İçeriğe geç

Acı Gerçek

Bölüm 2 · 7 dk okuma

Acı Gerçek

Bölüm 2

Pusu

2.Bölüm

PUSU

Binanın merdivenlerinden çıkarken zar zor yukarıya çıkabildim. Sahiden de çok yorulmuşum. Eve girer girmez pijama mı giyip, yatağıma yatıp, telefonumu şarja taktıktan sonra uyumaya geçecektim ki, telefonum buna izin vermedi. Telefonumu elime aldım ve bildirime bakmaya çalıştım. Gelen bildirim 12/D sınıf grubundandı.

“Sevgili arkadaşlarım sizin için büyük bir sürprizim var, yarın saat beş sularında sizi villama bir parti için bekliyor olacağım, Hepiniz davetlisiniz.

Bunu görünce şaşkınlıktan dona kaldım. Bu mesajı yazan Tuana idi. Ama nasıl? Tuana sınıfın pick me kızlarının kraliçesiydi ve sadece onlarla konuşur ve onları davet ederdi. Nereden çıkmıştı bu parti? İçimden belki giderim diye düşündüm ama tek başına olmazdı.

Whatsapp 'a girdim ve yeni grup oluştura bastım. Gruba Derin ablamı, Yamaç abimi ekledim. Bir anlık bir düşünce sardı içimi acaba Rüzgar'ıda mi eklesem diye düşünüp eklemeye karar verdim.

Bir grup adı buldum öylesine ama çok saçma oldu grup adı. DÖRT KARDEŞLER diye bir grup ismi koydum. Grubun mesaj yerine girip;

“Duyduk duymayın demeyin! Ben yarın saat beşte Tuana'nın partisi için yarın kıyafet bakmaya gideceğim gelmek isteyen varsa saat bir de bizim eve gelsin. “diye bir mesaj yolladım ve ardından hemen yattığımı hatırlıyorum.

Sabah olduğunda kendimi garip bir yatış stili ile buldum ama beni uyandıran bu sebep değil bin kere çalınan kapı ziliydi. Yataktan fırladığım gibi evin merdivenlerinden aşağı indim . Evde kimsecikler yoktu. Annemler teyzemlerle pikniğe gitmiş olmalılardı. Kapının deliğinden baktığımda karşımda garip biri vardı. Kargocu her herhalde diye düşündüm içimden. Kapıyı açtığım da beni bir sürpriz karşıladı. Bu gelen Rüzgar 'dı. Kapı deliğinden baktığımda tanıyamamıştım onu.Rüzgar 'ın yüzünde şaşkın bir ifade vardı.Tabi şaşkın bir ifade olur yüzünde. Karşısında üzerimde hello kittyli pijama giyen ben vardım.

-Eeh sen daha hazırlanmamışsın.

-Şey sorması ayıp ama neden hazırlanacaktım?

-Oho yoksa unuttun mu hani şey Tuana’nın partisi için kıyafet bakacaktık ya.

-Aaaa doğru la ben unutmuşum onu, abimi uyandırıp, onbeş dakikaya geliyorum.

-Ela, abin zaten hazır, seni arabada bekliyor.

-EEY! Nasıl abim önceden uyanıp beni uyandırmadı mı?

-Vay be abime bak sen ya.

Abime söve söve odama gidiyordum. Tabi sinirden Rüzgar'ı kapıda unutuverdim. Hazırlanırken bile kafam karışıktı, ben niye uyuya kaldım ki ?Üstüme bir tişört ve altıma bol paçali bir pantolon giydim. Boynumada kulaklığımı ve elime çantamı ve telefonumu alıp çıktım. Abim ve Derin ablam arabanın ön koltuklarına oturmuş bizi bekliyorlardı. Rüzgar bana arka kapıyı açtı. Ben de onun yüzüne bakıp teşekkür edermişcesine bir bakış attım.

-Oo Ela hanım sonunda uyanmış, iyi uyudun mu prensesim?

-Ya Yamaç kızla sabah sabah böyle konuşmasana.

-Bir şeycecik olmaz benim kuzuma.

-Valla ne deyim Yamaç, kardeşin çok zor uyanıyor valla tam bir uykucu.

-Ya Rüzgar bari sen yapma! Hem kıyafet bakmaya gideceğimizi unutmuş olamam mı?

-Şaka şaka uykucu kedicik neyse sen bunu boş ver de biz sen acıkmışsındır diye Tereyağlı simit aldık. Ye de karnın doysun gidene kadar.

