1. Bölüm
İLK BAKIŞMA
Bir insanın bu kadar soğuk bir tip olup, sadece sevdiklerinin yanında mutlu olabileceğini hiç düşündünüz mü? İşte karşınızda Ela Irmak Güneş yani ben, düşünüyor olabilirsiniz bu kadar güzel isimli bir kızın nasıl soğuk bir tip olduğunu.. Küçükken öyle mutluydum ki, bilemezsiniz. Şimdi niye böyle olmuştum? Küçükken elimden bu dünyadaki en sevdiğim şey alındıktan sonra böyle sessiz bir kız oldum. Beni tanıyan herkes elimden ne alındığını asla bilemez. Bu hayatta artık benim için hiç bir güzellik yoktu. Bu gün günlerden beş ocak pazartesiydi, ve yıl 2025. Nasılsa her yıl ki gibi bu beş ocak tarihi de cehennem gibi geçecekti. Ve öyle de oldu.
Sabah okula gittiğimde herkes birbiriyle fısıltıyla birilerinin dedikodusunu yapar gibiydi. Umursamadan sırama geçtim ve eşyalarımı çıkardığımda zil çaldı ve herkes yerine geçti. Ders felsefeydi çokta sevmem uykumu getirirdi. Hoca içeri girdiğinde bir gariplik olduğunu hissettim. Hocanın yanında hiç görmediğim bir kişi vardı. Anlamadım ama sınıftaki fısıltılar çoğaldığına göre bu işte bir iş vardı, belliydi.
Hem de dönemin ilk dersinden, ben size dedim. Beş ocak cehennem gibi geçer dedim. Hoca sinirlenip sınıfı susturduktan sonra eliyle yanındaki kişiyi gösterdi. Bu sizin yeni sınıf arkadaşınız.
-NE YENİ SINIF ARKADAŞI MI?!
Ben bu işte bir iş var dedim! Sınıf bir anlığına hayvanat bahçesine döndü. Ben niye döndüğünü biliyordum bizim pick me kızlar yeni çocuğa aşık olmuşlardı bile. Bunlar mal ya, valla her yakışıklı erkeğe aşk olunur mu ya! Neyse mallar zaten. Hoca sinirle kızlara kaş göz yaparken ve bütün seslere rağmen yeni gelen ismi belirsiz çocuğa
“-kendini tanıt.” dediğini duydum. Yeni çocuk ağzını araladığı sırada bütün sınıf sustu ve onu dinlemeye başladı. Merhaba ben Rüzgar Demirsoy ,yirmi yaşındayım. Bir dakika bu ķişi benden büyük mü? Diye içimden geçirdim. Gördüğünüz üzere sizin sınıfa yeni geldim. Dedi. İçimden inşallah benle konuşmaz diye düşünürken Rüzgar ‘ın gözleri bana kaydı. Beş saniye kadar bana baktıktan sonra sözünü bitirdi. Hoca da hemen benim yanımdaki boş yeri göstererek oturabilirsin dedi. Hocaya yalvarır gibi baktım ama Hoca umursamadı. Arkadaşınızla teneffüste tanışırsınız, tamam derse başlıyoruz , ders kitabından sayfa 48, açın dediğinde Rüzgar'ın gözlerini üzerimde hissettim. Rüzgar'a döndüğümde sahiden de gözleri üzerimdeydi. Gözlerimle ne var! Der gibi baktım. O da bana
“ Bu sınıfta tek pick me olmayan kız sensin, belli! dedi.
Bir kaç saniyeliğine şaşkınlığımı atlattıktan sonra cevap verdim.
-Bu doğru! dedim Nereden bildin ki ?
Bütün kızlar bana bakıp ay ne kadar yakışıklı deyip iltifat ediyor ve bu kızların el hareketleri çok garip, burdan anladım. Bu özellikler bir tek sende yok, sen sessiz, sakin ve güzel bir kızsın… dediği an içimden dedim ki, -Bu ne yapıyor la, niye benimle konuşuyor ki ?Bu bir iş çeviriyor, gözlerinden belli, bu niye benim yanıma oturdu ki ? düşünceleri aklımdan geçerken gözlerimi devirerek gülümsedim .
Bana bakıp, - Kaç yaşındasın? diye sordu bir an . Gülümseyerek, -Onsekiz, ama sen niye bu kadar büyüksün? Diye sordum.
--Şey aslında hem okula geç başladım hem de on birinci sınıftayken sınıfta kaldım bu yüzden yirmiyim. Dedi.
