İçeriğe geç

Acı Tatlı Hayat

Bölüm 6 · 6 dk okuma

Acı Tatlı Hayat

Bölüm 6

"Düşmanımız Gibi"

Asel

Emir'in ailesinin önümüze koyduğu engeller bitmiyor, çok diyorum ama Emir'in pek vazgeçmeye niyeti yok. İnatçı işte! Şimdi de Emir'in transferini araya koyuyorlar. Bu transfer kariyeri için çok önemli, ama o kadar inatçı ki gerekirse bu fırsatı bile tepebilir. Yine de ben bütün bu çabaya değer miyim bilmiyorum.

-Emir, ne yapacaksın?

-Kimse yüksek sesle cinayet planlamaz, birtanem. Sabret, bir planım var.

-Korkmuyor değilim, biliyor musun?

Gülümsedi, alnıma küçük bir öpücük kondurdu ve sarıldı.

-Korkma sen, sana zarar vermelerine izin vermeyeceğim.

-Umarım, Emir.

Birlikte bir süre daha sahilde dolaştık, daha sonra eve bıraktı beni. Sıkıntılı bir nefes verip, salonda uyuyan kızları rahatsız etmeden odama çıktım. Üzerimi değiştirip, kendimi yatağa bıraktım.

Emir

Delireceğim! Normalde ailemin kararıma saygı duyması gerekirken, mutluluğuma çomak sokması zoruma gidiyor be! Tamam, hadi diyelim ki iyiliğimi istiyorlar, başka bir yolu yokmuş gibi, beni tek bir seçeneğe zorlamaları da benim iyiliğimi düşündükleri için mi? Akıl akıldan üstündür derler, keşke buna ailemi de inandırabilseydim. Çünkü, onlar her şeyin en iyisini kendilerinin bildiğini söyler, ve asla bana fikrimi sormaz. Ama bunu değiştireceğim ve harika bir planım var, kariyerimde önemli bir dönüm noktası olabilecek başka bir transfer teklifi var, ve eğer başarımı bu takımda devam ettirebilirsem, aileme ne kadar yanıldıklarını gösterebilirim.

Anlarlar mı? Hiç sanmıyorum, ama inanın artık umurumda değil. Ertesi sabah kalkıp, her sabah yaptığım koşunun ardından, duş aldım. Hazırlanıp kahvaltımı da yaptıktan sonra, teklifi görüşmek için evden ayrıldım. Görüşmeden zaferle ayrılmıştım elbette, özgüven mi dersiniz yoksa ego mu, bilemem ama aksi zaten benim için mümkün değil. Sevdiceğim arıyor.

-Alo? Emir, ne yaptın?

-Hayalimdeki takıma kabul edildim, güzelim. Sana bahsetmiştim hatırlarsan.

-İyi de ailen?

-Asel! Onlar umurumda değil. Çok bir şey istemiyorum be güzelim, sadece hayalimin peşinden gidip başarımı devam ettirmek, sevdiğim kadınla mutlu olmak istiyorum.

-Emir... Sakin ol lütfen. Ne karar alırsan al, arkanda olduğumu unutma.

-Unutmam, güzelim. İyi ki varsın...

Konuşmamız bittiğinde, keyfim daha da yerine geldi. Telefonuma gelen hatırlatıcı bildirimiyle afalladım. Hay ben böyle işin...! Az kalsın, sevdiceğimin doğum gününün yaklaşmakta olduğunu unutuyordum, iyi mi? Hazırlık yapmalı.

-Alo? Hayırdır, kardeşim sabah sabah?

-Sana da günaydın kardeşim, rahatsız etmiyorumdur umarım?

-Yapacağını yaptın zaten, seni dinliyorum.

-Bir konuda yardımın lazım. Asel'in doğum günü yaklaşıyor ve nasıl bir şey organize etmeliyim bilmiyorum.

-Ayarlarız bir şeyler. Sen ne yaptın? Görüşmen vardı bugün.

