2 ay sonra
Namım yayılmış herkes beni killer diye tanımıştı. Bu asiliğim sinirliğim onları elbet bir gün kesecekti ve her taraf kan olacaktı ben ise o kanın içinde yüzecek tekrardan düşman bulacaktım.
Gecenin bir yarısı herkes uyurken ben ise dışarıda ki çardakta oturuyordum gözlerim uzaklara dalmış sanki birisini bekler gibi, elimdeki sigarayı dudaklarıma geçirdim ve derin bir nefes çektim ardından ormana baktım gözlerime bir hareketlilik çarpmıştı. Telefondan saate baktım saat üçe geliyordu kafamı kaldırmadan ormana baktım aynen bir hareketlilik vardı birisi mezarlığa doğru gidiyordu.
Yerimden kalktım ve adımlarımı ormana yönlendirdim, bir yanım gitme diye söylense de diğer yanım git ve işi bitir diye bağırıyordu uzun zaman sonra kalbim hızlı çarparken belimdeki silahı çıkardım ve yavaş temkinli yürüyordum tam ormana indiğimde mezar beş metre ötede idi ama gördüğüm görüntü ile dilimi yutmuştum.
İki kişi mezarı inceliyorladı birisi uzun diğeri ise kısaydı üzerlerinde siyah bir şey vardı ama tulum değildi hemen ağacın arkasına saklandım ve kafamı döndürüp baktım, mezarı kazıyorlardı hemen telefonumu çıkardım ve Savaşa mesaj attım.
"Savaş acilen mezara gel iki kişi mezarı kazıyorlar."
Bekledim ama cevap yoktu adamlara döndüğümde bir şey aldılar ve tekrardan toprak attılar. Etrafa bakındıktan sonra uzun olan kısa'nın kolunu tuttu.
"Kimse görmedi değil mi?"
Sesi tanıdık gibi geliyordu.
"Hayır abi" diyip aşağıya indiler.
En sonunda gözden kaybolunca ağacın arkasından çıkıp mezarın yanına gittim, ne kadar doğru bilmiyorum ama gecenin bir yarısı mezarı elimle açmaya çalıştım açmaya çalışınca elime bir şey değdi orayı kazınca bir kutu çıktı kutuyu aldım ve yere oturdum üstündeki toprakları atınca çevirerek baktım.
Salladığımda içinde baya bir şeyler olduğunu farkettim ve önündeki bir birine geçirilmiş demiri açtım. Kapağı açtığımda içinde bir sürü mücevher gördüm içini karıştırırken bir tane küçük küpe gördüm sanki kalbim sıkışmıştı onu elime aldım ve daha yakından inceledim yeşil küçük top bir küpeydi.
Bu küpe içimi öyle bir sızlatırken beynimde eski anılarım döndü.
2014
Okuldan neşeli şekilde geliyordum o örgülü topuz saçımla sırtımdaki mor çantam ile binanın önüne gelince küçük kollarımla binanın büyük kapısını açmıştım, merdivenlerden hızlı bir şekilde çıkınca kapımızın önünde durdum ve kapıyı tıklattım kapıyı annem açmıştı gülerek annemin bacağına sarıldım.
Annem yere çömerek benim boyuma geldi.
"Güzel kızım gelmiş bakıyorum da"
Ellerimi arkamda birleştirdim ve aynı gülümseme ile anneme baktım.
"Anne bugün ne oldu biliyor musun? Bir tane arkadaş edindim adı Buğlem kız buraya yeni gelmiş onunla oynadım konuştum yemeğimi paylaştım o o da bana yemeğinden verdi"
Heyecanlı şekilde anlatırken annemin o pamuk eli sağ yanağımı okşadı ve o yanağıma öpücük bıraktı annem beni öpünce dünyanın en mutlu insanı oluyordum. "Afferim kızıma paylaşmak güzel bir şeydir" dedi. Ardından ayağa kalktı ve elini uzattı.