--Ay anladım. Dedim.
Yeni gelen çocuk başını koluna doğru eğdiğinde kol saatine baktı ve bir dakika olduğunu fark etti. Ama ben Rüzgar'ın kol saatinin yanındaki bileziğe takılmıştım, Bu niye böyle bir kız bileziği takıyor ki ? Bence sevdiği kızın bileziği yani bizim pick me kızlar bu yeni çocuğu kendilerine aşkı edemeyecek. Aaaa Ela ne diyosun sen ? İyice saçmaladım diye düşünürken teneffüs zili çaldı ve herkes dışarı çıktı. Sınıfta bir tek ismi Rüzgar olan çocuk ve ben kaldım .
Rüzgar 'ın gözlerini üstüm de hissettim yine. Ona dönüp baktığımda bana gözleriyle kapıyı gösterip, - Bana okulu tanıtır mısın ? dedi .
Birkaç saniye düşündükten sonra , olur dedim. Sınıfın önüne çıktığımızda Rüzgar'ın gözlerine baktım ve gözlerinin Ela renginde olduğunu fark ettim .
-Şeyyy önce nereyi görmek istersin .
- Bilmem belki kantin, olur mu ?
-Sen ne istersen tabi dedim .
Ve birlikte iki kat indikten sonra kantinin kapısını gösterdim ve burası kantin dedim. Bir an ayağım kantin masasının bacağına çarptığında ise ben ağır çekimde düşerken buldum kendimi….
Ama bir an beni üç çift elin tuttuğunu hissettim. Ne oluyor ya dedim içimden. Arkama baktığım da abim iki eliyle beni tutmuş bir yandan da Rüzgar beni bir eliyle kolumu tutmuştu. Abime baktım ve o bana bakmak yerine Rüzgar'a bakıyordu. Sanki sen hayırdır der gibi.
Abim beni bıraktığında Rüzgar da kolumu bıraktı. Abim bana sinirle bakıyordu ve sonunda o güzel sözler ağzından çıktı.
-Ela, sen ne yapıyorsun ABİCİM ! Özür dilerim abi, ben önüme bakmamıştım.
- Tamam bakmadın ama bu soysuz niye yanında ABİCİM!
- Hey hey sen kime sonsuz diyon la?
-Sana diyorum var mi bir şey!
- Abi tamam tamam bekle, anlatıcam HERŞEYİ!
- Anlat anlat bakalım ne anlatıcan?
- Bu arkadaş okula yeni geldi ben de okulu tanımıyorum tamam mı….
-Bak kardeşim özür dilerim ama bir elalemin kızına dokunma tamam mı koçum.
- Rüzgar'dan ses seda çıkmadı. Ben de
- Rüzgar şeyyyy, ben abim adına özür dilerim.
Rüzgar yine bir şey demedi .
-Neyse Rüzgar, bu benim abim Yamaç Güneş . Abi, bu Rüzgar Demirsoy .
- Aaabi bak! Bu çocuk daha yeni, bir şey yapma tamam mi of course you okay abi, gerisini anladın abi.
Abim komik bir gülüşten sonra .
- İyi adama benziyor aslında gel bir konuşalım kardeş olur mu?
-Yok almayım abi, dedi Rüzgar.
-Gel kardeşim gel ,birşey yapmayacağım .
- Aaabiiiii dedim.
- Tamam tamam gel bi konuşalım dedi .
Abim ve Rüzgar bahçeye çıktıktan sonra ben de kantinden ıce tea aldım ve bir masaya oturdum . 5 dakika geçmeden kafamın dibinde bir tanıdık ses duydum. Kafamı yukarıya kaldırdığımda bir de ne göreyim, bana çocukluğumdan beri bakan Derin Masal Aksoy’u gördüm.
- Derin ablaaa ?
-Aşkom nasıl özlemişim seni, deyip boynuma yapıştı.
- Derin abla, sen ne zaman geldin koreden ?
- Üç gün önce geldim . Ama sen niye böyle burada yalnız otuyorsun ?
- Sence bizim sınıftaki kimse bana bakıyor mu ki? baksalar şaşarım yani.
- Aay yoksa sen bensiz yalnız mı kaldın he ?
-Yani evet aslında .
-Tamam tamam bekle geldim bak burdayım hem aşko sana neler ne ler getirdim bilemezsin .
- Ne ! bana da mi bir şeyler aldın Derin ablaaaa ?
