İçeriğe geç

Accidentally yours

Bölüm 15 · 5 dk okuma

Accidentally yours

Bölüm 15

{14}

İyi Okumalar 🦋

___________

C: "İçindeki düşüncelerin bu kadar masum olmadığını biliyorum güzelim. İçinden geldiği gibi davran"

Seungmin, gözlerinin Chan'ın derin bakan gözlerine çıkardı. İçindeki hisler ona ait miydi yoksa kurduna mı emin değildi. Kalbini dinlerse ileride pişman olur muydu?

Gözlerini sıkıca kapattı ve aklındaki tüm yersiz düşünceleri sildi. Kalbinin sesini dinleyecekti, çünkü şu an kalbi "chan" diye atıyordu.

Gözlerini titrek bir şekilde açtı ve yavaş yavaş tekrar yaklaştı yakışıklı surata. Mesafe giderek daha da kısaldı ve saniyeler sonra sıfıra indi.

Beline dolanan Chan'ın kolları olmazsa çoktan onun kucağına yığılacağından emindi. O, dudaklarını titrekçe buluştururken, büyüğü onun sırtını okşuyodu.

Öylece ince dudaklarını Thita'nın dolgun dudaklarına bastırdı. O an anladı tüm bunlar sadece kurdunun isteği değildi. Kendisi bunu yapmak için yanıp tutuşuyordu.

Belini yumuşak bir şekilde okşayan sıcacık, büyük el ona o kadar cesaret veriyordu ki ikinci hamleyi de kendisi yaptı ve titrek bir şekilde kıpırdattı dudaklarını.

Thita için son damla olan bu hareket tüm bardağı taşırmıştı. Dudakları üzerinde masumca kıpırdanan alt dudağı kendi dudakları arasına aldı ve sesli bir şekilde emmeye başladı.

Seungmin masum hareketlerine eklenen alevli hareketler karşısında rüzgarda kalmış kelebek gibi titredi. Hala sırtında onu destekleyen el olsa da dizleri heyecan yüzünden tir tir titriyordu.

Chan, küçüğünü daha da titretmek adına bu sefer gammanın üst dudağını emmeye başladı ve boşta kalan elini dizleri üzerinde doğrulan bedenin uyluğuna yasladı ve büyük eli sayesinde zorlanmayacak bir şekilde tek eliyle kavradı ince uyluğu.

Thita sayesinde düşmek korkusundan kurtulan küçük Chan'ın hareketlerine karşılık vererek dolgun alt dudağı kendi dudakları arasına aldı ve emmeye başladı.

Uyluğunu sıkarak yukarı doğru hareket eden el onu giderek daha da zor duruma sokuyordu. Nefes almak adına dudaklarını araladığında ağzına dalan sıcacık dil yüzünden boğuk bir şekilde inledi.

Kasıklarına giren ağrı, ona daha yeni kızgınlık atlattığını hatırlatırken Chan'ın sıcak dili rahat durmuyor, Seungmin'in diline dolanarak sıcak ağızı keşfe çıkıyordu.

Thita, gammasının nefessiz kaldığını anladığında diline dolanan dili de küçük bir şekilde emerek uzaklaştı.

Zevkten gözleri kayan Seungmin, nefes nefese bir şekilde alnını Chan'ın alnına yasladı. Gözleri hala kapalıydı. Açacak kadar cesaretli değildi.

Sadece öpüşmek onu bu denli darmadağın ettiyse daha ilerisini düşünemiyordu bile...

Hala bacakları arasında duran, uyluğunu saran el yerini koruyordu. Seungmin ise biraz daha aşağı inerse Chan'in eline sürtünebilirdi. Bu düşünceleri durdurmak adınaydı bir nevi hala gözlerini açmayışı.

"Efendim Changbin geldi"

Chan, kapının ardından duyduğu sesle Seungmin'in kızarmış yüzünü incelemeyi bıraktı ve elini ince bacaktan uzaklaştırarak yumuşak yanağa yasladı.

C: "Sen uyu ben geleceğim"

Sonunda gözlerini açmak zorunda olduğu için daha da kızaran gamma, bakışlarını kaçırarak başıyla onayladı büyüğünü.

S: "Burada mı uyuyacağım?"

Chan, Seungmin'in yanağında duran eli sayesinde ondan kaçan suratı kendisine doğru çevirdi ve bakışlarını kesiştirdi.

C: "Artık benden kaçmayı dene de göstereyim sana"

Gamma, kırmızı yanaklarını gözler önüne serecek bir şekilde kocaman gülümsedi.

S: "Yakalayabilirsen gösterirsin"

Chan, sonunda yaramaz bebeğine kavuştuğunu anladığı için rahat bir şekilde gülümsedi ve güzel dudaklardan kaçamak bir öpücük kaptıktan sonra yataktan kalktı.

C: "Yakalandıktan sonra mızıkçılık yapmak yok ama"

Seungmin omzularını umursamaz anlamda silkti ve yüzündeki gülümsemeyi silmeden baktı Thita'ya. Onunla olmak eğlenceliydi. Bunu günler öncesinde de kabul etmişti.

Belki de aşk sandığı kadar korkulacak bir şey değildi...

...

Changbin sıcak nefesini ağzından verdiğinde soğuk hava yüzünden havada dolanan sıcak hava dumanına baktı.

Bilgisayarlar onun için birer kapıydı.. her yere açılan ve anahtarı o güzel parmakları olan kapılar. Bir de kralın adamı olmak onu daha da güçlü yapıyordu. Şehrin her tarafında olan kameralara tek tuşta ulaşabiliyordu.