-Kabul edildim.

-Vay, hayırlı olsun kardeşim.

-Sağol, ee detayları nerede konuşalım?

-Dur bir dakika, kızları da arayayım. Beraber organize ederiz.

-İyi olur, Berk'i de ara.

-İyi hatırlattın. Konum atarım sana, orada toplanırız.

-Tamamdır. Görüşürüz kardeşim.

Telefon konuşmasından sonra, eve geri dönüp, biraz idman yaptım. Çok geçmeden Tuna konum atmıştı. Duş alıp hazırlandım, ve konum attığı mekana doğru yola çıktım. Tuna, Berk, Asi, Dila ve Hazal, çoktan gelmişti. Birlikte organizasyonu planlamaya başladık. İki gün içinde her şeyi ayarlayabileceğimizi düşünüyorum. Umarım yanılmam. Tekrar haberleşmek üzere ayrıldık, yolda yine ailemle kavga ettim. Bıkkınlık ve bezmişlik hissiyle eve gidip kendimi yatağa bıraktım.

(Ertesi sabah)

Sözleştiğimiz gibi, kararlaştırılan mekana gitmek üzere erkenden kalkıp kahvaltımı yaptım. Detayları konuşacak, ve mekanı hazırlamaya yavaştan başlayacaktık. Hava kararana kadar çalıştık. Geriye hediyeleri ayarlamak ve son kontrolleri yapmak kalmıştı.

(Doğum günü sabahı)

Asel

Sabah sabah, Dila'nın dürtüklemesiyle uyandım, uykuya acayip düşkün biri olarak, neler olduğunu merak ediyorum doğrusu.

-Cidden bir şeyi çok merak ediyorum. Sabahın bu kör vaktinde niye uyanığım ben?

-Of, Asel! Az çene, çok hareket! Kaldır kıymetlini de hazırlanalım.

-Tamam da niye? Ne için hazırlanıyoruz?

-Sürprizi bozamam valla. Kusura bakma. Hadi, hadi, hadi! Kalk!

Söylene söylene kalkıp duşa girdim. Güzel bir duş alıp, kendime geldikten sonra, dolaba yöneldim, gözüme çarpan ateş kırmızısı çok güzel bir elbiseyi seçtim ve ona uygun ayakkabıyla beraber, hazırlanmaya başladım. Kızlar da hazırdı; Dila, Gül rengi ve beyaz gradyan elbise üstüne siyah deri ceketini giymiş, ayakkabı olarak da yine siyah bir topuklu tercih etmişti, balyajlı ve güzel bakım yaptığı saçlarına maşa ile iri dalgalar yapmıştı. Asi, kot mavi bir gömlek ve kot eteğini kombinlemiş, ayakkabı olarak da yine kot ve spor bir ayakkabı seçmişti, spor ve şık. Tam onun tarzı, bakımlı saçlarına da maşa ile şekil vermişti.

Ben de hazırlıklarımı tamamladıktan sonra, son kez evi ve hayvanlarımızı kontrol edip çıktık. Biz gelene kadar aç kalmamaları önemli. Kızlar hiç bir şekilde nereye gideceğimizi söylemeyip yol boyunca beni meraktan çatır çatır çatlatıyordu.

En sonunda oldukça güzel bir mekanda durduk, kızları beklemeden, arabadan inip mekana girdim.

"SÜRPRİİİZZZ! İYİ Kİ DOĞDUN ASEL!"

Yok artık ama! İnsan kendi doğum gününü unutur mu ya? Utangaçlıkla karışık bir sevinçle çığılık attım. Kızlar, arkamdan gelip iki koca konfetiyi patlatmıştı, sesinden ürksem de kahkahalarla gülmeye başladım.

Kızlar bana sıkıca sarılıp beni resmen sandviç etmişti. Kızlar sarılmayı bırakıp, sevgililerinin yanına gidince, ben de kendimi Emir'in kollarına attım.