- Yani ben kore’ye bir kere gitmişim, kardeşime de bir şeyler almıcam mı? Tabi aldım kız.
- Teşekkür ederim ama zahmet etmişsin.
- Ay canım benim için hiç zahmet değil tamam mi!
Biraz gülüştükten sonra arkamızdan da başka gülüşme sesleri geldi.
Derin ablamla aynı anda arkamıza döndük ve bir de ne göreyim! Abim ve Rüzgar birlikte kahkahalara boğuluyor . Sanki abim yere yapışacak . Koşa koşa yanlarına gittim de abime yardım ettim çünkü yine gülme krizine girdi.
- Yamaç ,dur kanka boğulacaksın, dediğinde Rüzgar, -ona sen ne ayak da abime kanka diyon la, dedim içimden .
- Ķankaaa yok durduramıyorum kendimi. -Abicim o espiri çok güzeldi yaaa.
- Ne güzelmiş abi ya merak ettim diyordum içimden. Abi dur diye bağırasım geldi birden. Rüzgar - -Niye ki ne güzel gülüyor işte, dedi.
O sırada bir adım uzaklıktaki Derin ablama bakarak abim
Hem bu yanındaki kim? Diye sordu.
Abim ile samimiyeti ilerleten Rüzgar; “- Bu ne ya böyle mi denir? Bu güzel hanım efendi kim denir.” diye düzeltti abimi.
Gözlerimi devirerek ablam dedim . Abim bana garip bir yüz ifadesiyle -Ne ablası LA!
-Abi bağırma kantindeyiz ! O senin nasıl ablan oluyor Ela ?
-Ya abi benden büyük diye öyle mi denir, hem de ona bağırma.
-Hem yıllardır bana senden daha iyi baktı abi.
Abim benim gözlerimin içine bakarken, ben de abimin gözlerine içine baktığımda ilk kez bu kadar annesi olmayan yalnız olan bir kedi gibi baktığını hissettim. Derin ablam benim kolumu tutup sen ne yaptın ? gibi baktı bana. Ben abime geri dönüp baktığımda abim ve Rüzgar’ın kantinin kapısından çıkıp gittiği sırada arkalarında bakakaldım birkaç saniye. Hemen kantinden çıkıp koridora koştum ama onları koridorun sonunda göremedim.
- BEN NE YAPTIM !
Derin ablam koşa koşa gelip kolumu sertçe tuttu.
-Sen bir şey yapmadın, sadece beni savundun ve ağzından yanlışlıkla bu söz çıktı. Kendini üzme abine bana bağırdığı için öyle söylediğini söylersin, asla kendini sorumlu hissetme, tamam şimdi onları bulalım tamam mı?
Sesimi çıkarmadan yola koyuldum. Derin ablam da beni anlamış gibi peşimden geldi.
- Derin abla, Bir nisan bir kişiye bir günde bağlanır mı?
- Nasıl yani canım?
Abimin yanındaki çocuk bizim sınıfa yeni geldi. Adı Rüzgar ama daha bugün geldi. Hemen abimle 2 yıllık arkadaş gibi oldular.
-Ela, bilmem kuzum ama sanki bu Rüzgar denen çocuk biraz garip.
- Öyle mi diyorsun?
- EVET !
2. Katın merdiveninden çıkarken bir anlığına Derin ablamın bağırarak,
- ELA , bak abin ve Rüzgar koridorun sonunda.
Sahiden de abim ve Rüzgar 2. katın koridorunun sonunda öylece dikilmiş duruyorlar. Koşa koşa yanlarına gittim.
-Abi çok ama çok özür dilerim ben , dedim
O an abim yüzüme baktı ve dedi ki, - Sorun değil ama keşke öyle demeseydin, biliyorum ki Derin ablan senle çok ilgilendi ve aslında birbirinizi çok seviyorsunuz. Ben sana kantinde bağırırken aslında beni Derin’den daha az mı seviyorsun? gibi bakmak istedim . Sadece senden bu tepkiyi beklemiyordum Ela .
-ABİ BEN SENI ÜZM- . Ve evet abim yine sözümü kesti ve
- ELA ! Sakin ol abicim dedi.
-Abi ama ben seni üzmek istemedim sadece Derin ablama bağırman beni kızdırdığı için söyledim, lütfen beni affet.
