İyi Okumalar 🦋
___________
"Kim Seungmin! Bu kaçıncı derse geç kalışın! Ah Tanrım sen asla akıllanmayacaksın gamma!"
Bayan Lily bağıra çağıra Seungmin'in odasına dalmıştı kapıyı bile çalmadan. Normalde asla sinirlenip bağıran birisi değildi ama bu gamma gerçekten onun sabırlarını zorluyordu.
Bazen bayan Lily, krallarının böyle bir ruh eşine sahip olduğuna üzülüyordu. Böyle bir kral asla Seungmin gibi bir eşi haketmiyordu ona kalırsa.
Pembe saçlı kadın odaya daldığında kabarık duran battaniyeye bakmış ve derin bir nefes alarak yatağa yaklaşıp battaniyeyi kaldırmıştı gammanın üzerinden.
"Artık bir cezayı hak ediyorsun Kim!"
Sıcak battaniyesi üzerinden çekilen küçük beden yatakta cenin pozisyonu alarak daha da küçülmüş ve titreyen vücudunu kontrol altına almaya çalışmıştı.
Kapanan gözlerini zorla açmış ve başının üzerinde dikilen kadına bakmıştı. O kadar üşüyordu ki titremekten konuşamıyordu bile.
S: "Çok.. çok soğuk bayan Lily L-lütfen battaniyemi geri verin"
Bayan Lily elini yatakta titreyen bedenin alnına yaslamış ve karşılaştığı sıcaklık ile alt dudağını ısırmıştı.
Hemen battaniyeyi yatakta küçülen bedenin üzerine geri örtmüş ve acele ile odadan çıkmıştı. O kadar telaşlıydı ki adımlarını sağlam atamıyordu.
Elinden geldiğince Seungmin'e iyi bakmaya çalışıyordu. Kralın bu konuda ne kadar hassas olduğunu çok iyi biliyordu.
En son gamma çocukken hasta olmuştu, küçük bir grip olsa bile kral fazlasıyla sinirlenmişti. Şimdi bu kadar ateşe neden olacak hastalığa yakalandığını nasıl açıklayacaktı ona bilmiyordu. İşte bu yüzden de yere basan ayakları titriyordu.
Neyi nasıl açıklayacağını bilemeyen telaşlı kadın merdivenleri inmek için köşeyi döndüğünde boynuna yapışan büyük el yüzünden olduğu yerde durmuştu.
C: "Ne oldu ona?"
Boynunu tamamen saran el çok baskı yapmadığı için bayan Lily rahat bir şekilde konuşa biliyordu. Tek sorun korkudan titreyen sesiydi.
"Efendim hasta olmuş ateşi var"
Chan derin bir nefes almış ve kadının gözlerinin içine bakmıştı. Zavallı kadın karşılaştığı koyu gözlerin ateşi altında korkudan eriyerek başını hemen aşağı indirdi.
"Çok sorumsuz biri. Sürekli gizlice bahçeye çıkıyor. Hava soğuk olduğundan hemen hasta olmuş"
Chan tam kadına cevap verecekken kalbinde hissettiği sızı ile daha fazla oyalanmayı bırakmış ve tuttuğu kadını bırakarak hızla yoluna devam etmişti.
"Efendim bekleyin lütfen doktor çağıracağım"
Kadın, kralın arkasından bağırsa da iri beden arkasına dönmeden hızlı adımlarla kalbinin verdiği komutlara uyuyordu. Şu an gammasının canı yanıyordu ve o bunu kalbinin en derinlerinde hissediyordu.
C: "Çağırdım doktor."
Daha fazla oyalanmak istemeyen Thita adımlarını biraz daha hızlandırmış ve dakikalar içinde gammasının odasına varmıştı.
Kapı zaten açık olduğu için içeri girebilirdi ama sanki onu durduran bir şeyler vardı. İçindeki korkuları?
Başını eğerek açık kapıdan içeri bakmış ve direk bakışlarını yatağa çevirmişti. Kimse gözükmüyordu. Sadece beyaz yorganın altında küçük bir şişlik vardı.
Şu ana kadar hiçbir şeyden korkmayan, tüm eyaletleri, tüm türleri karşısında diz çöktütren Thita o birkaç adımı atıp içeri girmekten korkuyordu...
İri beden korkularının yanında küçülerek derin bir nefes almış ve kendisini odanın içine atmıştı. Sade mobilyalarla, düz renklerle dizilen küçük odanın her bir köşesinde onun kokusu vardı..
Sadece burun mu koku almak içindir? Hayır o, tüm parmak uçlarına kadar kokuyu hissediyordu. Nefes aldığında koku sadece ciğerlerine değil kalbinin her köşesine, beyninin her kıvrımına doluyordu.
Dört bir yanını saran Manolya kokusu koskoca Thita'yı bozguna uğratırken, yorganın altında büzüşen beden neler yaptığının farkında değidli.. hoş daha o küçük gamma kim olduğunun, kimin eşi olduğunun bile farkında değildi.
Chan, onu sarhoş eden kokunun etkisi altında yavaşça yatağa yaklaşmış ve yorganı dikkatlice kaldırmıştı.
Cenin pozisyonu alan küçük beden o kadar üşüyordu ki yüksek ateş yüzünden gözlerini de sıkıca kapatmıştı. Biraz daha böyle kalırsa vücudu şoka girecekti.
