İlk önce en üst katı gezdik, burada toplam 25 tane oda vardı doktorların zor bir hasta ile muhabbetlerinden sonra kafa dinlemeleri için yapılmıştı. Her oda da beş tane yatak,koltuk,bardak,kitaplık ve bunun gibi daha birçok şey vardı. Bence bu kat mükemmeldi. Hastane 22 kattan oluşuyordu bu odaları en üste koymalarının sebebi ise yüksek olduğu için manzaranın daha güzel olmasıydı.
Yirmi birinci kata indiğimiz de hoca herkesin odasının anahtarını verdi. Kızlarla üçümüz aynı odadaydık Gökalp, Bora ve onlarla beraber kalan bir çocuk daha sanırım ismi Ayazdı. Bu katta sadece doktorların kaldığı zamanlarda sıkılmamaları için spor odası, küçük bir mutfak, yanın da kıyafet getirmeyenler için koyulan birçok farklı kıyafet vardı. Anahtarları çantamıza attıktan sonra hoca ile birlikte diğer katları gezdik .
Yirminci kata indiğimiz de sadece ek doktorlar ve beş tane oda vardı. Bu kat sadece doktorların zarar aldıkların da tedavi edilmeleri için gerekli ekipmanlar vardı, 8 tane ise doktor, 2 tane hemşire vardı. Bence şuana kadar gayet güzel bir yerdi.
On dokuzuncu kata gelmiştik bu katta çok ciddi problemleri olan hastalar vardı. Oğuz hocanın durması ile beraber bizde durduk Oğuz hoca konuşmaya başladı "Evet,çocuklar bu katta asla ses olmaması gerekiyor çünkü bu katta aklınızın ucuna bile gelmeyecek hastalıklara sahip hastalarımız var ." Bora hocaya bakıp konuşmaya başladı "Neden en alt katta olmak yerine on dokuzuncu kattalar nihayetinde buradan atlama gibi bir şansları var." Oğuz hoca Bora'ya baktı ve cevap verdi "Evet haklısın buradan atlamak gibi bir şansları var fakat biz hocalar ve buranın yönetimi o kadar zekasız değiliz. Tabiki de camları demirler ile kapalı sadece çok küçük bir yuvarlak var orası da dışarıyı unutmamaları için, diğer bir sebep ise doktorların yani sizin herhangi bir durum da hemen hastanıza ulaşabilmeniz. " Derya'nın söz istemesi ile hoca konuşması için söz hakkı verdi.
Derya konuşmaya başladı "biz burada ki hastalar ile mi ilgileneceğiz? " hoca sorusuna cevap verdi "Evet, sadece sınav da yüksek puan alanlar ." Sevim bu söz üzerine yüksek bir sesle "Ne,ama bu sınav da sadece 4 kişi derece yaptı ve bunlardan biri de benim ." Hoca Sevim'in bağırması üzerine ona kızgın bir şekilde "ben daha demin size bağırmamanız gerektiğini söylemedim mi, Sevim bir daha olmasın. " Hocanın Sevim'e bağırması üzerine Bora hocaya doğru ilerlemeye başlamıştı ki kolundan tuttum ve "Şuan da bunun sırası değil Bora Sevim'in yanına geç. "Neyse ki beni dinliyordu.
Biraz daha ilerledik hoca bize birkaç tane doktoru tanıttı. Biz etrafı incelerken Oğuz hoca ve birkaç tane daha doktor içeri hızlı adımlarla girmeye başladılar. Oğuz hoca bize kısık bir sesle bağırmaya başladı ve konuşmaya devam etti "herkes yan yana tek sıra haline geçsin çabuk acele edin herkes duvara doğru arkasını dönsün ve hiçkimseden tek bir ses bile duymak istemiyorum. " Herkes hemen yan yana geçti Gökalp hocaya dönüp bir soru sordu " Neden böyle yapıyoruz ki hocam?" Hoca Gökalp'e bakıp cevap verdi. "Şuan da bu hastanenin en psikopat yani en tuhaf hastası geliyor sakın kimse onunla göz göze gelmesin eğer bakan birisini görürsem yemin ederim kurstan atarım." Kapının açılma sesi ile birlikte herkes korkuyla arkasını döndü ve hiçkimseden ses çıkmadı. Arkamız da yürüyorlardı seslerini duyuyordum bize daha fazla yaklaştılar .
Hiçkimseden ses dahi çıkmıyordu bazıları korkudan nefes bile almayı kesmişti. Tam arkamızdan geçiyorlardı ve sıranın en sonuna benim olduğum yere geldiler hastayı odasına götürüyorlardı. Şuan da tam olarak benim arkamdan geçiyorlardı beni biraz daha geçtiler odaya doğru gidiyorlardı ki ben adamın arkasının dönük olduğunu düşündüm ve kafamı kaldırıp bakmamla adamla göz göze geldik.Adam sadece bana bakıyordu gözlerimi kaçırdım ve duvara baktım. Ben onunla göz göze gelmiştim hocaya söylemeli miyim? Her neyse şimdilik söylemesem daha iyi olurdu ama bunları kesinlikle bizimkilere anlatacağım. Adam gittikten sonra hoca herkesin hemen odaya geçip kapısını kilitlemesini söyledi ve biz de odalarımıza çıktık.