Hıçkırıklarım koridoru inletirken zil çalıyordu . Abim ben ağlarken kulağıma eğildi:
-Zor olan üzülmene rağmen ayakta kalmaktır.Sen bunu yapabilecek kadar güçlüsün . dedi.
O an onun karşısında üzülmemem gerektiğini anladım. Gözlerimideki yaşlarımı sildim ve abime baktım . Bana bakıyordu ama bir de ara sıra başkasına. Arkama baktım ve bir tek arkamda Derin ablam vardı.
-Şey ben özür dilerim Derin hanım ve Ela hanım. Dedi.
-Ya abiiii bile bile yapıyorsun, Ben HANIM! kelimesinden hoşlanmam biliyorsun. Hem Derin ablam da hoşlanmaz bir kere.
Abim Derin ablama bakarken.Derin ablam
-Bana sadece Derin diyebilirsiniz, lütfen rica ederim dedi.
Abim tamam dercesine kafasını sallayarak gülümsedi.
Bense hala aklımdaki sorularla yüzleşiyordum. Bu çocuk abimle sadece 9 dakika konuştu ve hemen arkadaş oldular nasıl olduysa ? Bu Rüzgar denen çocuk bir işler çeviriyor ama ne ? diye aklımdan geçiriyordum.
Yüzümü abime çevirdim. Abim, Derin ablam ve Rüzgar bana öylece baktıklarını gördüm.
-Abicim iyi misin? diye sordu abim.
-İyiyim de abi şeyyyyy seninle 2 dakika konuşabilir miyiz?
-Tabi de bir şey mi oldu Ela ?
-Yok be sadece konuşabilir miyiz?
-Tamam, sen sınıfa geç ben geliyorum. Dedi abim.
Abime tamam dedikten sonra Derin ablamla 12/D sınıfının kapısından abimi beklemeye başladım. Beklerken de elimdeki deftere çizim yapıyordum. Bir anlığına dalmışım ve bu yüzden omzuma değen bir el yüzünden az kalsın yere kapaklanıyordum.
-Abiçim dikkat etsene!
-Özür dilerim abi dalmışım bir an korktum.
- Ela'cım çok sakarsın canım sen.
-Evet Derin abla çok ama çok sakarım ya .
-E yani sakarsın abicim.
-Ya abiiii sende mi katılıyorsun?
- Evet çocukluğundan beri sakarsın ama şey sen benimle ne konuşacaktın?
- Abi şeyden bu yeni çocuk varya?
- Rüzgar mi?
- Evet ama sen bu çocukla sadece 9 dakikadır tanışıyorsun ve 2 yıllık arkadaşın gibi konuşuyorsunuz, gülüyorsunuz ama nasıl ?
-Şey aslında Rüzgar iyi biri gibi geldi. Ses tonu falan ve biraz kendini tanıttı yani şöyle ben Rüzgar Demirsoy yirmi yaşındayım falan filan dedi .
-Özete gel abi!
-Tamam tamam şey yalnız birine benziyordu .
-Aaaabiiii ya özet özet hadi.
Beni ağlatırken iyiydi, bu abimi anlamıyorum ya.
-Tamam be inatçı keçi! Şey kaynaştık, içim ısındı, işte sonra bana bir video gösterdi bu yani.
-Neee bu mu? 9 dakikada kaynaştınız öyle mi, ne videosu bu?
-Şey aslında youtubedaki bir komik video, sen bunları sorduğuna göre birşey mi var Ela?
-Bu Rüzgar denen çocuk bir haltlar işliyor sanki. Çok gizemli geldi bana, bilmiyorum çocuğun günahını almayım şimdi. Neyse bu çocuk nasıl bir halt işliyorsa çıkar zaten.
- Sen ne diyorsan odur canım dedi, Derin ablam beni destekleyerek.
-Bakın bana, bu çocuğa çok yüz vermeyin tamam mı! Abi sende bu çocukla bir kez konuştun tamam.
İkisi de başını tamam dercesine salladılar. 12/D sınıfından içine girerken Derin ablamla konuşuyordum.
-Derin abla şimdi doğru anladım dimi? Sen müdüre gidip ben
12 /D sınıfına nakil olmak istiyorum mu dedin cidden? Peki müdür kabul etti mi? Evet ilk başta bende şaşırdım ama çok mutlu oldum.
-Müdür bu güne kadar kimseyi başka sınıfa nakil etmedi seni nasıl etti be?
-Kızım benim sizin sınıfa geldiğime sevinmedin mi ?
