İyi Okumalar 🦋
____________
Gamma, güneşin ilk ışıklarıyla gözlerini açmış ve sıcacık yatağında gerinerek gülümsemişti. Yıllar sonra ilk defa bu kadar mutlu uyanmıştı. Bunun nedeni derslerden muaf olması mıydı yoksa daha yeni tanıştığı Chris isimli bahçıvan mıydı emin değildi.
Ama içi kıpır kıpırdı. Güne zıplayarak başlamak istiyordu. Sanki bugün güneş daha da parlaktı, kuşların sesi kulağa daha çok hoş geliyordu, soluduğu hava ona mutluluk hormonları aşılıyordu.
Küçük beden yorganını ayaklarıyla iterek üzerinden çekmiş ve ayağa kalkarak hafif kıvırcık saçlarını karıştırmıştı.
Dün biraz yorgundu ama bugün fazlasıyla enerjik hissediyordu. Kesinlikle dün içtiği kış çayı ona iyi gelmişti. Bugün de çay içmek için Chris'in yanına gitmeliydi.
Kesinlikle sadece çay içmek ve hemen iyileşmek için. Asla o koyu gözleri ve yakışıklı suratı tekrar görmek istediği için değildi.
Küçük beden elini, yüzünü yıkamak için banyoya doğru adımladığında kapısının tıklatıldığını duymuş ve hemen karıştırdığı saçını düzeltmişti. Eğer gelen kişi bayan Lily ise ona dağınık görünmemesi gerekirdi.
S: "Gir"
Seungmin kapıdaki bedeni gördüğünde şaşırmıştı ama bunu belli etmemeye çalışıyordu.
IN: "Kahvaltını getirmemi söyledi bayan Lily. Yedikten sonra da ilaçlarını içmeliymişsin"
Seungmin yatağının üzerine bırakılan tepsiye bakmış sonra da Jeongin'in asık suratına bakmıştı. Anlaşılan burada olmaktan keyif almıyordu ama genellikle içlerinden biri hasta olduğunda diğerleri ona yardım ediyordu.
Bugün de öğününü atlamasın diye bayan Lily kahvaltıyı Jeongin ile göndermiş olmalıydı.
IN: "Geçmiş olsun"
Omega asık suratı ile içten olmayan dileklerini gammaya sunmuş ve odadan ayrılmıştı hemen.
Seungmin bugün fazlasıyla mutluydu. Onun moralini kimse bozamazdı. Böylece küçük beden oynaya güle banyosunu yapmış ve iştahlı bir şekilde kahvaltısını yaptıktan sonra ilaçlarını da almıştı daha çabuk iyileşebilmek için.
Sonunda tüm işlerini bitirdiğinde aynasının karşısına geçmiş yeni kuruttuğu saçlarını tarayarak şekil vermişti. Şimdi gidip o güzel çaydan içme zamanıydı.
Seungmin kapıyı biraz açmış ve tek gözü ile koridoru süzmüştü. Kimsenin olmadığından emin olarak kapıyı açmış ve hemen ezbere bildiği yolda ilerlemişti.
Bahçeye çıktığında güneşin ısıttığı sıcak havayı ciğerlerine çekmiş ve minik minik zıplayan adımlarla çitlerle çevrili olan manolya bahçesine gelmişti.
Tereddüt etmeden kapıyı açıp içeri girdiğinde kalbi yerinden çıkacakmış gibi atmaya başlamıştı tekrardan. Ne ara bu kadar kendisini kaybetmişti haberi yoktu.
Yerde dizlerinin üzerine çöken Chris başını kaldırmış ve yeni duş aldığı hafif kabarık saçlarından belli olan küçüğe gülümsemişti.
Seungmin de kulaklarında atan kalbine inat karşılık olarak gülümsemiş ve toprağın üzerine dizleri üzerinde duran adama yaklaşmıştı.
S: "Ne yapıyorsunuz?"
C: "Yeni tohumlar ekiyorum"
Chan elindeki çapa ile küçük çukurlar açmaya devam ettiğinde Seungmin yine düşünmeden edememişti. Bu adam bu kadar bahçeyle ilgileniyordu ama neden bu zamana kadar hiç görmemişti ki.
S: "Yardım etmemi ister misiniz?"
Thita gülümseyerek başını onaylar anlamda sallamış ve bahçenin köşesinde duran hortumu göstermişti işaret parmağı ile.
C: "Ben tohumları ekip üzerini kapattıktan sonra sen de onlara su verebilir misin?"
Seungmin dudaklarını birbirine bastırarak başını onaylar anlamda sallamıştı. Koşarak musluğa bağlı olan hortumu almış ve Chan'ın yanına geri dönmüştü.
Chan açtığı küçük çukurlara tohumları atıp üzerini kapatıyordu, Seungmin de dikkatli bir şekilde üzeri kapanan tohumlara su veriyordu.
S: "Bu bahçede neden sadece manolya var?"
Thita, gamma'nın göremeyeceğini bildiği için başını eğmiş ve dudağının kenarı ile gülümsemişti.
C: "Manolya kokusunu çok sevdiğim için"
Seungmin anladığını belli eder bir şekilde başını usul usul sallamıştı. Ama bu kadar büyük bir bahçe olması ve sadece manolya olması biraz garipti. Hatta şu an da manolya tohumları ekiliyordu.
