Merhabayın sayın okuyucular...
🏹🎯🏹
“Çağıl!” Asena’nın bana seslenmesini duymamla arkamdaki kalabalığa döndüm. İzleyicilerin bulunduğu kalabalığın arasından yanıma doğru gelmeye çalışıyordu. Koluma astığım yayımı düzeltip ben de adımlarımı ona doğru yönelttiğimde kalabalığın orta kısımlarında buluştuk.
“Nasıldım?” diye sordum anında heyecanıma engel olamayarak. Son adımımı heyecanla attığımdan yayım omzumdan düşme tehlikesi geçirince hızlıca onu düzeltip eski konumuna döndürdüm.
“Her zamanki gibi süperdin canım," dedi yüzünden eksik etmediği minik tebessümüyle.
"Ama ben yine beklemekten ağaç oldum," diye sızlanmayı da eksik etmedi.
"Cezamız neyse çekeceğiz artık," ellerimi iki yana kaldırıp teslim olduğumu belirtti. İkimiz arasında geçen kısa bir bakışmanın ardından ikimiz de gülmemizi tutamadık.
"Normalde bugün her şey bendendi."
"Aa öyle mi yapacaktık?"
"Sus beni bölme," diye koluma küçük bir şaplak bıraktı azarlarken. Ağzıma fermuar çektiğimde devam etti.
"Beni bekletmenin karşılığında yemek benden, kahveler sendem artık."
"Ehh. Planı yapmışsın. Yapacak bir şey yok," dedim bana verdiği cezaya boyun eğerek. Asena ile arkadaşlığımızın bu kadar uzun olmasının nedeni buydu. Beraberken her şeyi olduğundan daha farklı yaşıyorduk.
"Aynen. Yaptım planı." Omuzlarından iki yana dökülen saçlarını ellerinin tersiyle geriye iteledi. Yüzü hafiften kızarmıştı.
“Çok sıcak,” dedi sızlanarak.
“Ve çok kalabalık. Değil mi?” dedim onun bu haline gülerek. Çok tatlı bir kızdı. Kesinlikle iyi bir arkadaştı. Ama sızlanamadan duramazdı.
“Aynen ya. Acayip bunaldım,” dedi beni onaylayarak. Gözleri etrafta dolaşırken derin nefesler alıyordu. Asena’nın klostrofobisi vardı. Beni beklerken maalesef insanların arasında sıkışıp kaldığı oluyordu. Buradaki kalabalık onun için fazla geliyordu o zamanlarda.
“Benimle gelmekte ısrarcısın. Ama diyorum sana beni arkadan izlesen daha rahat olursun diye.” Kaç defa dediysem de ikna edememiştim onu. Yarışmanın yapıldığı alanda antrenörler ve özel misafirler bizi arka tarafta gölgelik çadırların altında izliyorlardı. Hem serin hem de az kişiden oluşuyordu. Yarışmacıların misafirleri için de orada yer ayrılabiliyordu ki bir yarışmacı olarak arkadaşımın rahatsızlığı olduğunu ve beni oradan izlemesini rica edersem kabul ederlerdi.
“Ay ne arkaya geçeceğim yaa. Senin yüzünü göremiyorum diğer türlü.”
“Ama daha serin oluyor orası,” dedim son bir çare. Benim yüzümden kötü olmasını istemiyordum. Kendine, elleriyle hava yapmaya devam ederken yandan tip bir bakış attı bana.
“Ben senin ok atarken yüzündeki ifadeyi izlemeye geliyorum. Hedefi kaçtan vurduğunu görmeye değil.” Yüzümde büyük bir tebessüm oluştu. Bunu çokça dile getiriyordu. Onun dışında okçuluktan ne kadar zevk aldığımı fark eden çok az kişi vardı etrafımda.
Sevgili yol arkadaşım. Ok atarken kendimden geçtiğimi sana söylemiştim değil mi? Söylemediysem bile bunu sıkça fark edebilirsin.
“Tamam tamam, bir şey demedim.” Bir anda kolumdan çekip beni peşinde yürütmeye başladı. Afallamadım bile. Alışkındım beni bir yerlere sürüklemesine. Kolundaki yayımı sabitleyip kendimi ona bıraktım.
“Biz niye çıkmıyoruz buradan?” Haklı bir isyandı.
“Konuşuyorduk,” diye mırıldandım az önce yaptığımız şeyi ona açıklayarak.
“Ciddi misin canım? Ben de yoga yapıyorduk sanıyordum.” Sesinde terslik olsa da ikimiz de birbirimizle dalga geçiyorduk. Bizim için normal bir durumdu.
“Neden yürürken konuşmadığımızı sorguluyordum,” dedi tersçe bana açıklama yaparak. Aslında ne demek istediğini zaten anlamıştım. O da farkındaydı ama ikimiz de hayatımızı tiyatro oynar gibi yaşamayı seviyorduk. Özellikle beraber olduğumuz anlarda.