-NE ALAKASI VAR YA! Tabi sevindim sadece şaşırdım o kadar.
-Anladım pekala benim yanıma otursan olur mu ?
-Tabi niye olmasın.
Sırama oturduğumda Derin ablam da yanıma oturduğu an bana bakan iki çift göz hissettim. Kafamı kaldırdığında kapının önündeki Rüzgar gerçekten fırtınalı bir rüzgar gibi bakıyordu bana.Ama niye öyle baktığını anlamadım? Bir süre sonra bize doğru geldiğini gördüğümde bu napıyor böyle diye düşündüm. Yanımıza geldiğinde Derin ablama bakarak,
-Orası dolu Derin hanım, sen Yamaç'ın yanına geç ,dedi.
-Hop hop sen kime Yamaç'ın yanına geç diyorsun? Kim bu sırada oturuyorsa biz deriz başka bir yere otur diye bizi dinlemezse oturturuz. Dedi Derin ablam.
Derin ablamdan bunu beklemezdim, çünkü o kadar iyi laf soktu ki Rüzgar dona kaldı böyle, bir aşkokuşko kız böyle laflar atabildiğini görmek onu şaşırtmıştı. Rüzgar ağzını araladığı an ondan beklediğim cümle çıktı ağzından.
-Gel de otuttur o zaman çünkü o sıra benim sıram.
- NE SENİN SIRAN MI ?
- Evet benim sıram.
-Tamam Ela gel biz bir arkaya geçelim .
-Ya Rüzgar, sen bir arkaya geç, ben daha ilk kez en öne geçtim lütfen. – Başka bir isteğiniz var mı küçük hanım?
Gözlerimi devirerek,- YOK! Dedim.
Derin ablam yanımdan kalktı ve bir arkama geçti. Rüzgar'a çok gıcık oldum valla bu çocuk asla söz dinlemiyor belli. Zilin çalmasına otuz saniye kala abim sınıfa girdi. Tabi herkesin surat bir karış. Çünkü ders mat. Tı. Yani matematik , biz gençler matematiğe mat deriz kolay gelir bize. Matematik dersinde küçük bir Quiz olduktan sonra bütün dersler çok sıkıcı geçti. Ta ki son derse kadar dalgın şekilde otururken arkamda oturan Derin ablam omzuma dokundu.
-Ya acaba çıkışta Mc Donald's gidelim mi ? dediğinde yerimden fırladım. Rüzgar ve abim de o an benim fırlayışıma bakarak dona kaldılar.
- Şey olur gidelim de sadece ikimiz mi? Bilmem ki abin de gelebilir isterse, sen bilirsin tabi.
-Abi sen de gel olurrrr muuuu lütfeeen ? Bilmem ama tek erkek ben oluyorum bir erkek daha olması lazım.
-Niyeymiş o! He tabi sen yalnız kaldın ondan ama bizim sınıftaki erkekler çok animensi yani bilemiyorum kimi yanına alacaksın?
-Ben kimi alacağımı iyi biliyom. Kimmiş o? Demek ki sınıftan değil.
- Şu an karşında abicim, dediği an dona kaldım çünkü karşında tek bir kişi vardı o da Rüzgar.
-PİİŞT! Rüzgar, piişttt bi bak Rüzgar. Rüzgâr arkasını döndüğünde ne olduğundan habersiz bir şekilde üçümüze de bakıyordu.
-Rüzgar, şey çıkışta Mc Donald'sa gidecez de sen de gel, ben tek erkek kalıyorum, hem de tanışmış oluruz olur mu ?
Rüzgar sırıtarak başını salladı. Haydi, koçum koçumsun sen diyerek Rüzgar'ın omzuna elini koynu abim. Abime o kadar sinirliydim ki . Ya ben bu Rüzgar'da bir gariplil var, yaklaşmayın dedikçe abimin yaptığına bak . Neyse bu Mc Donald's gitme kararı aldıktan 7 dakika sonra zil çaldı. Zaten ben ve Derin ablam hoca görmeden çantalarımızı hazırladığımız için yarım saat sınıfın kapısında onları beklerken bense sınıfın içinde gözlerimi gezdiriyordum. Gözlerimi dolap kenarındaki sıranın en önüne diktim. Ama beni şaşırtan bir şey oldu. Bana bakmayan beni umursamayan Tuana ilk kez sinirli gözleri ile bana bakıyordu. Sanki üstümdeki beyaz üst kırmızı da bir kızgın boğa bana bakıyormuşçasına bakıyordu. Niye olduğunu anlamadım. Arkamdan abim seslenirken ona bakmak için arkama döndüğümde birden.