-Ah teşekkür ederim, zahmet etmişsiniz karnımda çok açtı.

-Afiyet olsun balım, sen yeter ki karnını doyur. Bu ara biz nereye gideceğiz kıyafet bakmaya?

-Bilmem bir yer buluruz ,Derin bize mağaza mı yok.

Onlar konuşmasını sürdürürken ben Tereyağlı simidimi yiyordum. Yirmi dakika sonra en yakındaki bir alışveriş merkezine vardık.Derin ablamın yüzünde güller açıyordu. Alışverişe geldik ya tabi mutlu olur.

-İçerisi bayağı büyükmüş değil mi?

-Evet kesinlikle büyük ama bunun bir önemi yok değil mi. Biz kıyafetlerimizi alıp çıkalım, hanımlar uzun sürmesin elbise seçmeniz.

- Emredersiniz padişahım, başka bir arzunuz var mıdır?

-He he ! Gir içeri hadi, şapşal uzatma konuyu.

-Peki balım sen ne tür bir elbise bakacaksın ?

- Bilmem belki şifon bir elbise tarzı bakarım .

-Güzel seçim balım, ben de belki şifon bakarım.

-Peki o zaman siz kız bölümüne biz erkek.

-Ya aslında siz de yardım etseniz seçmemize olur mu?

- Şey Derin, biz ne anlayalım elbiseden, siz kendiniz bakın.

-Hadi ama Yamaç, mızmızlık yapma da kabul et.

-Ben mi mızmızlık yapıyorum, peki gel bakalım Derin hanım.

-Şu taraftan hanımlar.

- Abimin yine hanımcılık tavrı tuttu kesin başımızın etini yiyecek. Ah Derin abla yaktın başımızı yine.

Reyonlardaki elbiselere bakıyordum. Bir sürü şifon elbise vardı. Ne alacağıma bilmiyordum ki kafam çok karıştı, ben de beğendikleri mi aldım ve giyinme kabinine girdim. Yamaç abim ve Rüzgâr bizi kapının dışında bekliyorlardı. İlk olarak üstüme beyaz çiçekli bir şifon elbise giydim. Ben hiç beğenmedim. Kesin abim bey de beğenmeyecekti . Kabinden çıktım ve abime baktım. Yüzünü görmeliydiniz. İğrenmiş gibi bakıyordu .

-Abicim sen acilen değiştir, eski moda sana yakışmıyor.

-Belliydi zaten ben de hiç sevmedim, belimi çok sıkıyo-…

-Pekiii benim ki nasıl canlarım. dedi Derin.

-Derin ablam kabinden çıkar çıkmaz güller açmışcasına gülüyordu.Tabi bu gülüş çok az sürdü.

-Derin gözünü seveyim değiştir, o çok kısa bir elbise değil mi Rüzgar?

-Evet biraz öyle yani partiye pek uygun değil sanki.

Derin ablam bir dona kaldı ama sonra dediklerimiz haklı olduğunu anladı. Bir şey demeden ikimiz de kabine geri girdik. Bu elbise bakma kısmı çok uzun geçti. Abim ve Rüzgar biz elbise bakarken onlar da kendi kıyafetlerini bulmuşlardı bile. Yarım saat kadar aradık, taradık ancak ben kendine uygun bulamadım elbise.Son denediğim elbiseyi çok sevdim. Pembe renginde çok az kısa Milkmaid bir elbise denedim. En yakışanı bu oldu ama alamadım. Çünkü elbisenin etiketine baktığımda çok pahalı olduğunu fark ettim. Ben elbise alamamış olsam da yine de çok eğlendim. Bizimkilerle zaman geçirmek, Rüzgar'a burayı tanıtmak iyi geldi bana. Saat üç sularında alışveriş merkezinden çıktı. Abim önce yemek yiyelim sonra partiye gideriz dedi. Ama o zaman partiye yetişemeyiz o yüzden herkesin kendi evinde yiyip gelmesinin daha iyi olacağına karar verdik. Abim ve ben eve vardığımızda bizi karşılayan annem oldu.

- Canlarım hoş geldiniz, nasıl iyi geçti mi gününüz neler aldınız?

-Valla anne, bu senin kızın hiç bir şey almadı boş boş orada dolandı durdu.

-Ya abi ben zaten alacaktım bir şeyler ama yakışan bir şey bulamadım.

- Aah kızım bari bir tane alsaydın keşke, seneye de giyerdin.

