Berkan ile birlikte onun arabasına doğru ilerledik. İlerlerken hiç konuşmadık, aramızda neredeyse ölüm sessizliği vardı. Ona bu sözümden sonra yüz ifadesi biraz değişmişti. Yüzündeki gülümseme solmaya başlamış, gözlerindeki canlılık eğer yanlış görmediysem, kendini biraz da olsa yitirmişti.
Arabaya vardığımızda önümdeki taşa takılıp yine sendeledim. Yere düşmeyi hedeflerken, belime bir kol sarıldı. Dengemi sağlayıp, ona doğru döndüm. Biraz şaşırmış olsam da ona teşekkür ettim.
“Teşekkür ederim.”
'Önemli değil.” Kan, yanaklarıma hücum ediyordu.
“Tutmasaydın yine düşecektim.”
“Sakar Gök.”
“Ha?” yüzüne aval aval bakıyordum. Sakar Gök. neyin nesiydi?
“Lakap. Sevmediysen kullanmam.”
“Hayır, kullan çok sevdim.” Hayatımda duyduğum en güzel lakaplardan biriydi. Başkası bana ‘sakar’ dese aynı tepkiyi vermezdim. Ama bu lakap başkalarının beni küçümsemek amacıyla dedikleri lakaplar gibi değildi. Oldukça hoş ve sevimli bir lakaptı.
“Peki, sen bana lakap taktıysan benim de sana takmam lazım.” Ne diyordum ben öyle?
“Vazgeçtim, takmayacağım.” Utançtan bayılabilirdim.
“Sakar olduğu kadar unutkansın da galiba Sakar Gök.” Ne alaka?
“Neden?” bazen beynim duraklıyordu. Umarım o zaman, bu zaman değildir.
“Bana lakap takmıştın zaten.” Ne ara? Ben neden hatırlamıyorum?
“Cidden mi? Hatırlamıyorum.”
“Fakültedeki Aptal diye takmamış mıydın?” bir dakika... Tamam, takmıştım ama ben ona böyle hiç hitap etmemiştim.
“Sen nereden biliyorsun? Müneccim misin yoksa?” her ne kadar son soruma hayır dese de ona inanmıyordum.
“Ben bir kere seni Fakültedeki Aptal Kız diye kaydetmiştim, bunu sana söylediğimde ‘oldukça uyumlu isimlerle birbirimizde kayıtlıymışız’ demiştin. Ben de bu
sonuca vardım. Yanlış mıyım?
“Neyse.”
“Doğru muyum peki? Onu söyle.”
Dudaklarım, istemsizce yukarı kıvrıldı. Ama bunu ona belli etmedim.
“Doğrusun.”
“Ben hep doğruyumdur.”
“Kibirli insanlar benden uzak dursun.” diye söyledikten sonra bir kaç adım geriye gittim.
“Aldığın önlem oldukça başarılı.”
“Dalga geçme.”
“Dalga geçmek benim hobim.”
“Hani müzik dinlemek hobindi?”
“O da var ama dalga geçmeyi de severim.”
“Senin hobilerim ne peki? Hiç kendin hakkında bilgi vermedin.” Aslında evet, haklıydı. Kendim hakkında hiç bilgi vermemiştim. Ama pek bir verecek bilgim yoktu. Sıradan birisiydim. Hiçbir özelliği olmayan.
“Sıradan birisiyim. Sana verebilecek bir bilgim yok.”