-- AAAAAH!
Bir anlık dalgınlıkla yere kapaklandım. Kafamı herhalde çok sert vurdum ki bulanık görüyordum Derin ablam benim kafamı tutarken onu da bulanık görüyordum. Gözümü kapatıp açtığım da karşımda Derin ablam yerine beni kucağına almış biri vardı. Bir yere götürüyordu ama nereye götürüyor anlamadım zaten ondan sonrası Allah emanet. 2-3 dakika sonra gözlerimin bulanıklığı gitti. Ben daha yeni yeni nerde olduğumu anlamaya başladığımda birden bir kapı sesi duyuldu. Kapının arkasından ilk Rüzgar'ın sonra Derin ablamın ve abimin kafası gözüktü. Derin ablam koşa koşa yanıma geldi.
- BALIM NASILSIN BİR YERİN ACIYOR MU !
Derin ablam heyecanlı heyecanlı konuşurken ben hala bana ne olduğunu düşünüyordum. Kafamı abime çevirdiğimde gözleri bendeydi beni anlamış gibi bakıyordu.
--Eeee, küçük hanım bize bir şey bile demeyecek misin?
-Estağfurullah abi, sizle konuşacağım ama bana ne oldu?
-Oohoo, sen daha ne olduğunu anlamamışsın ben sana sonra anlatırım sadece yere kapaklandın bu kadar.
Abim böyle dediğinde biraz da olsa hatırlamaya başladım. Biz seni biraz yalnız bırakalım olur mu dinlen. Kafamı tamam dercesine salladım. Kapıdan çıktıkları zaman biraz sıkıldım. Niyeyse ben de sıkıntımı gidermek için kafamı odanın içinde gezdirdim. Yanımda serumumu kontrol eden Selime ablayı gördüm. Selime abla okulun revirinin hemşiresidir. Selime abla kolumdaki serumu çıkardıktan sonra geçmiş olsun dedi. Selime ablaya teşekkür edip, okulun çıkış kapısına doğru yöneldim. Kapının orada abim, Derin, Rüzgar hep birlikte kapının önündelerdi.
-HOP, HOP NEREYE ! Elaaa kız nereye?
-Abi valla bende bilmiyorum herhalde kaderime gidiyorum. Allaha emanet, abi nereye gidiyormuş gibi görünüyorum.
-Kızma kızım ben sadece sordum. Sahiden nereye daha yeni baygındın kızım.
-Şeyyy, aslında bilmiyorum ama açlıktan kafam ağrıyor.
-Anlaşıldı sen bu yüzden sinirlisin hemen McDonald'sa gidiyoruz.
-Hehe tamamdır komutanım. Hadi yürüyün MARŞ!
Abimden iyi komutan olur valla. Arabaya biner binmez konuşmaya başladım.
-Ya şey ben şimdi birşeye mi takıldım da düştüm? Ya da durdur şey...
-AAAH! Yeter artık Ela bi sus be, bi sus ya.
-Tamam özür canım abim ama bir soru daha tamam ben nasıl okulun revirine götürüldüm yani tekerlekli sandalyede mi ?
-Hayır balım Rüzgar seni kucağına aldı ve revire götürdü tamam ARTIK SUS!
-NE BENi RÜZGAR MI GÖTÜRDÜ ?
-Evettttt, o götürdü artık sus be amma çok konuşuyorsun he!
Gözlerimi devirerek yanımda oturan Rüzgar'a baktım. Arabanın camına kolunu yaslamış bana bakıyordu. Gözlerimle ona teşekkür edermişcesine bir bakış attım. Hemen anladı ve gülümsedi. Bilmiyorum ama sanki bu çocuk iyi biri . Ela çocuğun günahını aldın ya neyse diye aklımdan geçiyordu.
- Şeyyy Rüzgar, ben sana bir şey sorabilir miyim acaba?
-Tabi sor ama neyle ilgili ki?
-Şeyyy sen abimle konuşurken abime bir video göstermişsin de ne videosu bu acaba merak ettim de.
- Abin beni gaza getirdi de.
-Ne gazı be hem abim seni nasıl gaza getirdi?