Sevgili yol arkadaşım. Bu hayatı bir noktada ciddiye almamak gerektiği düşüncesindeyim. Bu yolculukta Asena ile olan arkadaş dinamiğimize alışmakta umarım zorlanmazsın. Tahmin edersin ki ikimiz de kafadan deliyiz.
“Öyle olsun,” dedim ben de ona uyarak. Bu sırada çoktan kol kola girmiş yolumuza öyle devam ediyorduk. Yarışma alanından hızlıca çıktığımızda kaldığımız otele gitmek için taksi beklemeye başladık.
“Seni beklerken Eymen aradı.” Yolda taksi arayan bakışlarımı kısaca Asena’ya çevirip işime geri döndüm. O da diğer tarafa bakıyordu.
“Ne diyor?”
“Seni soruyor. Yarışman nasıl geçmiş, kazanmış mısın, onu yüzüstü bıkmamışsın değil mi, neden direkt onu aramıyormuşsun?” istemsizce güldüm. Eymen bazen sorularının fazlalığı konusunda ipin ucunu kaçırıyordu.
Etrafımda olan insan tiplerini görünce benim hakkımda iyi düşüncelere sahip olduğunu ummak zorunda kalıyorum. Bence herkesin böyle arkadaşları olmalı ama değil mi?
“Sen ne dedin?”
“Niye seni aramadığını.” Çaktırmadan güldüm bu dediğine. Birbirlerini terslemekten ayrı bir zevk alıyorlardı. Devam etmesini bekledim ama Asena benden bir tepki bekliyor olmalı ki devam etmedi.
“Taksit taksit anlatmasan mı Asena? Başka ne dedi?” Bakışlarım bu sefer tamamen ona döndü. Ne diyeceğini gereksiz bir merakla beklemeye başladım. Birkaç saniye o da gereksiz bir ciddiyetle düşündü bunu.
“Ne bileyim. Gerdi beni.”
“Eymen seni neden geriyor bu kadar? Kaç senedir tanışıyorsunuz oysa.” Dalga geçiyordum. Ama dalgamın altında gizli bir merak da vardı.
Sen böyle bir durumda, liseyi beraber okuduğun bir arkadaşın karşısında gerilir miydin? Tahminim o ki Eymen başka bir şey yüzünden Asena'yı germişti.
“Eymen’in gıcıklık yapmadan duramadığının farkındasındır umarım. Neyse boş ver şimdi o konuyu. Ne zaman geliyorsunuz diye sordu.” Caddeden gelen arabayı gördüğümde Asena’yı uyarma gereği duymadan o yöne ilerledim. Yayımı da koluma sabitlemiştim tabi ki.
“Söylemedin değil mi?” Taksiyi çevirmeye çalışırken bir yandan da göz ucuyla Asena'ya bakıyordum. Anında peşimden gelirken bana cevap verdi.
“Niye söyleyip onu mutlu edeyim Çağıl. Ara ona sor dedim.”
Taksi önümüzde durduğunda kısa süreli konuşmamıza ara verip araca bindik. Şoföre kaldığımız otelin konumu verdiğimiz kısa süreli bir aradan sonra konuşmaya geri döndük. Yolumuz bir 20 dakika kadarlık mesafedeydi. Antrenman yapmak için sahaya yakın olmak istemiştim. Ama İstanbul trafiği malumdu. Yolumuz 40 dakikaya kadar uzayabilirdi.
“Seni özlemiş. Söylemem için tutturdu. Ama benden laf çıkmaz ona.”
“Beni özlemiş ama seni mi arıyor?” dedim bunu altında bir yeniği arayan ifademle, kaşlarımı kaldırarak ona döndüm.
“Beni de bu sinir ediyor ya. Amacı güzel günümü mahvetmek.” Asena söylenerek göz devirdi.
“Ben seni de özlediğini dolaylı yoldan anlatmak istemiş diye yorumladım.” Gelecek olanı beklerken gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
“Eymen beni niye özlesin Çağıl!” cırlamadı ama on aözgü azarlamalarından birisini kullandı.
“Bunca yıldır arkadaş değil misiniz? Arkadaşını özlemiştir.” Asena’ya geçerli bir sebep verirken bir yandan da bıyık altı gülüyordum. İzlemeyi en sevdiğim ikililerdendiler. O yüzünde kimin yanındaysam onunla uğraşıyordum genelde.
“Özleseydi ki ben buna pek inanamadım seni özledim deyip beni sinir ederdi. Öyle bir şey demediğine göre sorun yok.”
Tam ağzımı açıp sorun olup olmamasıyla alakalı bir şey diyecekken taksi şoförü aracı kenara yaklaştırdı. Kaşlarımı çatmış ne yapmaya çalıştığını anlamaya çalışırken ben daha ne olduğunu anlayamadan ön kapı açıldı. İçeriye genç diyebileceğim bir adam oturdu.
