
...
( YAZARIN ANLATIMIYLA) İstanbul
( 1999 )
Elini masaya vurması bir oldu , siyah gömlek ,yeşil gözler , sadece bir söz ...
" O sözleri istiyorum! "
" EFENDİM!? " diye haykırdı Ateş,
" O SÖZLERİN SAHİBİ KİM !? SÖYLESENE LAN ! ŞU DEFTERDEKİ SÖZLER KİMİN!? "
Elindeki bıçağı bastırmaya devam etti , Ateş ise o anlar ile mücadele etmeye ...
...
Sanatçıların şirketlerini hayal edin ne kadar ileri gidebilir !? Sanatçılarını zorbalayan bir şirket , sözleri, hayatı çalınan insanlar ... Hiç etik değil ve bunu yapan o yıllar tek bir şirket vardı...
...
( NEVRA ANLATIMIYLA) 1999 1 önce
Kendi ellerimle gece yarısı onu otobüse bıraktım , son cümlelerimize , çalınan sözlerimin hepsini geri istiyordum ,hepsinin ,başka bir grubun parçası olacaktı , mazide elimden kayıp gidecekti... Teklifi reddetti ama peşimizi bırakan olmadı. Küçük sırrımız ifşa olmak üzereydi.
" Kızıl Tilki almam şart mı !? "
Ne demekti bu !?
" Evet ! " diye haykırdım kabaca ,bende sözlerim çalımdı . Ben istersem o olurdu.
"Bana güveniyor musun Kızıl Tilki !? "dedi bir umut ile .
" Hayır tabiki güvenmiyorum ! "
" Tanımadık mıyım!? " diye sordu ,yüzünü buruşturup.
" Evet, hemde çok hayatımda gördüğüm en şerefsiz insan sensin Ateş ! Sözlerimi kaptırdığım yetmedi mi sana !? Sözlerim , başka bir grubun şarkısı olacak. Sana yapsalar, Dünya 'yı yıkardın! "
hıçkıra hıçkıra ağlamak ile beraber bağırmaya başladım.
" YIK LAN NE DURUYORSUN!? "
" Senin için her şeyi yaparım Kızıl Tilki. Bana güvenme ama Ateş Parlar 'ı çok özleyeceksin. "
" Seni rüyamda özlerim be köpek ! "
" Ama velakin , bu küçük sırrımız aramızda kalacak sevgili prenses. Kimseye gittiğimi söylemek yok ! "
" Tamam ! " diye hafiften sitemlice mırıldandım.
Ve gitti...
Uzaklara , Asya 'da mı Avrupa 'da mı belli olmayan şehire.
...
( YAZARIN ANLATIMIYLA)
Uzun yollar korkutucudur
Hayatı kararan bir insanın yolculuğu daha zordur .
Ama köstebek Tilki 'den öğrendiğini uygulayacktı. Doğasına aykırı bir şekilde , bildiği bir yer doğduğu yer ...
...
Ateş 'in annesi ve babası İstanbul 'daydı bir zamanların ,bir zamanların rüyaların şehiriydi İstanbul, bir sürü beğeni toplayan turistlerin akın ettiği, dev gibi konserlerin olduğu dev gibi bir bayındır yapılmış bir durumda olan resmen bazılarının çok küçük çocuklar İstanbul 'u ülke olarak bile görüyordu. O zamanlar İstanbul Beyefendisi diye bir adam vardı. Ve bu kalıpta günümüzde kibar olan erkeklere kullanılırdı.
Kibarlardır, naziklerdir , ve Türkçe 'nin belki en düzgününü onlar konuşurlar .İstanbul Türkçesi...
Ama İstanbul Beyefendisi olsanız bile bir İzmir kızına yenilmek , bir İstanbul Beyefendisi olmaktan bile daha zordur.
Önce kendine aşık eder ve terk eder aynı bir tilki gibi ve İstanbul Beyefendisi bile onlara karşı hissedilen acıdır. Güzellikte bir numaralılardır. Ama onlara etkillenen insanlar. İçin hayat zordur . Özelikle bir İstanbul Beyefendisi için. Farklılardır bir kere , Ege şivesi hiçte İstanbul Türkçesine benzemedi. Kimse anlaşamazdı.
İzmir netti. Ege 'deydi. İklimi Akdeniz 'indi. İstanbul ise karmaşıklığı vardı. Şiveleri, İzmir 'lilerinki daha toktu , İstanbul'ular ise ana Türkçenin temeliydi.
Ve en önemlisi kaç kere dediğimi bilmiyorum ama
Nazlı ve güzel olmalarıdır.
...
Ve bu kapan birini daha elle geçirmişti ama İzmirli güzelde bu sefer sevgi besliyordu.
( ATEŞ ANLATIMIYLA) 4 saat sorna
Dev gibi bir bina , kalabalık İstanbul, bense yapayalnız... İçeri daldım...
Bir sürü masaya yerleşmiş kadınlar , adamlar. Sekreterler , iş sektörü , orada burada gezen sanatçılar, bana dik dik bakışlar .
" Pardon. " Kadın direk daldı söze...
" Patron yukarıda toplantı hemen ayarlıyorum."
