Okulun en kötü yanı gürültü değildi. Bazen sessizlikti. Sanki görünmez bir çizgi çizilmişti etrafına ve kimse o çizgiyi geçmiyordu. Bunu kendisi de kolaylaştırıyordu tabii.
Bakışlarını kimseyle buluşturmuyordu. Omuzları düz, adımları sabitti. Bam’ı düşünüyordu çoğu zaman. Eve dönmeyi, kapının kapanış sesini.
Telefonu titredi.
Bir bildirim.
@anonitirafl: “Yeni gönderi.”
Jungkook bakma ihtiyacı duymadı. Koridorda biri “şuna bak” dedi. Sonra başka biri güldü.
“Yine biri hakkında bir şey yazmışlar.”
Jungkook yürümeye devam etti.
Ama isimini duydu.
“Jeon Jungkook…”
Adımları yavaşladı. Telefonunu açtı ve ne yazıldığına baktı.
@anonitirafl:
Okulun sessiz çocuğu Jeon Jungkook'un yalnız olmasının sebebi aslında çok farklıymış! Geçen gün bir erkekle aynı tuvalet kabinine girdiğini görmüşler. Aslında çevresi gayet genişmiş😃
Telefonu kapattı ve cebine soktu.
Koridordakilere baktığında hepsinin bakışları değişmişti. Hepsi or.spu gözüyle bakıyorlardı muhtemelen.
Jungkook umursamamaya çalışarak sınıfa girdi. Jimin arkadaşını gördüğü an koşarak yanına geldi.
"Jungkook, gördün mü?" dedi nefes nefese.
Sadece kafasını salladı. Sırasına doğru adımladı.
Hoseok arkasını döndü. "Ne düşünüyorsun peki?"
"Hiç bir şey."
"Gerçek değil. Değil mi?" diye cevapladı Yoongi.
Jungkook sinirle konuştu. "Orospu muyum ben Yoongi? Tuvalet kabinlerinde götümü veriyor gibi mi duruyorum ordan?"
"Öyle demedim-"
Yoongi sessizleşti.
Jungkook'un bakışları sınıf kapısındaki Taehyung'u buldu. Ona doğru yaklaşıyordu.
"Bende niye sessiz bu diyordum." dedi Taehyung alaycı bir gülüşle.
Jungkook kaşlarını çatmıştı. "Ne diyorsun sen?"
"Merak etme ben sikmem seni diyorum."
Jungkook sinirle solumuştu. Sandalyesini itti ve Taheyung'un yüzüne yumruk attı. Taehyung dengesini kaybetti ve yere düştü.
"Düzgün konuş Taehyung."
Taehyung kanayan burnunu silerek güldü. "Düzgün biri olsaydın kimse böyle konuşmazdı."
Jungkook dişlerini sıktı. O sırada zil çaldı.
"Beni tanımıyorsun Taehyung. Diğerleride."
Ve hoca geldi.
"Herkes yerlerine!"
"Tanırız o zaman Kook." Kalktı ve sırasına oturdu.
Jungkook buna anlam veremedi.
-
Sonunda öğle arası gelmişti. Ama Jungkook yine arka bahçeye gitmişti.
Bankta otururken tanıdık bir yüz geldi ve yanına oturdu.
"Siktir git şurdan Taehyung." yüzüne bakmadan konuştu Jungkook.
"Hayırdır senin bahçen mi? Yoksa burda mı buluşuyorsunuz?"
Jungkook kaşlarını çatıp Taehyung'a döndü.
"Sen kaşınıyorsun herhalde. Gerçek değil o. Benimle şöyle konuşup durma."
"Ya konuşursam?"
Sessizce konuşu Jungkook. "İyi biri olduğunu sanmıştım."
"Bazen sadece sanarız." dedi Taehyung düz bir şekilde.
"Benden uzak dur."
"Maalesef."
Kaşlarını kaldırdı. "Derken?"
Taehyung güldü. "Hoşuma gittin."
"Bana bak. Or.spu değilim ben." sesini yükseltti Jungkook.
Taehyung ellerini havaya kaldırdı. "Ben ciddiyim."
Arkasını döndü ve okula doğru yürümeye başladı. "Rüyanda görürsün. Aptal."
-
Jungkook sınıfa girdiği sırada yanına Minho geldi.
"Ooo sınıfımızın orospusu gelmiş."
Jungkook cevap vermedi ve yanından geçmeye çalıştı ama Minho kolundan tutup önüne çekti.
"Ne kadar alıyorsun Jungkook?"
"Benimle uğraşma Minho." Tekrar gideceği sırada arkasından itildive yere düştü
"Uğraşıyorum ama ya. Minik gayimiz." Sınıfta gülüşmeler başlamıştı.