S: "Ama neden bu kadar çok var ki?"
Chan son çukura da birkaç tohum atmış ve üzerini kapattıktan sonra, ellerindeki eldiveni çıkararak tek elini bacağına yaslayıp bakışlarını Seungmine doğru kaldırmıştı.
C: "Bir koku arıyorum.. dünyanın her yerinden farklı tohumlar geldi buraya. Sadece yıllar önce aldığım o kokuyu tekrar alabilmek için ama hiçbiri onun gibi değil"
Seungmin şaşırmış bir şekilde dudaklarını aralamış ve kaşlarını kaldırmıştı. Etrafındaki manolyalar farklı ülkelerden gelme çiçeklerdi ve bu bahçeyi daha da özel yapıyordu.
S: "Manolya'ların hepsi aynı kokar ki"
Chan kocaman gülümsemiş ve Seungmin'in elinde tuttuğu hortumun ucunu hafif havaya kaldırarak suyun gamma'nın yüzüne sıçramasına neden olmuştu.
S: "Yah!!"
Seungmin elindeki hortumu yere bırakıp kolu ile yüzünü temizlemeye çalışırken Chan onun duyamayacağı bir şekilde fısıldamıştı.
C: "Biri hariç.."
Gamma yüzünü temizledikten sonra yere bıraktığı hortumu eline almış ve çoktan ayağa kalkan Chris'in suratına doğru uzatmıştı.
Chan, yüzünün ve üzerinin ıslanması ile kıkırdayarak Seungmin'e bakmış ve hortumu yaramaz çocuğun elinden alarak kapatmıştı.
Thita'nın çenesinden su damlarken, gamma kollarını karnına sarmış kahkahalara boğularak gülüyordu. Chan ise kulağını okşayan bu melodinin tadını çıkarmaya çalışıyordu.
Güldüğünde çok güzel görünüyordu, gülmek ona fazlasıyla yakışıyordu...
...
Seungmin bahçe işlerinde biraz daha Chris'e yardım ettikten sonra birlikte çay içmişlerdi. Her ne kadar Seungmin ondan uzaklaşmak istemese de hava kararmak üzere olduğu için odasına dönmesi gerekiyordu.
Koridoru dönmeden vücudunu duvara yaslamış ve başını hafif çıkararak odaların önünde kimse olmadığına emin olarak koşarak odasına ilerlemişti.
"Kim Seungmin!"
Tam kapısını açıp odasına girecekken arkasında duyduğu tanıdık ses yüzünden sesli bir şekilde yutkundu.
S: "Efendim bayan Lily"
Seungmin saygılı bir şekilde gülümseyerek başını eğmişti.
"Nereden geliyorsun?"
S: "Kendimi iyi hissettiğim için biraz yürüdüm efendim"
"Güzel kendini iyi hissediyordan yarından derslere de katılabilirsin demek!"
Bayan Lily imalı ses tonuyla konuştuğunda Seungmin başı ile onu onaylayıp, tekrar selam verdikten sonra odasına girmişti.
Ne güzel bir hafta boyunca sadece dinlenecekti.. ve belki bir hafta boyunca her gün Chris'in yanında olabilirdi...
Seungmin aklını karıştıran düşünceler yüzünden suratına hafif bir tokat atmış ve başını iki yana sallamıştı. Hepsi aptal kalbinin suçuydu!
Karanlık iyice çöktüğünde Seungmin okuduğu kitabını komidinin üzerine bırakmış ve ağrıyan karnı yüzünden yüzünü buruşturmuştu. Çok fazla çay içtiği için karnı ağrıyor olmalıydı..
...
Jeongin kolundaki saati kontrol etmiş ve gece saat 2 olmak üzere olduğunu gördüğünde offlayarak nefes almıştı.
Seungmin'in çoktan kalklması gerekiyordu ama hala koridordan hiçbir ses gelmiyordu. Omega, kulağını yaslandığı kapıdan uzaklaştırarak planını tekrar gözden geçirdi.
Acaba Seungmin, sabah götürdüğü yemeği yememiş miydi? Eğer yemediyse mükemmel planı burada bitecekti ne yazık ki..
Seungmin, gözlerini kasıklarına giren ağrı yüzünden kısık bir şekilde açmış ve terler içinde kalan vücudunu kıpırdatmaya çalışmıştı.
Başı çok fena ağrıyordu ama kasıklarındaki ağrı daha da şiddetli olduğu için tek odağı karnındaydı.
Titreyen eli ile yorganını üzerinden atmış ve yatakta dikelmeye çalışmıştı. Ama tüm vücudu titriyordu.
Kızgınlığına daha vardı ve bu kadar erken kızgınlığa girmesi normal değildi.. hele bu kadar şiddetli bir kızgınlık geçirmesi hiç normal değildi.
Titreyen bacaklarını yataktan sarkıtarak dikkatli bir şekilde ayağa kalkmıştı, kesinlikle şimdi bastırıcı almazsa ağrıdan ve sıcaktan bayılacaktı.
Küçük olan başına gelecekleri bilmeden odasının kapısını açmıştı, bayan Lily'den bastırıcı almak için..
_____________
Evet ne diyordum ben hep? Zurnanın zorttirizort dediği yere geliyoruz.