" Peki ." diye onayladım.Saatlerce bekledim en sonunda girdiğimde ,masada bir adam oturuyordu. Hafif çıkmış bıyıkları , sırtışı ile tanımamazlıktan gelmeye çalıştım.
" Merhabalar .Defteri alabilir miyim acaba ?"
" Kes sesini !" diye haykırdı adam ,tanıdık bir ses...
Hemde çok tanıdık , tanıştırıyım.
Deniz...
" Seni görmeyeli uzun zaman oldu Eldivenli! Ay İzmir Yıldız 'ı "
" Özür dilerim ama hemen verirsen sevinirim. "
Bir kahkaha patlattı.Sempatik değildi .
Önüme bir imza belgesi sundu,
" Buyur ,burayı imzalla. "
Kağıda göz atmaya başladım. Şarkının Sakızlı Adamlar diye bir grubun şarkısı olacakmış. Sözler benim bile değildi. Onay vermeyecektim tabiki.
Bana sunulan imza kağıdı hukuki açıdan yanlıştı hemde çok yanlış...
" Hayır asla ! "
" Ne !? "
" Bu şarkının yazarı ben değilim ,bak Deniz ben seni ne kadar hoşlanmasamda , ciddiyim sözler başkasına ait. "
" İmzala ! "
" Yapamam ! "
" O zaman Nevra 'nın ..."
" Kapa çeneni! "
" Sakin dokunmadık platoniğine geçmez oğlum,lisede değiliz oğlum ! Kendine gel ! "
Ayaklandı ve cebinden silahını ve cebinde taşıdığı bıçağı bana doğru tuttu. Dilim damağıma tutuldu .Ama bir şey yapamadım...
( YAZARIN ANLATIMIYLA)
Elini masaya vurdu anında , yeşil gözler, siyah gömlek.
" O sözleri istiyorum!"
" EFENDİM!? "diye haykırdı Ateş.
" O SÖZLER KİMİN LAN SÖYLE , KİM !? "
Bıçağı bastırmaya devam etti. Ateş ise mücadele etmeye...
" Ne oldu !? Canın mı acıdı !? Kızıl Tilki 'ni göremiyorum nerde !? Seni unuttu mu !? Yazık lan! Çok üzüldüm."
" İmdattt!.. " ağzını eliyle bastırıp, bıçağı yaklaştırdı .
" Kapa çeneni ! " Hafifçe tişörtünden kavradı ve hayvana dahi yapılmayacak bir muamele ile onu çelik bir kapının arkasına tıktı birkaç insanla beraber. O lens gözler ... Lisedeki halini bile özleyen bir Ateş vardı...
" Siz öldürmediğime dua edin! A yada etmeyin , yanacaksınız! GERÇEK ANLAMDA"
Sinsi bir kahkaha patlattı. Diğerlerinin umutsuz bakışları , Ateş'in öfkeli gözleri ile tezatlık oluşturuyordu.
Ama onların kurtarıcı melekleri yakkındaydı. Bir kameraya şükür edeceklerdi, bazıları...
Deniz kapıları kitledi ve kibritteki alevi bıraktı ve tüm binaya yukarıdan benzin akıtarak yakmaya başlamıştı bile , sanatçıların duyduğu feryatları
hayatın acımasız koşullarından zevk almasıydı.
Koşan insanların feryatlarına , karşılık pis bir gülüş ama bir kameranın onu çektiğini dahi tahmin edememişti. O giderken , sapsarı saçlarını savurarak defteri aldı ...
...
Kitlenmiş çelikten kapıların arkasında olan bir sürü sanatçı oradan buraya kavanozdan kaçmak isteyen sivri sinek gibi kaçıyordu . O gün anlamışlardır ölümün yakın olduğunu . Korkmanın ecele faydası yoktu. Deniz gibi "GERÇEK ANLAMDA "
Alev aldı aldıkça , yanmaya devam etti , söndürmeye çalıştıkça sönmedi. Ama kurtarıcı melekleri yakkındaydı ama bilinmezdi ki .
Sirenler çaldığında bir sessizlik hakimdi, diyemezdik, ortam kaostu. Korkunç !
Ateş ise nefes alamaz hale gelmişti . Ölecekti ,bunu biliyordu. Derin bir nefes aldı. Koşmaya devam etti.
Sirenlerin tekrar çalması bir oldu anında, kurtuluş başlıyordu sonunda birkaç saat sornasında , Ateş ise umutlu bekleyişine başlamaya devam ediyordu.
...
( YAZARIN ANLATIMIYLA) ( İzmir)
O gün manşetler İstanbul 'a yer verdi ama velakin güzelliğinden değil " felaketinden bahsedildi. "
Haber sunucusunun konuşması yankılandı. Tüm odada :
" Türkiye 'nin en ünlü şirketlerinden biri olan
" HAYALİM MÜZİK " şirketinde olan yangın tüm her şeyi batırdı. Bazı ifadeler sonucu , şirketin sahibinin hapsine karar verilmişti. Göz altına alınan D.Y 'nin davalara konu olduğu daha öncede biliniyordu. Sanığın hapsine karar verilmiştir. Aynı zamanda fiziksel ve ruhsal olarak şiddet idallarını doğrulayan D.Y , itirafçı olmuştur. Hala kurtarma ekiplerinin çalışması sürmektedir. 18 ölü ve 9 ağır yaralı çıkarıldı . Hayati tehlike hala sürüyor .