O sırada Jimin ile Hoseok girdi sınıfa.
"Noluyo burda?" dedi Hoseok.
Jimin Jungkook'un yanına gitti ve elini uzattı.
"İyi misin?"
Kafasını salladı sadece.
Zil çaldı ve herkes yerlerine geçti.
-
Sonunda son zilde çalmıştı.
Herkes çantasını toplarken fısıldaşmalar hâlâ devam ediyordu. Jungkook yerinden kalkmadı. Kalabalığın dağılmasını bekledi. Gürültü azaldı, sınıf boşalmaya başladı.
Ama tamamen değil. Minho kapının yanında duruyordu. Yanında iki kişi daha. Bekliyorlardı.
Jungkook gözlerini devirdi. “İşiniz mi var sınıfta?”
Minho sırıttı. “Yok, seni uğurlamaya geldik.”
“Ne ince düşünce.” Jungkook çantasını omzuna attı. “Duygulandım neredeyse.”
Tam yanlarından geçecekken Minho yolu kapattı.
“Bu arada…” dedi eğilerek, “bugünkü performansın iyiydi. Yumruk falan. Ama yanlış kişiye attın.”
Jungkook kaşını kaldırdı. “Sana mı atmalıydım?”
Arkadan ooo sesi yükseldi.
Minho’nun gülüşü bir anlığına dondu. Sonra tekrar geldi. Daha ince, daha sinirli.
“Belki de.”
“Yapma ya, kavga sahnesi mi?” diye bir ses geldi kapıdan.
Herkes döndü.
Taehyung kapıya yaslanmıştı. Burnunda hala küçük bir pamuk vardı. Ama yüzünde o sinir bozucu rahat ifade duruyordu.
“Bilet kesmediniz mi? Bedava mı izliyoruz?” dedi.
Minho gözlerini devirdi. “Sen karışma.”
“Karışırım.” dedi Taehyung. “Çünkü sıkıldım.”
Jungkook ona baktı. Kaşları çatık. “Sen neden hala burdasın?”
Taehyung omuz silkti. “Seni koruyorum.”
Sınıfta birkaç kişi güldü.
Jungkook sertçe konuştu: “Komik mi?"
Taehyung hiç alınmadı. “Ciddi değilim zaten.”
Minho sinirlenmeye başlamıştı. “İkiniz de fazla konuşuyorsunuz.”
“Sende." dedi Taehyung.
Minho’nun yüzü kızardı. Bir adım attı.
Tam o anda…
Sınıfın arkasından bir ses geldi.
“LAN DURUN.”
Jin kapının diğer tarafında duruyordu. Elinde bir süpürge. Ciddiydi. Ama aynı zamanda değildi.
“Temizlik görevlisi kaçtı, beni bıraktı.” dedi.
“Sınıfı süpüreceğim. Kavga ederseniz üstünüze çöpleri atarım.”
Kimse cevap vermemişti.
Yoongi kapıdan kafasını uzattı. “Gerçekten atar bu arada.”
Namjoon arkasından geldi. “Geçen hafta bana attı. İçinden kalem çıktı.”
Jimin de geldi, Jungkook’un yanına geçti. “Hadi çıkalım.”
Minho bir şey diyecek gibi oldu ama Jin süpürgeyi hafifçe kaldırdı. “Deneme.”
Minho geri çekildi. “Daha bitmedi bu.”
Jungkook ona bakmadan geçti. “Hiç başlamadı.”
-
Koridorda yürürlerken ortam biraz gevşedi.
Jin süpürgeyi omzuna atmıştı. “Ben var ya… bu okulun gizli kahramanıyım.”
Yoongi: “Sen gizli değilsin. Direkt saçmasın.”
Hoseok güldü. “Ama işe yaradı.”
Jimin Jungkook’a döndü. “İyi misin gerçekten?”
Jungkook kısa bir duraksadı. “İyiyim.” Yalandı. Ama bilmelerine gerek yoktu.
Tam merdivenlere yönelmişlerdi ki telefonlar aynı anda tekrar titredi.
Jimin kaşlarını çattı. “Yine mi o hesap…”
Yoongi direkt açtı. “Evet.”
Bir saniye sessizlik oldu. Sonra Yoongi’nin yüzü değişti. Bu sefer gülmedi.
“Ciddi misiniz ya?”
Jungkook’un içi bir anda sıkıştı. “Ne yazıyor?”
Kimse hemen cevap vermedi.
Jungkook kendi telefonunu çıkardı.