-Şöyle oldu aslında abin bana sen böyle koca adama benziyorsun, tanımadığın kızlara göz koyacak birine benzemiyorsun. Gel seni bizim sınıfın erkekler grubuna alalım falan dedi ve son olarak artık gardaşımsın dedi hepsi bu yani. Bende eski arkadaşlarıma youtube de bulduğum videolardan gösterdim ilk günden senin sayende arkadaşım oldu Ela teşekkürler.
-Estağfurullah, yani böyle olduğunu bilmiyordum.
Abime bak bak sen bu demek onla gardaş olmuş, ben bu çocuğun günahını aldım ya boşuna.
-Şeyy Ela, bunu bana niye sordun? Merak ettim.
-Ahhh ABİİ! Diye bağırdım. Ani bir frenle ön koltukta oturan Derin ablamın üstüne düşüyordum, abim sağ olsun, abartmıyorum bu arada.
-Oooooha! Yamaç biraz yavaş be.
-Ne yapayım abi valla benim suçum değil.
-Abi direksiyonda ben vardım herhalde. Yok sen olsan daha kötü sürerdin canım.
-Tamam tamam sus. Arkada bırbır konuşan kim canım?
- Abi sus ya tamam haklısın ama çok açım.
- McDonald's geldik işte bir hamburger alırsın .
-McDonald's biraz pahalı ama mükemmel hamburger yapıyorlar ya. dedi Derin Ablam.
- Hımmm Derin abla sence hamburger mi çıtır tavuk mu ?
-Hamburger daha iyi doyurur bence hamburger ye bilmem yani sen seç işte.
-Yok ya ben çıtır tavuk alacağım çok severim.
-O zaman zaten seçtin niye bana soruyorsun ki yani.
-İlk başta ne alacağımı bilemedim de.
Biz sipariş verebilir miyiz acaba? Diye kasiyere seslendim.
-Tabi efendim ne alacaksınız acaba hemencecik yapalım.
-Ben bir 6'lı çıtır tavuk, 3'lu mozzarella sticks alıcam son olarak ice tea alıyım lütfen.
-Yanına sos ne istersiniz ya da tatlı ?
-Sos olarak chili sos alıyım tatlıya gerek yok.
-Tamam, siz hanım efendi.
-Bende bir cheesburger alayım, İçecek olarak da ice tea, tatlı veya sos istemem.
-Tamam. Hemen siparişlerinizi getiriyorum.
-Teşekkürler, Ela iyi misin canım bir yerin ağrıyor mu ?
-İyiyim ben merak etme bu arada abim ve Rüzgar nerede?
-Bilmem ama tek bilgim senin arkanda oldukları.
-He, abi arkamda ne yapıyorsun acaba sorması ayıp? Ne yapmaya çalışıyorum sence? Sandalyen yüzünden arkandan geçemiyor olabilir miyim küçük hanım.
-Tamam tamam, geç huysuz her şeye bir sinirlenme.
-Siz nereden sipariş verdiniz Yamaç?
-Derin nereden vermiş gibiyiz acaba akıllı tabletten verdik tabi.
-Tamam bu kadar sinirlenme sadece bir soru sordum.
-Şaka yapıyorum Deroş, hem konumuz bu değil artık yeni bir gardaşımız var yanımızda ona göre konuşun tamam mı gardaşlarım.
Biz Derin ablamla aynı kafadan olduğumuz için aynı anda tamamdır komutanım! dedik.
-Eeeee tanıt bakalım kendini Rüzgar efendi, kimsin öğrenelim sonra biz tanışalım.
-Eeee aslında nereden başlayacağımı bilmiyorum zaten adımı biliyorsunuz. Başka ne desem bilmiyorum yani.
-Aha başladı büyük konuşma Derin ablam bir saat konuşturur Rüzgar'ı.
-Tamam mesela söyleyebilirsin nerede doğduğunu, nereden geldiğini yani aileni anlatabilirsin.
-Aslen Bursa’lıyım, annemin ataması buraya çıktı, bizde geldik bir hafta önce.
-Rüzgar, annenin mesleği ne ki ataması çıktı meraktan soruyorum.
-Annem Acıbadem Hastanesi’nin en güzel doktorudur. Babam ise işletmeci.
-Şey son bir şey sorabilir miyim ayıp olmazsa.
-Sor hadi Derin, hem ayıbı mı var!
-Tamam sorum geliyor, baban İşletmeci derken ne işletmesi ile uğraşıyor.
-Babam teknolojik malzemeler üretiyor. Yeni nesil akıllı saat, tablet, bilgisayar gibi teknolojik şeyler işte boş verin.