Neyse diğer habere geçelim . "
Gözleri fal taşı gibi açılmıştı. Beklemiyordu bunu , o ölmüştü. Onun yüzünden ölmüştü . Annesinin ona garip bakışlarına karşıllık , odasına kaçması bir oldu . Uzun süre yataktan çıkmadı. Kabuslarına, rüyalarına girdi. Yangınlar ve vazgeçemediği aşkı...
...
( UTKU ANLATIMIYLA)
Ateş ,babası ve annesini görmeye gitmişti. Vefatlarının birkaç yıl önce birkaç gün sornaydı.
Benimde son günlerde gözüme uyku girmez bir hal vardı.
Asya 'nın beni reddetmişti. Teklifimide reddetti.
Beni valla kusura bakmasın benim gibisini bok bulurdu. Rol yapıyordum, nasıl sırılsıklam aşık olmuştum!?
...
( YAZARIN ANLATIMIYLA) 2 gün önce
Kararlıydı ya , edecekti , yani bokunda çıkarabilirdi ama neyse edecekti işte...
Kızın suratına şak diye soruyu yapıştırması bir oldu.
" Benimle evlenir misin !? "
" Şaka yapıyorsun!? "
" Mutlu mu oldun !? "dedi tam sevinecekken
" Yo , hayır Utku! "
" He peki , şaka yaptım zaten ."
Yüzünden düşen bin parça ile arkasını dönüp yüzüne dahi bakmadan defolup gitti.
Asya ,seviyordu sevmesine ama sorumluluk alamayacağını biliyordu. Keşke biraz daha kibar reddetseydi.
...
( YAZARIN ANLATIMIYLA) ( İstanbul )
O gün kurtulduğuna şükür ediyordu. Ama Kızıl Tilki 'sine ulaşacaktı. Ama kahraman
" FİLİZ TOPRAK" ' tan başkası değildi.
Hastanede sedyede bulması bir oldu kendisini ...
( FİLİZ ANLATIMIYLA)
" Rabbin kim ? "diye sordum gülmekten patlayacak bir biçimde.
" Allah " dedi Ateş .
" Aferin. " dedim gülmemi devam ettirip.Defteri ona uzattım.
" Çok teşekkür ederim Filiz."
Birkaç ay burada yatacaktı, sornasında İzmir 'e geri dönecekti. Benim amacıma ulaşmıştım aslında . Deniz 'i tutuklanmıştım ama olan şeyler daha bitmemişti. 4 insan hala ruhları ile savaş vermek ile meşguldü. Bir şekilde bir araya geleceklerini biliyordum.
Onlar birbirleri için yaratılmışlardı...
4 adet nota gibi ,sanırım ondan kendilerine
" 4NOTA" denirdi . Hiç ayrılmadıkları için...
...
( NEVRA ANLATIMIYLA)
Yattım, döndüm, durdum ,vicdanım acımaya devam etti. Durmadı. Benim yüzümdendi her şey günler geçecekti belki ,leşinin hesabını nasıl verecektim !?
Tamam sakin dayanmıştı belki . Birkaç gün bekle bir şey olmazdı.Yani inşallah .
Hayatımdan giden şeyler listesinde bugün :
1. Ailem ...
2. Babam...
3. 4NOTA ...
4. Ateş ...
5. Nefret...
...
Karamsarlık denen bir şey var işte ,gitmek ve girmemek işte olay bu ...
Birine söylemek birine söylememek işte hangisi gayem !? Neden gitti !? Öldü mü !? İşte olay bu !?
Vicdani bir azap çeken bir insanın beyninde dönen sorular ...
Peki ya öldüyse yıllar önceki sözümü niye tutmayayım!? Ne dediğini hatırlıyorum. Yıllar önce ilk tanıştığımız bir vakitte .
Ateş 'in o aralar bana çok yakıştırdığı bir elbise vardı. Ama ben onu çok sevmezdim açıkçası. Ama ilk aramızdan o ölüp giderse ...
O elbiseyi giyeceğime söz vermiştim. Ve giydim...
Bizat dikişinden tutun ,düğmesine kadar kendim dikmiştim.
Canım odunum cidden güzel bir zevki varmış ha ! Tabi bende taş gibiyim orası ayrı.
...
Hayatımda giydiğim belki en güzel elbiseydi. Kıpkırmızı, bu elbiseyi sevmemin nedenini hala kafamı kurcalıyordu. Zevkliydi.
Özür dilemenin zamanı geçti. Hayatta olmayan bir insandı belki ama benim bir umudum vardı azda olsa vardı.
2 haftalık bir bekleyiş artık benim için başlıyordu...
🍯BÖLÜM FİNALİ 🍯
VALLA BU BÖLÜM GEÇEN BÖLÜMLERDEN DAHA UZUN OLDU CİDDEN 😬