“Pardon,” dedik Asena ile aynı anda. Yandan birbirimize ‘ne oluyor?’ bakışı atsak da ikimiz de anlamamıştık ne olduğu. Daha doğrusu adamın neden bizim taksimize bindiğini anlayamamıştık.
“Kolay gelsin abi,” dedi tanımadığımız çocuk. Bizi fark etmemişti. Galiba ikimiz de kısık sesle konuşmuştuk az önce.
Sayın yok arkadaşım. Ben şu an şokta olduğumdan olsa gerek adamın neden bizim taksimize bindiğine geçerli bir teori bulamadım. Umarım sen bulmuşsundur.
Ben çocuğun arka koltuğunda kaldığımdan yüzünü göremiyordum. Tanıyıp tanımadığını öğrenmek için Asena’ya döndüğümde başını iki yana salladı ‘tanımıyorum’ diye. Şoför abi ise yola çoktan koyulmuştu. Sanki bizim varlığımızı tamamen unutmuştu.
“Abi zaten müşterin vardı. Niye durdun?” Asena’nın dobralığı karşısında kolunu dürttüm. İstanbul’da bilmediğimiz bir bölgedeydik. Belki de burada taksi zor bulunuyordu. Ki şu an aklıma gelen en mantıklı ihtimal buydu.
Asena beni hiç takmadı bile. Bu gibi durumlarda çabuk sinirlenen bir yapısı vardı. Şoför abi de Asena'yı takmamış gibi duruyordu. Adam cidden bizim varlığımızı yok sayıyordu.
Önde oturan adam ise Asena’nın sesiyle arkaya döndüğünde bizi fark etti.
“Kusura bakmayın. Ben boş sandım aracı.” Biraz önce bizim yaşadığımız afallama şimdi onun sesine yansımıştı. Yüzünde de bir benzeri ifade vardı muhtemelen. Görmediğim için emin olamıyordum.
“Sorun yok,” dedim hemen araya girerek. Bu sefer beni dürten Asena’ya ters bir bakış attım. Biraz daha bu şaşkınlık kısır döngüsünde kalmak istemiyordum. Şoför abiye bir bakış attığımda yola odaklandığını gördüm. Olan olmuş, yola çoktan çıkmıştık zaten. Sorun çıkarmanın manası yoktu.
“Sen önce hanımefendileri bırak abi. Sonra beni **** oteline bırakırsın.” Gideceği yeri söylediğinde ikinci bir şok dalgasıyla karşı karşıya kaldım.
Tesadüf eseri aracımıza binen adamın bizimle aynı otele gidiyor olmasına ne denir arkadaşım? Hayatımda bu kadar şaşırdığım nadir anlardandı. Ama şu anda sadece tesadüf demekten ileriye varamazdım.
"Kızlar da oraya gidiyordu," şoför abi sonunda konuşma kararı aldığında bize bu bilgiyi paylaşmak isteyip istemediğimizi hiç sormadı bile.
‘Abi bir sorsaydın ya’ dediğini duyar gibiyim. Çünkü ben de içimden dedim..
"Tanışıyor musunuz?" Diye bir başka soru yöneltti üzerine. Bir umut adamın yüzünü görürüm de tanırım belki diye sağ tarafta kalan aynaya baktığımda beklediğimden hızlı bir şekilde göz göze geldik. İlk fark ettiğim camdan bile belli olan açık yeşil gözleriydi. Hafif kıvırcık kahve saçları, ve esmere yakın bir teni vardı. Gözleri ile burnu yüzüne orantılı bir büyüklükteydi.
Bir yerden tanıdık geliyordu ama tam emin olamadım. Sanki çok uzun zaman önce çok sık görmüşüm de bir süre sonra aklımdan silinmiş gibi bir his oldu içimde. Ama emin olamıyordum. Bakışlarımı yola çevirdim. Tanımaya çalıştım. Hatırlamaya çalıştım ama aklıma bir isim gelmedi.
Garip değil mi arkadaşım? Hani çocuklukta izlediğiniz çizgi filimler var ya. Bazıları hala aklınızdadır. Bazılarını da unutmuşsunuzdur. Ama beklemediğiniz bir anda beklemediğiniz bir yer de bir sahne gördüğünüzde ya da biri size hatırlattığında zihninizde silik anılar belirir ya. Bende bir anı belirmedi. Ama aynı tanıdıklık hissini yaşadım.
"Tanımıyoruz," Asena şoförün cevabını verdiğinde tekrar adama döndüm. Bu sefer yola bakıyordu. Ben de önüme döndüm. Asena ile tekrar göz göze geldiğimizde ikimizin de kafamızın karıştığı belli oluyordu. Otele gittiğimizde kesinlikle bu durumun kritiğini yapacağımızı belirtmekten de geri kalmadı. Bakışlarımı yanımdaki cama çevirip yolu izlemeye başladım.
🏹🎯🏹
by Yeşil💚