Sadece duşa girecektim fakat babam beni buldu ve tek beni değil annem,kardeşlerim ve abim.
Kafama inen bir odun parçası ile son duyduğum ses kardeşim Enes’in sesi olmuştu.
-Abla
-Ona bişiy olumayacak değil mi?ABLA!!
O bensiz yapamazdı Enes ben olmadan bir hiçti onun hayatı sadece ama sadece bana bağlıydı aramızda görünmez bir göbek bağı vardı resmen eğer o bağ koparsa ikimizden birine bişiy olurda Enes benim için ölürdü bende onun için o sadece 9 yaşındaydı Çınar ise 14 abim 23 annemi umursamıyorum zaten.
Gözlerimi açtığımda aynı yerdeydim ve o köşede duruyordum Sesizce orada o köşede benim acılarıma eşlik eden köşede yerde oturuyordum bilmiyorum ne zamandır burdaydım.. bilmiyorum beni özleyen var mı? yada hatırlayan.
Cebinden benim telefonumu çıkartıp beni çekecekti tam çekerken kafamı dizlerim üzerine koydum yüzümün gözükmesini istemiyorumdum “bakalım biricik sevgilin nasıl tepki verecek” tek kaşını kaldırdı ve bana baktı ardından çok yapmacık şekilde güldü
“seni 4 kere aramış 4 kerede mesaj atmış sanarım sana aşık ha ne dersin” gözlerimi devirip ona bakmaya devam ettim “hmm beni öldüreceğini söyledi çok korktum gerçekten” “o gün kaçtın” “her zaman her şeyin başka yolu vardır değil mi bak yine ve yeniden buradasın senin kaderin bu sen hep böyle kalacaksın güzel bir hayatın olmayacak
ama aslında” dedi sonra telefonu cebine koydu ve üzerime doğru gelmeye başladı “sana bir teklif sunuyorum da istesende istemesende evleniyorsun” “ne sen ciddi misin?” “Hiç olmadığım kadar ciddiyim” yutkundum titremeye başladım ellerinimi kulaklarımı götürüp sıkıca kapattım ve geçmişime daldım hayatımın bir zindan ibaret olduğunu öğrendiğim güne.
Annem o gün işten geç gelmişti elinden bir kağıt çıkartıp masaya fırlattı bense o dolaptan buz alıyordum babamın açtığı morlukları ve şişlikleri bir buz küpü ile nasıl geçirmeye çalışıyordum.
Babam koltukta oturarak pis pis sırıtıyordu bana zarar vermek artık hobisi olmuştu annemi dikkatlice izlerken ağzından bir anda “senden ayrılıyorum seni aldatıyordum” cümlesi çıktı ardından “al kızınıda ne yaparsan yap” demişti sadece 5 kelimeydi beni nasıl bu kadar etkilemişti sürekli kafamda çalıyordu.
Babam elini arka cebine attı cebinden katlı bir kağıt çıkartıp kağıdı açıp oda masaya fırlattı kağıdı fırlatttı “bende senden ayrılıyorum bende seni aldatıyordum”dedi bana baktı ve “aynısı senin içinde geçerli al kızını ne yaparsan yap gerçi kıza benzerse her zaman sorun çıkartıyor okulda, evde, misafirde her yerde bir serseri gibi bişiy bu cadaloz” tamam sorunlu biri olabilirdim ama belki bana karşı kibar ve saygılı olsa böyle olmazdı yada bir kere ya bir kere canım kızım, bir tanem diye bilirdi yada saçımı adam gibi okşaya bilirdi yani bir baba gibi fakat hiç bir zaman olmadı olmayacaktı da çünkü ben kaderimin mahkumu olucaktım “bu sen hep böyle kalacaksın güzel bir hayatın olmayacak”
Yüzüme sert bir tokat yiyince kendime geldim savruldum ve dengemi kaybettim “gel peşimden”
kalkıp onu takıp etmeye başladım “duş alacaksın sonra güzel giyip makyaj yapacaksın seni almaya geliyorlar” aslında aklımda fikirler vardı kaçış planlarımı gözümün önüne sıralayıp hangisini uygulasam diye düşünürken aklım adamın yakışıklı olup olmadığı geldi eğer hoşuma giderse ama ya babam gibi biriyse sonuçta baba onu tanıyordu ne bekliyordum ki ama öyle değilse ama Kerem onu, bırakamazdım gerçekten ona aşıktım oda bana yani sanırım ama ben onu bırakamadım aklıma o meşhur söz geldi yanındakiyle yaşar, aklındakiyle ölürsün.