Kendisi geliştirerek kurduğu sisteme Chan'ın bulmasını istediği omega'nın görüntüsünü yazılıma ekleyerek kameralara bağlamıştı. Böylece o güzel suratı yakalayan kamera alfa'ya bildirim gönderecekti.

Öyle de olmuştu. Saatler önce Han nehri kenarındaki kameralarda gözükmüştü ve saatlerdir nehir kenarını turlasa da bulamamıştı omegayı.

İlk defa bir iş, görev onu bu kadar zorluyordu. Herkesin yüzüne teker teker bakıyordu. Bulduğu yerde o yaramaz omegayı sırtlayıp gidecekti. Kendisi de yorulmuştu ve sıcacık odasını özlemişti.

Soğuktan üşuyen ellerini montunun cebine soktu ve sahil boyunca yürümeye devam etti. Aradığı tek şey o iri gözlerdi..

"Ailen sana bu saatlerde dışarıda dolaşmaman gerektiğini öğretmedi mi?"

Artık yorgun ve bıkkın olan alfa duyduğu sarhoş ses yüzünden yan tarafa döndü. Biri kumların üzerinde oturmuş, diğeri de başının üzerinde dikilerek sayıklıyordu. Umursamadan omzularını silkti ve kum taneciklerini tekmeleyerek yürümeye devam etti.

"Siktir git"

Adımları ötüp geçtikçe duyduğu sesler uzaklaşmak yerine esen rüzgar yüzünden daha da net duyuluyordu.

"Sikip gitsem olmaz mı güzelim?"

Rüzgarın inatla kulaklarına getirdiği o cümleyi duyduğunda alfa adımlarını durdurdu. Hemen arkasını dönerek geldiği birkaç adımı geri attı ve hızla kavga eden ikiliye doğru yaklaştı.

Tam ayakta dikilen adamı kolundan tutup çekecekti ki yerde kumlara oturan beden aniden ayağa kalkmış ve karşısında ona sulanan alfa'nın bacak arasına tekmeyi geçirmişti.

"Gel hadi sik şimdi!"

Bir tekme daha indirdiğinde Changbin şokla elini ağzına kapattı ve bir adım geri attı. Yaptığı bu hareketlenme karşısındakinin dikkatini çekmiş olacak ki yan bir bakış attı Changbin'e.

İşte alfa o zaman vücudunun titrediğini hissetti. Saatlerdir aradığı o badem gözler karşısındaydı. Ve gerçekte fazla çekici gözüküyorlardı.

"Sürtük seni"

İkilinin bakışması uzun zaman almış olacak ki inleyerek iki büklüm olan adam kendisini toparlamış ve ellerini Jeongin'in saçına geçirerek sert bir şekilde çekiştirmişti.

Changbin yine olaya el atmaya yeltenmişti ki omega saçına dolanan kolu bilekten tuttu ve ani hareketle çevirerek adamın tekrar acı dolu inlemelere boğulmasını sağlamıştı.

"Ah bırak kolumu!"

Adam çığlıklar atarak resmen çatırdayan kolunu geri çekmeye çalışıyordu. Tüm bakışlar onların üzerindeydi.

IN: "Biraz daha yalvar"

Changbin neye uğradığını şaşırdığı için hareket dahi edemiyordu. İlk defa böyle bir omega ile karşılaşıyordu. Gerçi onun omega olduğuna dair şüpheleri bile vardı.

CB: "Tamam yeter bu kadar"

Alfa, kendisini toparlayarak olaya el attı ve Jeongin'in kolunu tutarak onu adamdan uzaklaştırdı.

CB: "Sen benimle geli- AHHH"

Jeongin bir saniye bile beklemeden kolunu tutan Changbin'in suratına güzel bir yumruk indirmişti. Alfa ise iki elini yüzüne bastırarak, acı dolu inlemeleri ile geriye doğru adımladı.

IN: "Dokunmayın bana!"

Changbin, dudakları arasından küfür savurarak başını kaldırdı ve bu sefer tam önünde olan iri gözlere baktı. Kara delik gibi onların içine çekiliyordu.

CB: "Dua et omegasın yoksa-"

IN: "Yoksa ne?!"

Jeongin tekrar yumruk savurmak adına elini kaldırdığında yumruk yapılmış eli Changbin'in eli tarafından tutularak hareketi durduruldu.

Omega o an anladı karşısındaki alfanın ne kadar güçlü olduğunu ve sadece gücünü kullanmak istemediğini. Bu yüzden bir nevi sakinleşerek sessizce yutkundu.

CB: "Saraya davetlisiniz bay sinir hastası"

IN: "Gelmiyorum hiçbir yere"

Omega korku dolu ses tonuyla konuşmuş ve hala alfanın elinin içinde duran elini geri çekmişti.

CB: "Bıktım yeter"

Changbin yanağında sızlayan morluğu aldırmadan eğildi ve omega'yı ince bacaklarından kavrayarak tek hamlede kaldırdı ve omzuna attı.

IN: "Bırak beni manyak!"

Jeongin ne kadar çabalasa da, tekmeler savurmaya çalışsa da Changbin hızlı adımlarıyla arabasına doğru adımlıyordu.

CB: "Sizden çok etkilendim katil civciv"

_____________

Güçlü omegalar, alfa siker adlı parti kur oy vereyim Jeongin

Bölüm sonu

14 yorum