebiliyordu.
Yorum yapmayı unutmayın sevgilerimle..