İnsanlar olarak kendi kabuğumuza çekildiğimiz zamanlar vardır. Bazı insanlar kitap okur. Bazıları yüzer. Bazıları tüm gününü sosyal medyada geçirir. Bazıları müzik dinler. Bazıları meditasyon yapar. Bazıları resim çizer.
Bunun nedeni yaşadıkları dünyadan, hayattan, düşüncelerinden soyutlanmak istemeleridir. Kendilerini huzurlu, güvende ve onlara ait; hayal güçleriyle istediklerini yapabildikleri bir dünya yaratırlar. Üzüldüklerinde, kırıldıklarında, sinirlendiklerinde, mutlu olduklarında ya da sıkıldıklarında bu dünyalarına girip her şeyden soyutlanırlar. Bana göre bu zamanlarda insanlar kendi içlerinde farklı bir boyuta ışınlanırlar. Zamandan soyutlanır ve hayal güçlerince o anı yaşarlar.
Mesela sen. Yüzerken başka bir alemdeymiş gibi hissetmiyor musun? Ya da kulağında kulaklıkla müzik dinlerken farklı düşüncelere, alemlere akıp gitmiyor musun? Bence bunu hepimiz yaşıyoruz. Ve hepimizin bunu yapmak için seçtiğimiz alanlar farklı. Benim de kendime seçtiğim bir alan var.
Yaparken kendimde olmadığım, üzüldüğümde, mutlu olduğumda, sinirlendiğimde, kırıldığımda bu dünyadan kaçıp kendi içime döndüğüm, kabuğuma çekildiğim bir spor. Aynı zamanda da mesleğim; Okçuluk...
Ben bir kemankeşim. Bugün ki deyimle okçu.
Bir insanı tanımak için ya komşu olmak ya ticaret yapmak ya da bir yolculuğa çıkmak gerek, demiş Hz. Ömer. Birbirimizi tanımak için seninle bir yolculuğa çıkmak istiyorum. Tabi ki bana eşlik etmek istersen.
Ama önce yine de kendimi kısaca tanıtmam gerekiyor. Adımı daha önce bir yerlerde görmüş olabilirsin. Belki hakkımda da birkaç bir şey duymuşsundur. Benim hakkımda önyargılı olmanı istemem. O yüzden ben sana birinci ağızdan anlatayım.
Ben Çağıl Özdemir. 21 yaşında TOF yarışmalarına katılan milli sporculardan biriyim. Babam okçuluk antrenörü ve benim küçüklüğümden beridir de eğitmenim. Yani bu sporu küçüklüğümden itibaren yapıyorum. Bu yüzden de tahmin edersin ki Üniversite okumadım. Ama tam bir Tarih tutkunu olduğumdan kendimi çok geliştiririm.
Sana okçuluğun tarihini anlatmaya ne kadar hevesli olsam da önümüzde zaten uzun bir süreç olduğundan bunu daha sonraya saklıyorum.
Bu konuda ilk söyleyeceğim, herkes gibi senin de bildiğini düşündüğüm bir bilgi; okçuluğun en önemli ve parlak döneminin ‘Osmanlı’ dönemi olduğu. Kemankeş de günümüzde okçu dediğimiz kişiler için söylenen bir Osmanlı terimi. O yüzden kendimden bir kemankeş olarak bahsetmekten gurur duyuyorum. Ve senden de bana kemankeş demeni istiyorum.
Şimdiden bana eşlik edeceğin için teşekkür ederim yol arkadaşım.
🏹🎯🏹
by Yeşil💚