İyi okumalar 🦋
__________
Seungmin başı ağrıdığı için sınıftan çıktığından beri ağır adımlarla odasına yürüyordu. Hasta olduğu için vücudu o kadar yorgundu ki adımlarını bile zor atıyordu.
Bu kadar yorgun olmasına rağmen aklında tek bir yer vardı. Huzur bulduğu tek yer olan o bahçeye gitmek. Ama düşünmeden de edemiyordu acaba o adam yine orada mıydı?
Bilmiyordu aslında orada olmasını istiyor gibiydi. İlk defa gördüğüne emindi ama sanki Chris denen adamı yıllardır tanıyordu. Sanki kurdu onu tekrar görmek istiyordu..
Bu yüzden çok düşünmeden ağır adımlarını durdurmuş ve koridoru dönerek ezbere bildiği yol üzerinde ilerlemişti.
Bahçeye yakınlaştıkça içinde hala anlam kazandıramadığı hisler tekrar uyanmaya başlamıştı.
Çit kapısına vardığında gözleri bank'ta oturan siyah saçlı kişiye kaymıştı. Yan profili fazlasıyla yakışıklıydı. Keskin çene hatları dolgun dudakları ve kendini belli eden burun.. fazla yakışıklıydı.
Uzaktan bile bedeni çok iri gözüküyordu. İşte o an Seungmin düşünmeden edememişti daha dün tanıştığı kişinin türünü. Alfa olamayacak kadar iri ve baskın bir aurası vardı. Ama delta olan birisi neden bahçıvan olarak çalışırdı ki? Asker falan olurdu. Belki de baskın alfaydı.
Seungmin çitlerin arasından tatlı yüzünü ekşiterek bu yakışıklı adamın türünü tartışıyordu kendi kendine. Chan ise deminden beri hissettiği sıcaklıkla çıldırmamak için hızlı nefesler alıyordu.
Uzağındayken bile bu denli sıcaklığını hissederken yanındayken onu sarıp sarmalamadan nasıl durabilirdi ki? Zaten yeterince uzun süre tutmamış mıydı kendisini?
Chan, yüzünü kapıya doğru dönmüş ve kaşları çatık olan surata bakmıştı. İnce hatlara sahip yüz o kadar tatlı gözüküyordu ki.. üstelik kaşlarını çatıp bir şeyler düşünürken..
Seungmin'in gözleri de Chris'in gözleri ile kesiştiğinde irkilmemiş veya korkmamıştı gamma. Aksine sanki evini bulmuş gibiydi. Yıllardır sürüklenen bedeni huzura kavuşmuş gibi hissediyordu.
Bu adam kimdi bilmiyordu ama bu hikayede sadece özlü sözler söyleyen peder olmadığı kesindi...
C: "Haritanın yanlış olmadığını söylemiştim sana"
Seungmin aldığı ima ile gülümseyerek kapıyı açmış ve bakışlarını huzurlu bahçesinin içinde gezindirerek yürümüştü.
S: "Haritamın yanlış olduğunu ima etmemiştim zaten"
Chan da gülümseyerek ayağa kalkmış ve Seungmin'e doğru yürümüştü. Küçük olan sürekli bakışlarını kaçırıp bahçedeki güzellikleri izliyordu.
Bu adamla gözgöze gelmek ona farklı hissettiriyordu ve bu hisler sanki onun günahıymış gibi aklında dönüp duruyordu.
İçinde bir parçası o gözlerin içinde kaybolmak istese de bir parçası da fazlasıyla çekiniyordu.
C: "Sesin hasta gibi geliyor"
Hayır aslında Seungmin bu zamana kadar hep zayıf taraflarını sakladığı için hasta olduğunu da saklamayı çok iyi beceriyordı. Chan zaten bunu bildiği için konuyu açmaya çalışıyordu.
Gamma türler arasında en nadir olduğu kadar en alt tabakalardaydı ama Seungmin kesinlikle öyle değildi.. o çok güçlüydü. Kimsenin kaldıramayacağı hayatı kaldıracak ve o hayata kafa tutacak kadar güçlüydü. Belki de mental açıdan karşısındaki Thita'dan bile kat kat güçlüydü.
S: "Hasta değilim sana öyle gelmiştir"
Seungmin bir şey demeden karşısında dikilen uzun bedenin yanından geçmiş ve banka oturmuştu. Başı ağrıyor ve biraz halsizdi..
Ve kalbi nedensizce hızlı atıyordu. Sanki acele ettiği bir yer vardı, sanki göğüs kafesinden çıkıp da yetişmek istediği, kavuşmak istediği birileri vardı.
Chan kenarda duran küçük masanın üzerindeki demliği kaldırmış ve beyaz kupaların içini çayla doldurmuştu.
Seungmin yanında hissettiği sıcaklıkla başını usulca o tarafa çevirmiş ve koyu gözlerin içine bakmıştı.
Chris gülümseyerek bir elindeki bardağı ona taraf uzatıyordu. Bu görüntüyü ilk defa gördüğüne emindi gamma ama.. o kadar sıcak ve tanıdık hissettiriyordu ki, bunu kesinlikle kelimelerle anlatamazdı.
S: "Bu da ne?"
