İçeriğe geç

ABİS

Bölüm 24 · 6 dk okuma

ABİS

Bölüm 24

24

"Biz o evde kalamayız artık Derin. Oraya ait değiliz." dedi Rabia kıvır kıvır saçlarını karıştırıp beni seyrederken.

"Nerde kalacaksınız peki?"

"Çağrı amcayla konuştum. Bize bir ev tutacak."

Bakışlarımı önüme çevirip "Emin değilim." dedim.

"Neyden emin değilsin Derin? Bu çok güzel bir şey değil mi?"

"Evet güzel bir şey ama babam benim babam olsaydı. Hayatıma yeni girmiş bir adamın yaptığı iyilikler bana onu sevdirmekten çok kafamı karıştırıyor."

"Baban bir katil değil. Bu onu affetmen için yeterli sebep değil mi?"

"Onu affedebilmem için annemin yanımda olması gerekiyor."

"Elinde bir tek o kaldı Derin. Bence artık babanı affedip onsuz geçirdiğin zamanları telafi etmelisin."

Bugün Rabia'yla konuştuğumuz şeyleri düşünürken yatağıma yatmış tavanla bakışıyordum. O kadar düşüncerim tarafından kuşatılmıştım ki onları atlatıp bir kenara çekilemiyordum. Kafamın içinde adeta küçük bir çocuk gibi dolaşıp her yeri dağıtıyorlardı.

Hızla yataktan kalkıp içimi boğan bu düşüncelerin üzerine, ciğerlerimi biraz oksijen doldurmak için odamızdaki terasa doğru ilerledim.

Ellerimi terasın duvarına koyup derin bir nefes aldım. Oksijen bütün hücrelerime temas edip beni rahatlatırken düşüncelerimi dağıtacak bir şey gördüm.

Bulunduğum terasın biraz ilerisinde Merve'yle Rüzgar'ı konuşurken görmek içimde adlandıramadığım duyguların oluşmasına neden olmuştu. Bakışlarımı terasın kapısından içeriye, duvardaki saate çevirdiğimde saatin 23.35 olduğunu görmüştüm. Tekrar Merve ve Rüzgar'a baktığımda Merve'nin sinsi bakan gözleriyle karşılaştım. Bahçedeki ışıklandırmaların aydınlattığı gözlerinde bana bakarkenki nefreti içimi üşütmüştü. Ona karşı içimde hiçbir kötü düşünce barındırmayan kalbimi dondurmayı başarmıştı. Tepkisiz yüzümle onları izlemeye devam ettim. Merve bakışlarını benden ayırır ayırmaz Rüzgar'ı öpmesiyle gözlerim kocaman açılmıştı. Her ne kadar o an terastan atlayıp yanlarına gidebilecek kadar sinirle dolsam da Rüzgar'ın onu itip uyaran bir şekilde işaret parmağını kaldırması beni yerimde tutmuştu. Merve'yi ardında bırakan Rüzgar eve doğru adımlarken gözlerimiz buluşunca mahçup bakışları kalbimi yumuşatmaya yetmişti.

"Hayır sevgilim, sen böyle darmadağınıkken seni kıskançlıklarımla boğmayacağım."

Rüzgar bakışlarını benden çekip eve girdiğinde bakışlarımı bana bakan Merve'ye çevirdim. Gözlerindendeki acı ışıltı havaya karışıp adeta gök yüzüne yükselirken o da hızla kayboldu gözden. Ellerimi vücuduma sarıp odaya geri döndüm ve yatağa uzandım. O kadar yorgun hissediyordum ki düşünmek bile istemiyor, sadece uyumak ve biraz daha uyumak istiyordum.

Gözlerim yine tavanı izlerken odanın kapısı yavaşça aralandı ve Rüzgar kusursuz ama bir o kadar da mutsuz yüzüyle içeriye girdi. Kendini hemen yanıma adeta bir poşeti kenara atarmışçasına bırakta ve o da benimle birlikte tavanı izlemeye koyuldu.

"Özür dilerim." dedi sesindeki mahcubiyet odayı kaplarken.

"Ne için?"