Rüzgar maşallah her şeyi tanıttı bize hem bu çocuk sanki bizi tanıyormuş da güvenip bunları söylüyor gibi geldi bana. Zaten bunları söyledikten bir süre sonra sessizlik oluştu. Herkes yemeklerini yiyordu ben dışında.
- Ela'cığım niye tavuğuna ellemedin. aç değil misin canım?
-Yok ya açım da hani ben bayıldım ya nasıl bayıldım anlatacaktınız. Bunu çok merak ediyordum yani bir insan nasıl olur da aniden yere kapaklanır, yer ıslak değil, yerde hiç bir şey yok, nasıl düşebilir ki insan yani .
-Ela hani biz sana seslendik ya, sen de arkaya bakmak için döndün ya, hani o zaman arkaya döndüğün an uçan tekme ile atılan bir top başına geldi ve Rüzgar'ın kollarına düştün bu kadar okey ?
- Nasıl olur da kafama sınıfın içinde top yerim ve o topu kim attı bana ki, onu var yaaaaa, elime geçirirsem o an neler neler yapmazdım ona. Hem acaba elinden kaydı desek, imkansız tabi top çok sert geldi, bilerek mi attı acaba?
Abim meraklı yüzünden anlamış olacak ki, bana bu topu atanı hemen söyledi ;
- Tuana Akgün, diye söyleyiverdi.
-Ne ! Tuana mı ? Yok canım daha neler, hem o topu niye attı ki bana?
-Canım zaten biz abinleri beklerken de sana çok sinirli bakıyordu, ama ben bilmem niye topu attığını. Kızın günahını almayım.
- O kızı var ya dövücem onu DÖVÜCEM !
-Sakin olur musun biraz niye yaptığını zaten sorucaz yarın hem artık geç oldu ben gitsem iyi olacak.
-Niye ya ne güzel konuşuyorduk hem.
-Canım yarın okulda var ben gideyim artık.
-Dur dur! Bizde çıkalım hem seni de bırakırız olur değil mi?
-Zahmet olacak .
-Ne zahmeti canım yolumuzun üstü.
Hep beraber kalkıp arabaya gittik. Arabada sanki ölüm sessizliği vardı, kimse konuşmadı, Bunu biraz garipsedim ama boş vermekle yetindim.Yarım saat sonra Derin ablamı evine bıraktık. Derin ablam öyle mutsuzdu ki beni bıraktığı için ben bile onu görünce onun kadar üzüldüm. Neyse ki yarın yine göreceğim Deroş’umu.
-Rüzgar sen nerde oturuyorsun seni de bırakalım.
-Zahmet olacak ama beni sizin evinize yakınsa bırakın olur mu?
-Olmaz mı koçum olur.
-Beni Demirsoy Köşküne bırakın, yerini bilir misiniz?
-Bu Gökçen sitesinin 2-3 bina aşağısındaki köşkü mü?
-Evet evet tam orası acaba yolunuzun üstün demidir? Bir kaç saniyeliğine sessizliğin ardından bir şok patlaması yaşadık abimle birlikte .
-Bir dakika sen o köşkteysen bize çok yakınsındır demek. Diye tekrarladık aynı anda.
- Doğru söyle sen o köşkte mi yaşıyorsun?
-Doğru söylüyorum tabi niye yalan söyleyeyim ki ?
-Ya biz de Gökçen sitesinde oturuyoruz da senin de orada oturduğunu duyunca şaşırdık.
-Sen o yüzden çok şaşırdın, he tamam. O zaman beni de bi eve götürürsünüz dimi?
-Tabi koçum sen hiç merak etme biz seni hemen götürürüz.
-Yarım saat geçtikten sonra Rüzgar'ın evine ulaştık.
-Oha burası köşk değil ,saray yavrum vay be zengin zibidi seni.
-Abi öyle demesene, hem çocuğu mahcup ettireceksin.
-Şaka şaka be sen de hemen inandın be.
-Şeyy çok teşekkür ederim beni buraya kadar getirdiğiniz için.
-Hiç teşekkür etme, biz sadece evimize geldik ve sen de bizimle geldin sadece, iki bina sonra da bizim evimiz var.
-Asıl biz teşekkür etmeliyiz bize eşlik ettiğin için.
-Ama yine de çok teşekkürler çok minnettar kaldım.
-Ne demek görüşürüz yarın.
- Abi hadi eve gidelim bizde .