-Bu kadar sevineceğini bilseydim, her gün sürpriz yapardım sana.

-O niye?

Saf saf suratına bakmamla, kahkaha atması bir oldu.

-Sen mutlu ol diye, güzelim.

-Beni utandırmak hoşuna gidiyor, değil mi?

Alnıma küçük bir öpücük kondurup, muzipçe güldü.

-Beni suçlayamazsın, utandığında acayip tatlı oluyorsun.

Oldukça güzel ve keyifli geçen bir doğum günü kutlamasıydı; dilek tutup, pasta mumlarını üflerken Emir'in arkamdan sarılması, bana kendimi daha iyi hissettirmişti, hediyelerin güzelliği zaten tartışılmazdı. Kutlama bittiğinde hava hafiften kararmaya başladı, ortalığı toplama vakti gelmişti.

Ortalığı topladıktan sonra, evlere dağıldık. Eve vardıktan sonra, üzerimizi değiştirip, yorgun argın bir şekilde kendimizi kanepeye attık. Vakit gece olunca, odalarımıza çekildik ve uykuya daldık.

Tuna

Hazal ile eve döndükten sonra, hemen kendimi odama attım. Telefonumu elime alıp, onun resimlerine bakmaya başladım, çok güzeldi. Biraz daha eski fotoğraflarında, biricik kız kardeşim ve Asi'nin resimlerini gördüm. İki tane de video vardı. İçim paramparça olsa da, o videolardan ilkini izlemek istedim. Videoda, Damla ve Asi'nin elinde mikrofon vardı ve karaoke yapıyorlardı. Yüzümde buruk bir gülümseme oluştu, söyledikleri şarkı, Damla'nın en sevdiklerinden biriydi. Ne zaman canı sıkılsa, bu şarkıyı dinlerdi.

"Dayan, kaç yılını almış ki cezan?

Bir hatan var ise, geçmişi silmez ki zaman

Belki sahipsiz olmaktı hatan

Memleket mapus, sahibimizdi gardiyan

Akşamlar bize umut olur mu? Belki...

Her bahar bize gelir gider kuşlar gibi

Dünya bize uzak durur düşmanmışız gibi

Akşamlar bize umut olur mu? Belki...

Her bahar bize gelir gider kuşlar gibi

Dünya bize uzak durur düşmanmışız gibi... "

Asi'nin hiç şarkı söylediğini duymadığım için, onun şarkıya eşlik etmesi bende kısa bir şaşkınlığa sebep oldu. Sesi çok güzeldi, Damla ile oldukça güzel bir düet yapmışlardı. Yine de, o videoyu görmek beni darmadağın etmişti. DM kısmına girip, Asi'ye mesaj attım.

"Asi, umarım rahatsız etmiyorumdur. Senden bir şey rica edebilir miyim?"

Büyük ihtimalle uyumuştur derken, cevap gelmişti.

"Rahatsız etmedin, daha uyumamıştım. Seni dinliyorum."

Bunu ondan istemek biraz zor olacak, ama onun yakın arkadaşıydı... Onun ölümünün en yakın tanığı... Ben ne kadar kız kardeşime düşkünsem, o da en yakın dostuna düşkündü.

"Bana, Damla ile olan resimlerinizi, videolarınızı yollar mısın? Bu isteğim canını acıtacak biliyorum ama... Lütfen..."

"Sorun değil, yalnız hepsini buradan yollamam zor. Sana yarın hepsini bizzat kendim getireceğim. Söz veriyorum. Hem... Ben yakın arkadaşıysam, sen de abisisin. Buna hakkın var... Yarın görüşürüz Tuna, iyi geceler..."

Ah benim koca yürekli denizkızım, kendi acısına rağmen, beni düşünüyordu. Görüşürüz dedim ve telefonu şarja takıp, yatağıma döndüm. Kendimi uykuya bıraktım.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.