Bende elini tutunca beni odama götürdü ve tekrardan çömeldi "Masanın üzerine bak bakayım" bakışlarımı çalışma masamın üzerine çevirdim beyaz bir kutu vardı anneme baktım "One anne" annem bakışlarını bana çevirince "Aç kızım, bak bakayım neymiş" sırtımda ki çantamı yere bıraktım ve masamın üzerinde ki kutuyu alıp annemin yanına gittim.
Kutuyu açtığımda ağzımdan sevinç çığlıkları çıkmıştı kutunun içinde yeşil toplu küpe çıkmıştı. Annemin boynuna sarıldım "Ya anne bu çok güzel teşekkür ederim" dedim sevinerek. Yanağımı öptü ve elimdeki kutuyu aldı. "Gel, kucağıma otur takalım".
Kucağına oturduğumda ablam odaya girdi, ablam hem bana hem annemin elindeki küpe olan kutuya baktı "Bir de küpe mi aldın anne inanmıyorum." dedi Yüzüm düşmüştü. Ablam annemin elindeki kutuyu aldı ve baktı "Bi de zümrüt" diyip yere fırlattı ve odadan çıktı. Annem onun arkasından bağırırken ben kucağından kalkıp küpeyi aldım, bir tane Zümrütün üstü çizilmişti.
Alıp anneme uzattım " boşver anne, sen küpeyi tak" annem elimdeki küpeleri aldı ve kucağına tekrardan oturdum annem kulağıma takınca yüzümde gülümseme oluştu. Kucağından kalkıp aynanın karşısına geçtim ve kendime baktım çok güzel olmuştu, anneme koştum ve boynuna sarıldım "Çok güzel oldu".
Yanaklarımdan tuttu "Ablan istediği kadar konuşsun sen umursama kızım" başımı salladım. O günden beri çıkarmamıştım ama bir gün küpe kaybolmuştu çok ağlamıştım.
Günümüz
Yıllar sonra bu küpeyi görmek içimi sızlatmıştı küpeyi biraz daha incelediğimde beynim şok olmuştu Zümrütün üstü çizik idi, nefesim kesilmişti etrafa baktım hiç kimse yoktu telefondan flaşı açtım ve daha da inceledim bu küpe benim di ama tek soru benim küpem burada ne işi vardı.
Küpeyi kapanmak üzere olan kulağıma zar zor taktım ve kutuyu kapatıp aldığım yere geri koyup üstüne toprağı attım. Eskisi gibi olunca ormanlıktan çıktım ve eve doğru yürüdüm yürürken de elim sürekli kulağımdaydı. Evin kapısını sesizce açtım, parmaklarımın ucunda yürüyerek odama çıktım.
Kendimi yatağa bıraktım uzun süre odamın krem renkli tavanına baktım ve aniden kalktım "bu işte bir şey var küpemin burada ne işi var ve bu adamlar kim." Bir süre kendi kendime konuştum sonra kendimi uykunun kollarına bıraktım bu uyuduğum uyku öncekilerden daha değişikti.
Vücudum rahatlarken beynimse sakinleşiyordu bir an kendimi o küçükken neyin ne olduğunu bilmeyen saf kız olarak tanıdım. Keşke şuan bunlar birer rüya olsaydı ve ben uyandığımda o yedi yaşındaki ilkokula giden kız olsaydım. Gözümden bir damla yaş düşerken başımı sağ tarafa çevirdim. İnsan denize düştüğünde insanı derine çeker ya uyku da öyleydi.
Uyumuştum.
Sabah uyandığımda kendimi çok iyi hissediyordum bir süre kalkamadım yatakta öylece durdum, en sonunda kalktım ve saate baktım öğlene geliyordu. Gözlerimi ovaladım ayağa kalkıp banyoya yürüdüm elimi yüzümü yıkayıp aynadan kendime baktım ilk olarak gözüme küpe çarptı ve güldüm onu bulduğuma çok sevindim.