Banyoya gittiğimde babam beni kapıda bekleyeceğini söylede üstümdeki beyaz uzun elbiseyi çıkartıp kenara koydum sonra iç çamaşırlarımı çıkarıp kirli sepetine attım ve hemen ardından duşa girdim suyu buz gibi açtım ve suyun altına geçtim o sırada karnıma oluşan çizikleri gözüm daldı yeni gibi duruyordu eskiden olsa iz olurdu kızarmıştı büyük ihtimal beni buraya getirirken olmuştu.
Şampuanı alıp saçlarım ile buluşturdum ardından ellerim ile dağıtmaya başladığımda çoktan köpürmüştü ardından saçlarımı durulayıp elime saç kremini döküp saç uçlarıma dürdüm vücut şampuanını alıp kese ile vücudumu ovaladım saçlarımı ve bedenimi durulayıp çıktım etrafa bakınıp bornozu aldım ve kapıyı açınca babamın burda olmadığını gördüm banyonun hemen karşısında olan salondan sesler geliyordu kafamı uzatıp bakınaca iki adam gördüm hemen ardınan gözlerim abime kaydı babamı parçalamamak için zor duruyor gibiydi Enes hemen abimin yanına ağlamıştı çok belliydi gözleri kan çanağına dönmüştü elerine gözlerim kaydı Çınarın elini tutuyordu sonradan abim Enes’in elini sım sıkı tutuğunu fark ettim annem ise bi dk annem Çınarın elini tutuyordu gözlerim inanamıyordu yüzüne bakınaca yüzünde çaresizlik gördüm benim öz annemdi bu değil mi ay vallaha şaka gibi.
Adamlardan biri 19 yaşına falandı aslında pek adam gibi değildi bildiğim benimle yaşıttı yani diğeri ise 45 yaşında duruyordu 19 yaşında duran bana baktı sonra babamda bana baktı “ah, işte kızım Afra” gözlerimi devirip kafamı çektim “kızım nereye” “üzgünüm giyinmem lazım gerçi sen beni çıplak görmeye alışıksın” “Afra!” dedi uyarıcı ses ile “giyinip geliyorum” “yatağının üzerinde duran kıyafetleri giy”
“kim seçti” “Enes” “ha tamam o zaman benim tarzıma uygun bişiydir bi an sen seçtin sandım” yüksek sesle kahkaha attım. Babamın sinirini hissediyorum odama geldiğimde çok güzel bir elbise ile karşılaştım sırtı açık göbeğinde açıklık vardı ve mine siyah etekti üstümde sütyen olmadığı için göğüslerim çok belli oluyordu bu biraz beni rahatsız etmişti hemen annem makyaj çantasını alıp yüzümdeki morlukları kapatmaya çalışıyordum ki “abla gidiyor musun” dedi Enes “geri döneceğim sana bişiy diyeceğim yanıma gelir misin” küçük küçük adımlarla yanıma geldi “evet” “ben gerçekten geleceğim” bunu derken o minik ellerini tutum “hani parkta bir adam vardı onunla konuşmuştum” “evet” “eğer o adam eve gelirse ona sadece ama sadece geri döneceğimi ve onu sevdiğini onu unutmayacağımı söyle tamam mı” “tamamdır” dedi ve onu alından öptüm “vayy beni de böyle öper misin ama dudağımdan” gözlerimi devrip ona dik dik baktım “yüzünü saklayamazsın” “Enes Kayranın yanına git ama ondan önce” boynumdaki baltalı olan kolyeyi ona veridim “sana dediklerimi kimseye söyleme” kafasını olumlu anlamada salladı “evet yüzümü saklayamam aynı sana olan nefretim gibi” bunu derken sırıttım anlık yüzü düştü sonra hemen güldü “çok güzelsin” rujumu sürüp kapıya doğru ilerledim sonra ona omuz atarak çıktım ensemden tutup beni kendinisine çekti “o rujunu bozmak istiyorum” ”bruh adamım seni tanımıyorum” bu cümleyi Keremle ilk karşılaştığımda ona söylemiştim acaba ne yapıyordu beni özledi mi? Yada beni merak etti mi? Beni arıyor muydu? Bunları çok merak ediyordum..

