Son kez... İyi Okumalar 🦋
_____________
~Chan~
Yatakta dirseğimden destek alarak yan bir şekilde durmuş, mışıl mışıl uyuyan eşimi izliyordum. Uyurken o kadar bebeksi görünüyordu ki sanki gün içinde yaramazlık yapan o değilmiş gibi.
Uyandırmamaya özen göstererek gözünün üzerine dökülen hafif kıvırcık siyah tutamları parmaklarımla kenara doğru taradım.
Öğlene kadar uyanmasını beklemiyordum. Onu fazlasıyla yorduğum, bedenindeki izlerden belliydi.
Parmaklarımı yüzüne sürterek aşağı doğru indirdim ve diş izlerimin belli olduğu mühür yerini okşadım.
İz daha yeni olduğu için dişlerimin izi fazla derin ve kızarık gözüküyordu. Ama içimde artık çok net bir şekilde hissettiğim gamma huzurlu bir şekilde uyuyordu...
Bu huzuru bozmak istemezdim ama daha sonra ağrısı olmasın diye krem sürmem ve ertesi gün hapı süresi dolmadan onu içirmem gerekiyordu.
Bu yüzden güzelimi uyandırmak adına dudaklarımı alnına sıkıca bastırdım ve sesli bir öpücük bıraktım.
C: "Seungmin"
Kaşlarını sinirli bir şekilde çatarak dudaklarını büzdü ve iki eliyle tutunduğu yorganı başının üzerine kadar çekerek uykusuna devam etti.
Tatlılığından delirip her yerini ısırmama çok az kalmıştı.
Ona ayak uydurmak adına ben de yorganı başımın üzerine kadar çekerek ona katıldım ve yorganın altına girdim.
Gece ikimizi de temizleyip, çarşafları değiştirmiş, o ara üşümesin diye gammama kendi pijamamın üstünü giyindirmiştim.
Ama ona sarılmak için elimi beline sardığımda vücudunun soğukluğundan üşüdüğünü anladım.
Yorganı hafif indirerek karanlık ortamımızı aydınlattım ve yanaklarına durmadan öpücükler bıraktım.
C: "Güzelim uyan hadi"
Uyandırılmaktan memnun olmadığını belli eden mırıltılar çıkararak küçük ve üşüdüğü için soğuk olan ellerini göğsüme yaslayarak beni itmeye çalıştı.
Üzerimizdeki yorganı çekerek tamamen üzerimizi açtım ve küçüğümün burnuna öpücük kondurdum. Üşüyen yavru köpekler gibi burnu da soğuktu.
Böyle uyandıramayacağımı anladığımda gülümseyerek dudaklarımı mühür yerine bastırdım ve oraya uzun bir öpücük bıraktım.
Daha dudaklarım onun boynundayken kolumu sıkan ellerini hissettiğimde anladım onu başarıyla uyandırdığımı.
S: "Chan.."
Gammamı daha fazla zor duruma sokmamak adına dudaklarımı boynundan uzaklaştırdım ve kollarımı sıkıca beline sararak alnımı alnına yasladım.
C: "Efendim güzelim"
Utançtan kızaran yanakları o kadar tatlı gözüküyordu ki.. utanmak bir insana anca bu kadar yakışabilirdi...
S: "Seni Seviyorum"
Ağzım kulaklarıma yetişecek bir şekilde kocaman gülümseyerek daha da sıkı sardım onu ve vücudunu göğsüme bastırdım. Elimde olsa onu tek lokmada yutar, midemde tutardım.
C: "Ben de seni seviyorum güzelim"
İkimiz de gülümsediğimiz için gerilen dudaklarımızı birbirine bastırarak gözlerimizi kapattık.
Ruhum, ruhuna, ömrüm ömrüne, kalbim kalbine bağlanmıştı. Thitam hiç olmadığı kadar huzurlu ve sakindi.
Biraz daha bastırdım dudaklarımı dudaklarına. Öyle ki benden kaçıp gitmesinden korktum. İçimde huzur vardı. Tarif edemeyeceğim bir huzur vardı..
Sanki başka bir evrende hikayelerimiz yarım kalmıştı, sanki başka bir evrende bu kollara hiç sarılamamış, dudakların tadına hiç bakamamıştım.
Ama şimdi, asırlardır boşlukta yuvarlanan ruhum, ruhunu bulmuş ve eşine sahip çıkmıştı.
...
~Seungmin~
Gerginlikten bayılmamak için 10 parmağımın da tırnaklarını dişimle koparmıştım. Helal bana! Kriz yönetiminde mükemmel biriyimdir biliyorsunuzdur!
Son on dakikadır 500 kere yaptığım şeyi tekrarladım ve aynanın karşısına geçerek kıyafetime baktım.
Beyazlar içinde olmak bana gerçekten yakışmıştı. Gülümseyerek Chan'ın isteği izerine daha da kıvırcıklaştırılan saçıma baktım. Yakışmıştı.
Gömleğimin yakasını düzelterek gergin bir şekilde nefes verdim. Beyaz takım elbise giyinmiş olmak beni geriyordu.
Ben sakar şeyim ya düğünümde kırmızı şarabımı baştan sona kendi üzerime döküp, düğün boyunca öyle gezinmek zorunda kalırsam?
Gerginlikten tırnaklarımı yememek için iki elimi de saçlarıma yaslayarak başımı geriye attım.
F: "SEUNGMIN AAAAAA"
S: "AAA NE OLDU FELIX!"
