Fakültedeki Aptal: Günaydın. (06.04)
Siz: Günaydın sana da. (06.09)
Fakültedeki Aptal: Ne yapıyorsun? (06.09)
Siz: Hazırlanıyorum. (06.14)
Açelya’nın Ağzından
Telefonu elimden bırakıp seçtiğim kıyafetleri giymeye başladım. Oda arkadaşım Ecrin hâlâ uyuyordu. Her ne kadar uyandırmayı denesem de uyanmamıştı. Birazdan şansımı tekrar deneyecektim.
Mavi bluzumu giydikten sonra giyinme işlemim tamamlanmıştı. Makyaj masama doğru ilerledim. Makyaj yapmayı sevmiyordum ama göz altı morluklarımı kapatmak için biraz makyaj yapacaktım.
Makyajımı yapmaya devam ederken bir yandan da tekrardan Ecrin’ e seslendim. Kulağıma duymakta zorlandığım bir kaç mırıltı ilişti.
“Bu saatte neden beni uyandırıyorsun Gökçe?”
“Bugün ders var Ecrin çünkü.”
“Gelmeyeceğim ben bugün.”
“Saçmalama. En son 3 ay önce gittin artık gelmek zorundasın.”
“Sana ne benim derslerimden Gökçe?”
Bu nedenle Ecrin ile anlaşamıyordum.
Çok kabaydı. Ayrıca oldukça kibirliydi.
“Ne halin varsa gör Ecrin.” Diyerek ayağa kalktım. Makyajım bitmişti. Kombinime uygun bir kolye ve bileklik seçtim. Kıyafetlerim yazın geldiğini adeta müjdeliyordu.
Mutfağa gidip kendime basit bir kahvaltı hazırlamaya koyuldum. Dakikalar sonra hazırladığım yemekleri yemiştim.
Küçük bir sırt çantası takıp evden çıkmaya hazırdım. Çıkmadan önce de Ecrin’ e bakmayı ihmal etmedim. Hâlâ uyuyordu. Bu yaptığına sinirlenmeden edemedim.
İkimizde hukuk fakültesinde okuyorduk. Onun en büyük hayali ileride güzel bir avukat olmaktı. Ta ki geçen yıla kadar.
Geçen yıl yine aynı fakülteden birisiyle birlikte oldu. Kimle olduğunu kaç defa sorsam da kim olduğunu asla söylemedi. Bir zaman sonra da ayrıldılar. Söyleseydi ayrıldığı kişiye ağzının payını verirdim.
Bu ayrılıktan beri odasına kapandı. Çok nadir dışarıya çıkar, genelde evde dururdu. Fakülteye de onun yüzünü görmemek için gelmiyordu.
Sıkıntılı bir nefes vererek evden çıktım. Her ne kadar Ecrin’ i sevmesem de onun için her şeyi yapardım. O da benim için her şeyi yapar mıydı? Bilmek isterdim.
Hafif meltemli hava kuşların sesleriyle adeta bir melodiyi taşıyordu. Bu sabah huzur veren tek şey bu olabilirdi.
Ağaçların yaprakları bu meltem eşliğinde sallanarak melodiye uyum sağlamaya çalışıyordu.
Otobüs durağına doğru ilerlerken telefonuma bir bildirim düştü. Cebimden telefonu çıkartarak gelen mesaja göz gezdirdim.
Fakültedeki Aptal: Neredesin? (07.02)
Siz: Otobüs durağına yaklaştım. Açelya Sokağı'nda ki. (07.03)
Fakültedeki Aptal: Ben de oraya gidiyorum. (07.03)
Birbirimizi görecektik. Bu onun için sıradan bir şey olsa da benim için değildi. Günlerdir mesajlaştığım kişiyle yüz yüze gelecektim. Kalbim yerinden kurtulmak için çırpınıyordu.