"Böyle bir şeye şahit olduğun için."

Başımı ona doğru çevirince o da bana baktı. Elimi uzatıp kısacık sakallarını okşadım. Parmak uçlarımda hissettiğim bu minik karıncalanma kalbime iletilirken bunun bile beni ne kadar heyecanlandırdığı gerçeğiyle yüzleştim.

"Senin suçun değildi." dedim. Ama aslınla içimden geçen kocaman kıskançlık dalgası beni boğazlıyordu. Bunun hesabını Rüzgar'a değil, Merve'ye soracaktım!

"Bir gelişme var mı?" diye sordum merakla. Rüzgar kafasını olumsuz anlamda sallayıp derin bir nefes aldı.

"Benzin bidonları dahil hiçbir yerde parmak izine dahi rastlanmadı." Sesindeki üzüntü beni de ele geçirirken umutsuzluk odada dört dönüyordu. Bütün bu kötü havaya inatla Rüzgar'ın elini tutup "Bulacağız." dedim. Rüzgar beni kendine çekip sarıldığında vücudumu saran kolları ve onun varlığı içimi huzurla kaplamıştı. Alnıma küçük bir öpücük kondurup ayağa kalktığında varlığının o büyülü etkisi birden dağılmış ve beni huzursuz etmişti.

"Duşa girip geleceğim." dedi üzerindeki babasının kazağını yukarı sıvazlayıp çıkarırken. Kusursuz teni odanın loşluğuyla daha da mükemmel görünürken bakışlarımı ondan ayıramadım. "Sende uyu istersen. Yorgun gözüküyorsun."

Evet yorgundum ama onu bekleme fikri çok daha cazip geliyordu. Yine de başımı olumlu anlamda sallayıp banyoya doğru gitmesini izledim. Rüzgar gözden kaybolduktan sonra su içmek için mutfağa inmeye karar verip yataktan kalktım. Devasa evin içerisinde dolaşırken bu evin beni artık eskisi gibi ürkütmediğini fark ettim. Artık Şeyma Hanım yoktu, Kadir Bey yoktu ve Servet hanım... Hemen önümde duran kortukta oturuyordu.

Servet Hanımla gözgöze gelince olduğum yerde durdum. Bakışları keskin ve bir o kadar da ürperticiydi.

Her ne kadar gözlerimi ondan ayırıp mutfağa yönelmek istesem de sanki bakışları beni oraya yapıştırmış gibiydi. Gözlerinde gördüğüm acı bakışlar beni üzmüştü. Her ne kadar beni pek sevmese de ben onun için üzülmüştüm işte.

Birkaç adım atıp yanına gittiğimde karşısındaki koltuğu gösterip oturmamı işaret etti. Söylediğini yapıp koltuğa oturduğumda konuşmaya başladı.

"Bende seninle konuşmak istiyordum. Karşılaşmamız iyi oldu."

Merakla sordum. "Ne konuşacaksınız benimle?"

Servet Hanım keskin bakışlarını bir anda yumuşatarak hiç beklemediğim cümleler sarfetti. "Biliyorum ilk başlarda sana pek iyi davranmadım. Oğlumun ve kocamın katilinin kızına iyi davranmam da beklenemezdi zaten. Ama sonradan olanlar ve katilin kendi kanımdan, canımdan birinin çıkması..." Sustu Servet hanım. Gözünden akan bir iki damla yaşı sildi ve derin nefesler eşliğinde "Özür dilerim güzel kızım." dedi. Oturduğum koltuktan kalkıp yaşına hürmeten önüne diz çöktüm ve kucağında duran ellerini avuçlarımın içine alıp "Siz bana hiçbir kötülük yapmadınız. Kendinizi üzmeyin." dedim. O sırada içimden doğru yükselen "Senin gibi saf bir kızın iç sesi olmaktan nefret ediyorum!" nidalarını görmezden gelip konuşmama devam ettim. "Biliyorum çok büyük bir darbe yediniz ve bunu hazmetmeniz gerçekten çok zor. Ama torunlarınızın sizden büyük bir güç aldığını unutmayın. İkisi de bu kadar güçlü durabiliyorsa sizin sayenizdedir."