Odama dönüp dolabımdan bordo bir t-shirt ve siyah bir eşorfman aldım hepsini giydikten sonra odadan çıktım aşağıya salona indim kimse yoktu tek kaşım havalandı. "Nerede bu gurubun üyeleri patlatam mı burayı lo" bağırınca Yasin alt katın tuvaletinden koşarak çıktı.
"Ne oldu lan!" Dedi.
Elimi çeneme koydum.
"Hangisini saysam" dedim.
Şaşırarak baktı. "Gecenin bir yarısı iki kişi mezara geldi, mezarı kazdı ve bir şeyler aldı çekip gittiler." Yasin kolumdan tutarak beni dışarıya sürükledi beni havuzun önüne getirince.
"Öğrendik, sen mesaj attığında Savaş hepimizi ayağa dikti şuan mezarın orada inceleme yapıyor ama tek sorun o kişiler kim ve mezardan ne istediler."
Dudağımı büzdüm, bu sırada Savaş ormanlıktan çıkmış yanımıza geliyordu. "Bir şey buldunuz mu Savaş" dedi ben de Savaşa baktığımda elinde ki kağıda baktı ve bana uzattı. Kaşlarım çatıldı bir kağıda bir Savaşa baktım ve kağıdı aldım üstünde.
İstediğin kadar kaç Asena seni bulacam.
I.
Kağıdı buruşturarak havaya attım ve tam düşeceği zamanda tekme attım kağıt gözden uzaklaşırken Yasin "GOOOOLLL" diye bağırdı. Parmağımı sallayarak " O it oğlu iti bulup gebertmezsem namerim." Diyip eve gittim mutfaktağa girdim ve kendime tost hazırlamaya başladım dolaptan sucuk çıkarıp dilmeye başladım bitince ekmek sepetinden kendime tost ekmeği aldım bu esnada Cindy geldi.
"Onca olay oluyor ve sen ise hiçbir şey olmamış gibi burada kendine yemek mi yapıyorsun." Başımı ona döndürdüm "Evet artık duygularımı yitirdim mutluluk neydi he ya da endişelenme neydi ben bunları unuttum." Cindy sandalye çekti ve oturup dikkatini bana verdi.
"Asena, adamların yüzünü gördün mü?"
Başımı hayır anlamında salladım. Tekrardan tost yapmaya döndüm ve yapıp tost makinesine koydum pişmesini için beklerken kendime sandalye çekip oturdum. "Cindy, mezarda ne var sen biliyor musun?" Bir süre etrafına baktı söylemek ile söylememek arasında kalmıştı.
"Annemin mücevherleri vardı ve bunu sadece abim ve ben biliyoruz." dedi iyi de ne için koymuşlardı.
"Birde" dedi bakışlarımı ona çevirdim.
"Ne?"
Dudaklarını araladı.
"Birde annemin bir arkadaşı vardı çok samimi değillerdi ama o kadın zamanında anneme çok yardım etmiş aynı zamanda annem de öyle, bir gün kadının bir kız çocuğu oldu aradan yıllar geçmiş annem o kıza zümrüt bir küpe almış kadının evine gitmiş ve küpeyi vermiş. Aradan üç ay sonra o kadın annemin kapısına dayanmış 'bu küpeleri alın bu küpe yüzünden kızıma bir şeyler oldu' demiş, ve annem küpeyi almış mücevher kutusunun en güzel yerine koymuş hatta ölmeden öncede bana 'bu küpeye göz kulak olun' demişti, öldüğünde bende kutuyu mezarına gömdüm o göz kulak olsun diye"
Şimdi bütün taşlar yerine oturuyordu beni bir kişi değil bir çok kişi öldürmeye çalışıyorlardı, ama bilmiyorlar ki ben ölmeden onları öldürecektim kimler bana zarar verdilerse bende onları bin kat zarar verecektim ben üçgen kuralına bozmamaya çalışmıştım.
Karakterimi bozmayacaktım ama bozdum, kalbimi temiz tutacaktım ama kirlettiler, vicdanımı koruyacaktım ama ne vicdan kaldı ne güvenirliğim.