Keyifli okumalarr
************
Telefonum titreyince mesajı kontrol etmek için cebimden telefonumu çıkardım. Yağan yağmur yüzünden telefonumun ekranı birkaç saniyede sular içinde kaldı. Elimdeki poşetleri tek kolumda toplayarak bir apartmanın girişine yanaştım.
Parmak izi ile telefonumun ekranını açınca karşılaştığım mesaj bulunduğum apartmanın girişinden anında uzaklaşmama ve adımlarımı hızlandırmama neden olmuştu.
“TAKİP EDİLİYORSUN!”
Mesajı atan kişinin kim olduğunu bilmesem de adımlarımın hızlanması ile birinin gölgesini görmem mesajın doğru olduğunu kanıtlamıştı.
Tam evimin sokağına girince elimdeki torbaları yere atıp binama doğru koşmaya başladım. Kulağımda durdurmayı akıl edemediğim şarkı, yere fırlattığım poşetler korkudan akmaya başlayan gözyaşlarım derken iki elin beni kavraması ile çığlık atmam bir oldu.
Bu sefer bir kolu ile beni tutup diğer eli ile ağzımı kapattı. Debelenmeye başlayınca kulağımdan çıkan kulaklıklarım sayesinde onu duymaya başladım.
“Asya benim. Tamam, sakin ol! Benim, Ozan.”
Etrafıma bakıp bizden başka dışarda kimsenin olmadığını görünce kendimi sıkmayı bıraktım.
Başımı Ozan’ın omzuna koyarak ağlamaya başlayınca beni sokağın ortasından apartman girişindeki merdivenlere getirip oturttu.
Ben ellerimle yüzümü kapatıp ağlamaya devam ederken o gidip dağılan eşyalarımı toplayarak yanıma geldi.
Nazikçe el bileklerimi tutarak önümde diz çöktü.
“Asya ne oldu? Kötü bir haber mi aldın?”
Tam ağzımı açıp her şeyi anlatacakken birden durdum. Eğer gelen mesajdan haberi yoksa ve bunu bana soruyorsa bana mesajı atan o değildi. Beni izleyen başka biri vardı!
“Senin ne işin burada? Beni mi takip ettin?” dedim sinirle ellerimi ondan kurtararak. Ayağa kalkıp yanıma bıraktığı bütün eşyaları kucaklamaya başladım.
“Sen kötüydün. Eve giderken yolda başına bir şey gelseydi tek olacaktın. Seni yalnız bırakamadım. İyi ki de bırakmamışım. Cin çarpmışa döndün.”
“Önemli bir şey yok. Gölgeni görünce korktum.”
“Özür dilerim. Berbat bir şey yaptım farkındayım. Sadece yardım etmek istemiştim. Bu kadar korkacağını bilseydim…”
“Tamam,” diyerek kestim sözünü. Zar zor bulduğum anahtarı titreyen ellerimle kapının deliğine sokarak kapıyı açtım.
“Sorun yok. İyiyim ben. Gidebilirsin.”
“Asya, poşetteki fare zehrini ve kapanları gördüm. Evinde fare mi var? Bak eğer öyleyse…”
“Ozan!” dedim artık sabrımın sonuna geldiğimizde. “Benimle ilgilendiğinin farkındayım. Beni evime kadar izledin, yine bir şey demedim ama bundan sonra senin etrafımda olmanı istemiyorum. Bu konuşmayı bir daha asla tekrarlamam. Seni, beni takip ederken görürsem de benimle değil polisle konuşursun. Sana yardım lazım değil dediysem değildir!”
Başını öne eğerek, “Özür dilerim,” dedi ve hızla uzaklaştı.
O gözden kaybolmadan kendimi binanın içine attım. Kapıyı hızla kapatıp koşarak birinci kattaki dairemin kapısına geldim. Anahtarı kilide yerleştirirken beni izleyen kişinin binada olma olasılığı korkudan titrememe sebep oluyordu.
Kesik kesik nefeslerle kendimi içeri atıp anahtarı kapıdan çekmeye çalışırken binanın kapısının açıldığını duyunca elimdeki torbaların tamamını içeri atıp anahtarı kapıdan çıkardım. Tam kapıyı kapattığımda katın ışığı yandı ve karşı dairene oturan adam kata çıktı.
Tanıdık bir yüz görmek rahatlamama sebep olsa da kapıma birkaç saniye bakması buz kesmeme sebep olmuştu. Beni takip eden ve mesajı atan o olabilir mi?
Yalnız yaşadığımı bu apartmandaki herkes biliyor sonuçta. O mu yoksa bu apartmandan başka biri mi?
Kapı girişine attığım poşetleri ayağımla geriye iterek ayakkabılığı kapının önüne ittim. Kapıyı da kilitleyip canım önüne geçtim. Perdeyi aralayıp normalden farklı bir detay arasam da hiçbir şey bulamadım. Perdeyi tamamen kapatarak mutfağa geçtim.
Düzenli nefesler alıp sakinleşmeye çalışarak bir bardağı su ile doldurum. Su, kuruyan boğazımı ıslatırken ayağımda hareket eden şeyi hissetmemle elimdeki bardağı fırlatmam bir oldu. Ayaklarımı sandalyede toplarken gözyaşlarım yanağımdan süzülmeye başladı.
“Bir de bu fare var. Delireceğim artık!”
*******
Ozan’ı sevdiniz mi?
Sizce Asya’yı kim takip ediyor?





