Gece, Hunter'ın tanıştığı bir kızla konuştuğu ve Marissa'nın Nick'in g*tünden ayrılmamasıyla devam etti. Jax çekip gittiğinden beri onu hiç görmemiştim. Ben ise hala Charlie ile beraberdim.
Charlie, Kevin'in babası ile konuşmak için yanımdan ayrıldığında yine yalnız kalmıştım. Aklımdaki tilkiler yavaş yavaş Jax'e doğru götürüyordu beni. Özellikle söz konusu erkekler olduğunda beni her zaman korudu ama bu gece farklıydı. Önce onun evinde, sonra benim odam da olanlar ve şimdide bu.
Bırakın sevgiyi, bana bir kez bile böyle bir ilgi göstermedi.
Etrafa göz gezdirdim. Hunter'ın dikkatinin dağıldığını fark ettim ve arka kapıya doğru yürüdüm. Temiz havaya ihtiyacım vardı.
Disari çıktığımda, sıcak esintinin yüzüme çarpmasına izin verdim. Sıcak Eylül havası yakında ortadan kalkacak ve soğuklar kendini gösterecekti. (biraz da meteoroloji)
Tum arka bahçeyi kaplayan havuz ve yanındaki çok sayıda tabureli olan barda gözlerimi gezdirdim. Ve o an barda oturan birini fark ettim.
"Jax?" diye seslendim.
Bana tamamen dönmeden sadece başını yana çevirdi. Yanında bir şişe vardı.
"Burada ne yapıyorsun?" Onun yanındaki boş yere oturmak için adım attım.
"Bu sandalye dolu." dedi sonunda konuşarak.
İç çektim. Yine de kalkıp diğer yanındaki tabureye yürüdüm. Ben oturmadan elini sandalyenin üzerine koydu.
"Bu sandalyede dolu."
Söylediklerini görmezden gelerek inledim ve oturmak yerine sırtımı tabureye yaslayıp ona baktım.
Yüzüne vuran Ay ışığıyla ne kadar harika göründüğünden haberi var mıydı acaba? Saçları geriye doğru atılmıştı ama yüzünün üzerinde gevşek bir şekilde sarkan bir kaç tutam vardı.
Dışarıdan biri onu görse deli zannedebilirdi ama ben onu farklı gördüm. Yüzündeki acıyı gördüm.
"İyi misin?" dedim sessizliği bozarak.
"Hayır." dedi. "Ama olacağım."
Şişeyi dudaklarına dayayıp dikledi.
"Bu yaşananları değiştirmeyecek Jax." dedim.
"Haklısın." dedi ve durakladı. "Ama şu anda bana yardımcı olan tek şey bu. Bana karışacaksan gitsen daha iyi olur."
İşte tanıdığım Jax.
Şişeyi ondan aldım ama tam benden geri almaya çalışırken dudaklarıma dayadım ve bir yudum aldım.
"Siktir." dedim. Bunu nasil içiyordu bu be!
"Kardeşin beni öldürecek." derken kıkırdadı.
"Senin sorumluluğunda değilim." Boğazımda ki yanma hissini görmezden gelerek bir yudum daha aldım.
"Şu anda öylesin." Başını salladı. "İçeri geri dönmelisin."
"Bana ne yapacağımı söyleyemeyeceğin noktayı ne zaman anlayacaksın?"
Güldü, başını salladı ve şişeye elimden aldı. Kahkahasının sesi kulaklarımda yankılanırken kalbim göğsümde dans etti.
Sonsuza kadar süreceğini sandığım bir sessizlik hakim oldu ortama aniden. Gülümsemesi hala yüzündeyken bana baktı.
"N-ne?" sesim titrek çıkmıştı.
"Güzel görünüyorsun." diye fısıldadı.
Doğu duyup duymadığımdan bile şüpheliydim. O kadar alçak sesle söylemişti ki hayal bile görüyor olabilirdim. Jax'in bana az önce güzel demesi mümkün değildi.
"Güzel görünüyorsun." dedi bu sefer daha yüksek bir sesle.
Yutkundum. "Jax...sarhoşsun."
"Sarhoşum ve hala güzel görünüyorsun." sırıttı.
"Ne dediğini bilmiyorsun." Başımı salladım. Onunla göz teması kurmaktan kaçındım ve kollarımı göğsümde bağladım.
"Ne söylediğimi çok iyi biliyorum. Dedim ki güzel görünüyorsun-"
"Dur." diye böldüm onu.
Bir şey söylemek yerine kolumu tuttu ve göğsümde birleştirdiğim kollarımı açtı. Aşağı sarkan kolumu tutarak ellerini ellerime doğru indirdi. Bacaklarim titriyordu.
Jax elini benim elimin üstüne koyup parmaklarımızı kenetlerken heyecan verici bir ürperti omurgamdan aşağıya doğru süzüldü.
"Jax..." dedim. Başka bir söz çıkmadı ağzımdan. Bu anı bozarım diye ölesiye korktum.
"Hiç bir şey söyleme." dedi hissedercesine.
Gözlerini benimkilere kilitledi. Tabureye kalktı, eli hala benim elimdeydi. Ayağa kalktı ve dengesini kurmaya çalışırken bir kaç kez sallandı.
Bana doğru eğildi. Düşünmeden avucumu yanaklarına yasladım.
Bana doğru eğildi ve işte dudaklarımız temas ediyordu artık. İkimizde harekete geçmedik sadece o anı yaşadık.
Dudakları hayal ettiğimden daha yumuşaktı. Kaç kere öpmek istediğimi sayamadığım dudaklar şu an benimkilerin üstündeydi. Ama tadını bile çıkaramıyordum.
Üst dudağını beni kızdırmak için benimkine sürttüğünde tam hareket etmek üzereyken arkamızdan bir öksürük sesi geldi.
Aceleyle birbirimizden ayrılırken kimin geldiğine bakamayacak kadar gergindim. Sadece yere baktım.
Çünkü gelenin zaten kim olduğunu biliyordum.
"Ne halt ediyorsunuz?!"
///////////////////////////////
Omeygatttt