Servet Hanım hafifçe gülümseyip "Derya'ya çok benziyorsun." dedi. Gülümsedim. Onun gibi bir kadında benzemek benim için bir onurdu. Çünkü o, Rüzgar gibi bir mucizeyi getirmişti dünyaya.

Servet Hanım başımı ellerinin arasına alıp saçlarımı okşamaya başladığında çok şaşırmıştım. Vücudum gerilirken Servet Hanım konuşmaya başladı. "Rüzgar'ın neden Merve'yi değil de seni seçtiğini şimdi daha iyi anlıyorum. Merve asla şuan yapmış olduğun şeyi yapmazdı. Sen gerçekten iyi bir kızsın." Merve'nin asla yapmayacağı şeyden kastı onun önüne diz çöküp destek olmaktı. Yavaşça ayağa kalktığımda o da benimle kalkıp konuyla alakası olmayan şu sözleri sarf etti. "Bir hafta sonra Rüzgar'ın doğum günü. Onu mutlu edecek güzel bir parti düzenlemek istiyorum. Tabi senin de yardımınla."

Rüzgar'ın doğum gününü öğrenmiş olmak beni çok mutlu etmişti. Bu bilgiyle birlikte aklıma birçok şey dolmuştu. Servet Hanım'a olumlu anlamda başımı sallayınca bana gülümsedi.

"Sen o gün sadece Rüzgar'ı evden uzak tut. Akşam geldiğinizde ona güzel bir süpriz olur." diye bitirdi sözlerini Servet Hanım. Benimse aklımda bu partiden ziyade Rüzgar'ı mutlu edecek başka şeyler dolaşmaya ve beni düşüncelerimin arasına çekmeye başlamıştı.

Servet Hanımla planlamayı yaptıktan sonra hızla suyumu içip odaya koştum. Rüzgar hâlâ banyodayken neşe içerisinde yorganı açıp yatağa yattım. Rüzgar için bir süpriz hazırlamanın vermiş olduğu heyecanla gözlerimi kapatacaktım ki banyonun kapısı açılınca uyuyor numarası yapmaya karar verdim. Çünkü biliyordum ki asla birine süpriz hazırlayamazdım, bunu hep belli ederdim.

Gözlerim kapalı bir şekide yatakta yatarken Rüzgar'ın odanın içerisinde dolaşıp baş ucuma geldiğini hissettim. Üzerimdeki yorganı yukarı çekip beni biraz daha örterken hızlanan kalbime sakin olması için yalvarmaya başladım. Hâlâ gözlerim kapalı bir şekilde dururken Rüzgar'ın önüme diz çöktüğünü ve beni seyrettiğini hissediyordum. Neden böyle bir şey yaptığına anlam veremesem de beni uyurken izlemesinin naifliğiyle yumuşadı kalbim. Birkaç dakika sonra Rüzgar'ın eli saçlarımı okşamaya başlayınca bana verdiği değerin büyüklüğüyle kendimi o kadar özel hissetmiştim ki...

Dakikalar sonra Rüzgar saçıma kondurduğu öpücükle yatağın etrafını dolaşıp yanıma yattıktan sonra açtım gözlerimi. Ona doğru dönüp sarıldığımda çıplak bedeni içimi gıdıklandırdı.

"Sen uyumadın mı?" diye sordu şaşkınlıkla.

"Hayır. Yakalandın." dedim gülerek.

"İlk defa yakaladın."

"Daha önce de mi böyle gizli gizli sevdin beni?"

Rüzgar numaradan esneme hareketi yapıp "Uykum geldi." deyince içimden kopup gelen kahkaha tufanını tutamadım.

"Kaç kere?" diye sorduğumda Rüzgar düşünür gibi yaptı. "Yanımda uyuduğun zamanların hepsinde." dedi ve bana biraz daha sarıldı. İçimdeki mutluluk uykumu bertaraf ederken kollarımı biraz daha ona doladım. Bir elimi saçlarına atıp "İyi uykular kocacığım." dedim gülerek.

"İyi uykular karıcığım."

Bölüm sonu

6 yorum