Chan, yorganı kaldırdığı için burnuna dolan daha yoğun kokular yüzünden affaladığını anladığında avcunun içinde olan yorganı sıkmış ve eğilerek yataktaki bedene yaklaşmıştı.
Çok mu ateşi vardı? Durumu çok mu ciddiydi? Canı çok mu yanıyordu? İyileşecek miydi?
Kafasında dönen sorular eşliğinde elini uzatmış ve gözleri sıkıca kapalı olan gamma'nın alnına doğru yaklaştırmıştı elini.
Eli, Seungmin'in alnına yaklaştıkça onun vücudunun sıcaklığını hissedebiliyordu.
Avuç içi neredeyse Seungmin'in alnına değecekken bir el onun bileğini sarmış ve sert bir şekilde geri çekmişti.
Chan, bir yatakta titreyen bedene, bir sıkıca tutulan koluna bir de arkasına bakmıştı.
M: "Kafayı mı yedin sen? Bu haldeyken ona dokunup ruh eşi izini mi çıkarmak istiyorsun? Bu onu öldürür"
Thita, kolunu sıkıca saran elden kurtulmuş ve Minho'nun suratına bakmıştı. Haklıydı bu haldeyken bunu yapamazdı ama içindeki hissleri de durduramıyordu.
Gamması hastaydı ona sarılmak, yanında olmak istiyordu ama tabi ki bunun zamanı değildi.
Minho, Chan'ın bileğini tekrar tutmuş ve onu odadan çıkarmıştı. Minho eğer doktoru bir saniye geç getirmiş olsaydı şu an her şey için geç olacaktı.
M: "Gidelim biz doktor işini yapacaktır. Hemen iyileşir merak etme"
C: "Sen git ben kapıda bekleyeceğim"
M: "Burada kalırsan yanlış bir şey yapar-"
Chan, simsiyah koyulaşan gözlerini Minho'nun gözlerine çıkardığında delta cümlesini yuttu ve sakince başını onaylar anlamda salladı.
Thita ise doktorun işini bitirmesini beklerken sırtını duvara yaslamış tüm olanları düşünüyordu.
Bunca zamandır, Seungmin'i o acımasız sürüden kurtardığından beridir onun karşısına çıkamıyordu. Korktuğu şey kabul edilmemek miydi? Yoksa ruh eşi olayı mıydı emin değildi.
Ama tüm bunları yaptığı için çok pişmandı. Zamanında kendisini düzgün bir şekilde gamma'ya tanıtmalı ve tanıması, alışması için ona zaman vermeliydi.
Onu saçma eğitimlere tâbi tutarak, bu eğitimlerle saraya alıştırmaya çalışarak hayatının en büyük yanlışını yapmıştı.
Ama artık emindi, önce gamma'sının güzelce iyileşmesini bekleyecek. Sonra da tüm bu yaptığı yanlışları düzeltmeye çalışacaktı.
Onunla zaman geçirip, yavaş yavaş kendisine alışmasını sağlayacaktı. En sağlıklısı da buydu zaten.
...
"İç organları soğuk yüzünden zayıflamış. Şimdi hemen etki etmesi için iğne yaptım, yazdığım ilaçları bir hafta boyunca düzenli ve zamanında kullanırsa hemen iyileşir. Bu süreçte sakın soğuk havaya maruz kalmasına izin vermeyin"
Doktor söylediklerini bitirdikten sonra elindeki reçeteyi krala uzatmış ve saygılı bir şekilde baş eğmişti. Minho doktoru bırakmak için gittiğinde Chan da ilaç reçetesini çoktan şoförüne göndermişti hemen alması için.
Artık daha fazla bu kapının önünde duramayacağını bildiği için kendisini kötü hissediyordu. Son kez aralık kapıdan içeri bakmış, mışıl mışıl uyuyan küçüğünü kontrol ederek oradan uzaklaşmıştı.
Yapması gereken çok fazla işi vardı ama şu an hiçbir şeye odaklanamayacağına emindi.
Bu yüzden onu tüm streslerden uzaklaştıran işini yapmaya karar vermişti.
Adımları ezbere bildiği yolu giderken beyni kesinlikle gözünün önünden gitmeyen, yataktaki bedeneydi.
Bahçeye vardığında artık öğlen olduğu için tepede duran güneşe gözlerini kısarak bakmış ve bahçıvan kıyafetlerini giyinerek Manolya'ların önünde dikilmişti.
Az önce aldığı koku kadar olmasa da bu koku da onu rahatlatıyordu. O yüzden bu bahçeye bakmayı, burada zaman geçirmeyi terapi gibi görüyordu.
Bazen çok sinirli olduğunda, işler yolunda gitmediğinde, çok ciddi bir karar vermek zorunda olduğunda veya geceleri uyuyamadığında buraya gelir ve kendisini bahçenin güzelliğine teslim ederdi.
Bu bahçe onun huzur alanıydı... bu bahçe onun tek sığınağıydı... bu bahçe onların başlangıcıydı... bu bahçe en büyük aşkın şahiti olacaktı...
_____________
Zırtolar. Götünüzü yerim nasıl özledim buraları bilemezsiniz 😭😭
Üniversite son senesinde olmak çok kötü. Merak etmeyin iyiyim (dersler sikti beni)
Sizleri bırakmadım aşkomkuşlarım ama yazacak zamanım yok 😭😭
(Üniversite kapansın dua çemberi 🕯️)
BİG HUG 😭🫶











