İçeriğe geç

Açık Prangalar

Bölüm 3 · 3 dk okuma

Açık Prangalar

Bölüm 3

(3)

İnsanların hayelleri olur, benimse hep keşkelerim oldu...

Elimi tutuşundan kurtararak geri çektim. Masada bulunan boş sandalyelerden birine oturdum. Babamlarda tokalaşıp oturmuşlardı. Hemen karşı çaprazıma Pars'ın oturduğunu göz ucu ile gördüm. Gözlerim yanındaki iki kişiye kaydı. Abim Gümüşay yapının son zamanlarda fazla adını duymuştu ve açıkcası onlarla ortak bir işe atılmak istiyordu. Bu konu hakkında tek bildiğim Gümüşay yapının sahibinin Pars Gümüşay olmasıydı ki onunlada şu an tanışmıştım, ancak yanındakileri tabiki de merak ediyordum.

"Ben Ata şantiyeleri denetliyorum, ve yanımdaki de Nesrin. Dış mimarlarımızdan sorumlu olan kişi. Tanıştığımıza memnum oldum." Dedi adını yeni öğrendiğim adam babama hitaben konuştuğunda. Esmer ve kahveye çalan saçlarıyla gerçektende hoş duruyordu. Güler yüzlü olduğu tek bakışta anlaşılıyordu.

Ata'nın güler yüzünün aksine yanındaki kadın yani Nesrin bir o kadar soğuktu. Hatta donuk da diyebirlirdim. Beyaz teni, siyah küt saçları ve mavi gözleri ile fazlasıyla dikkat çekici birine benziyordu oysaki.

Bir kaç dakika sonra yemeklerimiz masaya geldiğinde çatal bıçak sesi konuşma seslerine eşlik etti. Babamlar daha çok iş hakkında konuştukları için açıkçası dikkatimi çekmemişti. Bende önümdeki yemeği çatalımla didikleyerek oyun oynuyordum. Böyle ortamlar, özellikte benim yaşımdaki biri için fazlasıyla sıkıcıydı.

Bir elimi yanağıma koyarak tabağımdaki yemeğe baktım. Şu an Mine ile eğlencenin dibine vuruyor olabilirdim... Yada onu zar zor evine taşıyorda olabilirdim. Böyle düşününce hiç çekilmez geliyordu ancak şu ortama karşın gayet çekilebilir olabilirdi de. Dalgınlıkla derin bir nefes aldım ve yanaklarımı hava ile şişirdim. Bir kaç dakika sonra hızlıca yanaklarımda tuttuğum havayı serbest bıraktım çünkü birden nerede olduğumu hatırlamıştım.

Masada beni o halde gören var mı diye hızlıca göz gezdirirken Pars'ın gözlerini irislerim yakaladı. Bir elinde yeni fark ettiğim sigarasını tutarak bana bakıyordu. Tanrım beni o halde görmüş olmasın... Gözlerimiz buluştuğu saniye ben hemen gözlerimi çektim. Rezil olmuştum, kahretsin.

Gözlerimi tabağımdan ayıramıyordum şu gece bitsede bir an önce eve gidip rahat rahat odamda takılsam. Abimin hevesli sesi kulaklarıma uğradığında kafamı kaldırıp ona baktım. "Bu iş iki taraf içinde fazlası ile karlı olucak, başarı ile bitirebiliriz umarım." Babam sakinliğini koruyarak araya girdi. "Her şey iyi hoş rayında gidiyor ama ortaklık için yüzde kaç kar talep ediyorsunuz Pars bey?" Dedi babam.

Soru karşısında gözlerim Pars'ı buldu. Yani babam biraz bodoslama bir soru sormuştu. Pars çoktan sigarasını söndürmüş elindeki içki bardağı ile babama bakıyordu. İçkisinden bir yudum alarak bardağı bırakmadı hareketleri oldukça yavaşdı. "Bu iş için para istemiyorum." Pars'ın sözleri hepimizi bozguna uğrattı. "Anlayamadım?" Babam bizden daha fazla şaşkındı.

"Ne demek kara ortak olmak istemiy-" Ata hızla öne atılarak konuşmuştuki Pars boştaki elini kaldırarak onu susturdu. Ortamın atmosferi bir anda değişmişti. Ve açıkcası şu an konu oldukça dikkatimi çekmişti.

Pars aynı yavaşlığı ile rahat oturduğu sandalyede öne doğru eğildi aynı zamanda elindeki bardağıda sertçe masaya bırakmıştı. "Anlayacağız Fazıl bey, benim istediğim sizin paranız değil başka bir şey." Esrarengiz konuşması içimdeki merak duygularını kabartıyordu.

Tam bu esnada Pars'ın gözleri beni buldu. Bakışları ilgi çekici olduğu kadar değişiktide. Şu an ise tamamen farklı bakıyordu. Ormanın ev sahipliği yaptığı gözlerine koyular inmiş ve kendisi olduğundan daha tehlikeli biri gibiydi. Gözlerine baktığımda ürpererek yanında oturan kişilere çevirdim odağımı. "Ne istiyorsunuz Pars bey?" Akıllardaki o soruyu babam kelimelere döktüğünde tek odak olmuştu.

Gergince yanağımı kaşıdım ne tür bir ortama düşmüştüm ben. Stresden bayılıp kalıcaktım resmen. Eli masada parmakları ile ritim tutan Pars'ın kalın sesi duyuldu bu sefer; "Her şey için sadece Bal'ı istiyorum." Duyduklarım karşısındaki elimdeki çatal tabağa düştü. Söylediğini kulakları duyuyor muydu? Hızla kafamı kaldırıp ona baktım. Dediği şey ne demekdi? Derince yutkundum. Ben ona bakarken o bana bakarak bardağını rahatça eline alarak içkisini yudumladı. Masada derin bir sessizlik oluştu.

Kulaklarımın uğuldadığını hissediyordum.

Oysaki keşkelerim daha yeni başlıyordu...

Bölüm sonu

4 yorum