Seungmin yavru köpek gibi ona uzatılan bardağa burnunu yaklaştırmış ve güzel kokuyu içine çekmişti.
C: "Kış çayı, iyi gelir"
S: "Hasta değilim dedim"
C: "Kış çayını sadece hastalar içecek diye bir kural mı varmış?"
Gamma bu sefer yavru köpek bakışlarını bardaktan çekmiş ve başını yukarı kaldırarak yanında oturan iri bedenin gözlerine bakmıştı. Bu kadar sıcak ve tanıdık hissettirmesi normal değildi..
Küçük beden bir şey demeden ona uzatılan bardağı sonunda almış ve güzel kokuyu tekrar ciğerlerine çekmişti. O kadar güzel kokuyordu ki bir an önce tadına bakmak istiyordu.
Sıcacık bardağı dudaklarına yaklaştırdığında Chan hemen elini uzatmış ve parmak uçları ile bardağa tutunarak bardağı gamma'nın ağzından uzaklarltırmıştı.
Parmaklarının birbirine çarpmamasına aşırı özen gösterirken ona anlamaz bakışlarla bakan küçüğüne gülümsüyordu.
C: "Çok sıcak yanacaksın"
Chan dikkalice bardağı Seungmin'in elinden almış ve hızlı hızlı üfleyerek kısa zamanda soğumasını sağlamıştı.
Seungmin ise daha dün tanıştığı bedenin ne yaptığını biliyordu ama garip bir şekilde yadırgamadan uslu bebek gibi çayının soğutulmasını bekliyordu.
C: "al bakalım şimdi daha iyi"
Seungmin bu sefer de ona uzatılan bardağı heyecanlı bir şekilde alarak hemen dudaklarına doğru götürmüş ve sıcaklık derecesi mükkemmel olan lezzetli çaydan kocaman bir yudum almıştı.
Çay o kadar lezzeliydi ki gözlerini huzurlu bir şekilde kapatmıştı. Burnuna hafiften dolan limon kokusu çayı daha da lezzetli yapıyordu.
Küçük olan bakışlarını tekrar bahçeye çevirmiş, güzel çiçeklerle dolu olan bahçeyi süzerek bardağındaki çayı keyifle içmişti.
Bulunduğu yer ona o kadar çok huzur veriyordu ki kısa sürede Chris'in varlığı ona normal gelirken ayaklarını oturduğu bankta sallayarak bir şeyler mırıldanıyor ve bitmek üzere olan çayından küçük küçük yudumlar alıyordu.
Chan ise yıllar sonra onu bu kadar yakından izleme fırsatını bulmuşken anın tadını çıkarıyor, karşısındaki güzelliğini izliyordu.
Yüz hatlarını teker teker incelese de bakışları dönüp dolaşıp mantı gibi yumuşacık gözüken yanaktaki bene kayıyordu. Koyu kahve renginde olan ben tam yanakta değil biraz dudak kısmına yakın bir yerdeydi ve bu da onu fazlasıyla öpülesi yapıyordu.
Gamma, dudaklarını öne doğru büzerek mırıldandığı şarkısına devam ederken bu sefer yeşilin en canlı tonunda olan çimenleri izliyordu.
Thita kendisini bu güzel manzaraya o kadar kaptırmıştı ki eli kendisinden kontrolsüz bir şekilde havaya kalkmış ve gammasının hafif kıvırcık, sarı tutamlarına uzanmıştı.
Parmakları sanki okşanmak için yaratılmış saçlara yaklaşırken büyük olan kendisini toparlamış ve bakışlarını aynı Seungmin gibi çimlere dikerek elini indirmişti.
Az önce siyah tutamlara kavuşmak için çırpınan el şimdi sinirden bankın başlığını sıkıyordu.
Bunların hepsi kendi suçuydu. Eğer en başından korkmayıp Seungmin'i yanında tutsaydı onu bu oyunun içine sokmasaydı her şey daha kolay olabilirdi.
Ama şimdi daha da korkuyordu. Gamma her şeyi öğrendiğinde onun vereceği tepkiden korkuyordu.
Çünkü haklıydı farkında olmadan onun hayatını mahvetmişti ama Chan bu gibi derslerle onu saraya, saray hayatına en önemlisi de kendi yanına alıştırabileceğini sanmıştı.
S: "Şey ben gideyim artık dedim"
Seungmin elini bir kez daha Chris'in gözlerinin önünde sallamıştı. Chan ise anca o zaman anlamıştı Seungmin'in ayağa kalktığını.
Kendisini toparlayarak yüzüne hafif bir gülümseme yerleştirmiş ve bakışlarını asla ayrılmak istemediği gözlere çıkarmıştı.
S: "Çay için teşekkürler"
Keşke o gözler, gece yatmadan önce gördüğü son şey sabah uyanınca da gördüğü ilk şey olsaydı..
C: "Yine canın çekerse istediğin zaman gelebilirsin"
Seungmin mutlu bir şekilde başını sallayarak büyüğünü onaylamış ve tatlı tatlı el sallayarak oradan uzaklaşmıştı.
Keşke hep böyle mutlu kalabilseydi...
____________
Bölüm hiç içime sinmedi kendimi asacağım 👋