Felix odaya bağırarak dalmış, ellerini dizine yaslayarak nefesleniyordu. Onu bu kadar panikletecek ne olmuştu?
S: "CHAN'A MI BİR ŞEY OLDU? SAÇIM MI DAĞILMIŞ? KÖTÜ MÜ OLMUŞUM? CHAN BAYILDI MI? PASTAYI KESİP YEDİLER Mİ? NE OLDU FELİX SÖYLESENE"
Felix derin bir nefes alarak belini dikleştirdi ve şaşkın bakışları ile bana baktı. Çok mu abartmıştım?
F: "Sadece tören başladı senin gelmeni bekliyoruz diyecektim"
Ağlamaklı bir ses tonu çıkararak kendimi koltuğa bıraktım. Madem bunu diyecekti niye bağırıyordu ki. Bugün kalpten gideyim mi istiyordu?
Ayağa kalktığımda harbiden bacaklarım titriyordu heyecandan. Kendimi zor da olsa toparladım ve Felix'in yönlendirmesi ile tören salonunun girişinde bekledim.
Kapılar açıldığında beyaz çiçeklerle süslenmiş duvarın önünde durarak arkadaşlarımın ve Chan'ın ailesinin olduğu yere baktım.
Onların mutlu gülüşleri beni az da olsa rahatlatıyordu...
Aniden yüksek ses eşliğinde şarkı çaldığında az önce geldiğim kapıya baktım. Uşaklar tarafından kapı açıldığında kalbim yerinden çıkacakmış gibi hissettim.
Ben Chan'ı görürsem rahatlarım sanmıştım ama onu görmek beni daha da kötü duruma sokmuştu. Heyecandan yanaklarım kızarmış, tüm vücudumu sıcaklık basmıştı.
Siyah takım elbisesi, içine giyindiği beyaz gömleği ve gömleğinin üstten açık düğmeleri. Özenle düzeltilmiş saçları...
Eşim çok yakışıklıydı ve tüm bu yakışıklılığının benim olması harika bir şeydi.
Gözlerimin içine bakarak gülümsediğinde ben de gülümsedim. Attığı her adımda, her bana yaklaştığında gözlerim biraz daha doluyordu.
Çok zor başladığım bu yol, beni ve ikimizi zaman zaman yıpratmış olsa da tüm bunlara dua ettim. Tüm bu zorluğa rağmen eşimin Chan olmasına binlerce kez dua ettim.
Karşımda dikildiğinde elinde tuttuğu manolya çiçeği buketini gülümseyerek bana uzattı. Ben daha etrafımızdaki sesleri yeni duyuyordum..
Meğersem ben onu izlemeye dalmışken, etrafımızdaki alkış sesleri şarkı sesini bastırıyormuş...
C: "Biliyorsun hiçbir manolya sen gibi kokamıyor, sana layık olmasa da senin yokluğunda senden bir parça olarak tutunduğum ve büyüttüğüm çiçekleri gerçek sahibine hediye etmek istedim"
Gözlerimden akan yaşları saklama girişiminde bulunmadan çiçek buketini elime alır almaz boynuna sarılarak kokusunu içime çektim.
Yıllar geçse de değişmeyecek şeyler vardı. Bunun başında sevgimiz geliyordu ama sonrasında..
Ne olursa olsun, ondan küsmüş, ondan utanmış veya ona sinirlenmiş olsam bile boynuna sokulmayı, göğsünde dinlenmeyi asla bırakmayacaktım.
Yıllar bizden çok şey alıp götürse de Chan'ın bana olan sevgisinden bir gram alıp götüremeyeceğine emindim.
Belimi okşayarak beni kendisinden uzaklaştırdı ve elini belime sararak bizi bekleyen Nikah Memuruna taraf yürüdük birlikte.
Evlilik sadece imza ve resmiyetten başka bir şey değildi benim için.
Biz ruhlarımızı birbirine bağlamış, birbirimizin olmadığı bir dünyada yaşamamaya yemin etmiştik.
İki evet ve birkaç imza bizim yeminimizin yanımda sönük kalırdı.
Ama yine de o evetler denildi, imzalar atıldı ve resmi belge elimize turuşturuldı. Ve ben...
...Bugün onunla tanıştım...
Yıllardır sadece ismi ile büyüdüğüm, isminden bile nefret ettiğim, yüzünü dahi göremediğim hayatımı benden çalan kişi ile tanıştım.
Tüm çocukluğumu, isteklerimi onun için geride bırakmak zorunda olduğum için mi odan nefret ediyordum yoksa bunları feda etmeme rağmen onun için uygun olamamaktan mı nefret ediyordum bilmiyordum.
Bugün onunla tanıştım...
Çocukluğumu benden çalan kişi sandığım ama bana çocukluğumu tekrar yaşatacak olan prensimle...
Hayatımı, mutluluğumu bana geri kazandıracak, bana sevmeyi sevilmeyi öğretecek kişiyle tanıştım.
Ruh eşimle
__________________
Bir hikayenin sonuna daha geldik..
Umarım Mr. Mafia detayını farketmişsinizdir...
15 bölüm olarak planladığım kitap 26 bölüm sürdü..
Olsun yine de ChanMin'in tatlılığını yazmaktan bıkmadım, asla da bıkmam.
Bir hikayemi daha benimle birlikte sevdiğiniz ve desteklediğiniz için teşekkürler.
Başka hikayelerimde ve özel bölümlerde tekrar buluşalım 🌸
İnsta: @\keenblues