-He anne he, kız seneye de giysin, daha önce alıp, giymediği dolabındakileri giyinsin de sonra seneye bakarız ya.

-Oğlum! dalga geçme kardeşinle kız beğenmemiş almamış sana ne.

-Uf, tamam ya şaka yapalım dedik ya, siz de şakadan anlamıyorsunuz be.

-He bir de kızım kargon geldi odana koydum, yine ne sipariş ettiysen. İnşallah abuk subuk şeyler almadın inşallah .

-Ne kargosu gelmiş olabilir ki , ben bir şey sipariş etmedim.

-Ben bilmem kesin sipariş verip de unuttun Ela, Aç da bak kargoya.

Abim bunu derken ben merdivenden çıkıyordum. Kargoya bakmak için önce odamdan alıp sonra aşağı indim. Ben çok sipariş veren biri değilim, çoğu zaman kolye sipariş ederim. Zaten bunu herkes bilir benim kolye koleksiyonum var. Kesin yeni bir kolye diye düşünmüştüm. Ama kutunun büyüklüğünü görünce fikrim değişti.

-Oha yuh, o kutuda ne var lan, kızım sen mal mısın ne sipariş ettin la .

-Allah bilir, ben bir şey sipariş etmedim ,içinde kırılacak bir şey yok gibi ama ben ne aldığımı bilsem hatırlarım herhalde abi!

-Aç bakalım kızım, sen hatırlamıyorsundur. Bakalım öğrenelim bu kadar kızmaya ne gerek var oğlum.

-Aman anne ya tamam aç da bakalım ne almışsın Ela hanım.

-Siz açarken ben bir balkondan çamaşırları alayım.

- He bir de babam görmesin, abuk subuk şeyler aldığına kızar valla baban.

-Çok öğrenmek istiyorsan gel kutuyu açmaya yardım et, bana şuradan bir makas ver.

- Emredersin Ela hanım buyurun işte makasınız.

-Makası alır almaz kutunun batlarını kesmeye başladım. Kim niye bu kadar sarar ki bu kutuyu

- Aah!!

-Ela! Abicim ya bir insan niye bu kadar sakar olur ki.

-Yamaç ne oldu kardeşine ?

-Ya anne bu kızın çok sakar, elini kesti kutuyu açarken.

- Ah... üf ya.

-Ela gel şöyle tut elini he bir de üstüne peçete ile bastır.

-Anne! Tuvaletten yardım çantasını getirir misin?

-Yamaç Ela çok mu kesmiş parmağını?

- Pek sayılmaz ya, sen getir yine de aslında küçük ama çok kanıyor .

-Alın bakalım, pamuk yara bandı ... her şey var .

-Teşekkürler anne, şey bir de şu kutuda ne var bir aç sana ya anne.

-Bir şey değil kızım. Valla ne kıymetli kutu çıktın sen ya .

- Kız bu ne valla çok güzelmiş ya.

-Ne o anne ? Elbisemi o? Yuh lan bu bizim bu gün alışveriş merkezindeki beğendiğin elbise değil mi?

- Evet o, bu da nasıl burada asıl içinde not var mı anne ?

- Küçük bir kağıt var aslında al bi.

Annem kâğıdı bana uzattı, üçümüz de bu elbisenin kimden geldiğini merakla öğrenmek için bekliyorduk. Kağıtta şunlar yazıyordu.

“Bunu biraz garipseyeceksin Ela, biliyorum ama yine de bu elbiseyi aldım. Elbiseyi gördüğünde beğendiğin çok belliydi Ela . Ben de bu elbiseyi beğendiğin için sana almak istedim. Güle güle kullan Ela, görüşmek üzere.”

Gönderen; Rüzgar Demirsoy .

Annem , ben ,abim hepimiz şok içindeydik. Bunu bana Rüzgar yollamıştı. Hem de sadece beğendiğim için. Bu çocuk sahiden de inanılmaz ya!

-Ela sen bu çocuğa fena borçlandın kardeşim demedi deme.

- Ya ama ben al demedim ki, hem ben beğendim diye niye alsın ki ya.

- Ela... çocuk işte sana hediye almış öylesine. Hem bu arkadaşlığınızı büyütür, sen de partiye gitmeden önce ona hediye al kuzum.

-Heee, Ela o arkadaşlık fazla büyümesin he yoksa fena olur tamam canım?

-He he abi, peki anne gitmeden önce ona hediye almaya giderim.

-Ha şöyle.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.