@anonitirafl:
Az önce kavga eden Jeon Jungkook yalnız değilmiş. Tuvaletteki çocuk kim biliyor musunuz? 😉 İpucu: Bugün burnu kanayan biri.
Sessizlik. Herkesin bakışı aynı anda Taehyung’a kaydı. Taehyung’un yüzündeki ifade ilk kez değişti. Gülmüyordu.
Jungkook’un kalbi sertçe çarptı. “Bu ne saçmalık.” diye mırıldandı.
Ama kimse artık bunun sadece saçmalık olduğunu düşünmüyordu.
Jin süpürgeyi yavaşça indirdi. “Bu artık komik değil.”
Taehyung Jungkook’a baktı. Bu sefer dalga geçmedi.
“Ben yapmadım.”
Jungkook’un sesi sertti. “Umurumda değil.”
Birileri onları bilerek hedef alıyordu.
Jungkook telefonu cebine sertçe itti. “Ben gidiyorum.”
Cevap beklemeden meedivenlere yöneldi
.
Jimin arkasından seslendi. “Jungkook!"
Ama durmadı. Adımlarını hızlandırdı. Sanki okulun içi daralıyordu. Duvarlar üstüne geliyordu. Her bakış bir şey söylüyordu. Her gülüş kulağında patlıyordu.
Kapıyı itip dışarı çıktığında hava daha serindi. Ama içindeki sıkışma geçmedi.
Arka bahçeye doğru yürüdü. Kalabalıktan uzak. Gürültüden uzak. Ama yalnız kalamadı.
Arkasından gelen ayak sesini tanıdı.
“Takip etmeyi bırak.”
Taehyung durmadı. Yanına kadar geldi.
“Konuşmamız lazım.”
Jungkook güldü. Kısa, sinirli bir gülüş.
“Yok, hiç gerek yok. Sen tek başına halledersin.”
Taehyung’un sesi bu sefer daha düz, daha ciddiydi. “Ben yapmadım diyorum.”
Jungkook ona döndü. “E o zaman ne? Tesadüf mü? Herkesin ortasında benimle dalga geç, sonra hesap gelip seni de içine katsın. Çok mantıklı.”
Taehyung bir an sustu. Gözleri Jungkook’un yüzündeydi. “Ben seninle dalga geçtim, evet. Ama bu başka.”
“Fark ne?”
“Ben yüzüne söylüyorum.”
Jungkook’un kaşları çatıldı ama cevap vermedi. Taehyung devam etti.
“Bu hesap saklanıyor. Ben saklanmam.”
Jungkook istemsizce düşündü. Haklı mıydı? Sonra hemen kendini toparladı.
“Yine de benden uzak dur.”
“Duramam.”
Jungkook sinirle nefes verdi. “Yine mi o saçma hoşuma gittin muhabbeti?”
Taehyung hafifçe omuz silkti. “Evet.”
“Senin ben-”
“Ciddiyim.”
Bu sefer sözünü kesmedi.
Jungkook’un bakışları kısa bir anlığına kaydı. Sonra tekrar sertleşti.
“Ben değilim.”
“Ne?”
“Senin sandığın kişi değilim.” dedi Jungkook. “Ve o yazılanlar da doğru değil.”
Taehyung başını eğmeden baktı. “Umurumda değil.”
Jungkook dondu. “Ne?”
“Gerçek olsun ya da olmasın.” dedi Taehyung. “Umurumda değil.”
Tam o anda…
“OOO noluyor burada???”
Jin’in sesi geldi.
Hoseok’la birlikte geliyordu. Elinde bu sefer süpürge yoktu. Ama bir tane plastik poşet vardı.
Yoongi arkadan yürüyordu. “Bu ne şimdi?”
Jin gururla poşeti kaldırdı.
“Temizlikten arta kalan çöpler. Kavga çıkarsa atacağım.”
Hoseok güldü. “Adam hazırlıklı geliyor.”
Jimin de yetişti. Jungkook’un yanına geçti.
“Gitsek mi artık?”
Jungkook başını salladı. “Evet.”
Hep birlikte okul kapısına doğru yürümeye başladılar.
Taehyung da onlarla yürüyordu.
Jungkook yana bakmadan konuştu.
“Sen neden geliyorsun?”
“Yol aynı.”
“Değil.”
“Artık öyle.”
Yoongi araya girdi. “Bu ne ya, toplu taşıma gibi. Herkes aynı yere gidiyor.”
Jin ciddi bir sesle konuştu. “Ben otobüse binicem bu arada. Dramınıza dahil değilim.”
Hoseok: “Sen zaten her şeye dahilsin.”
Kısa bir gülüş yayıldı. Gerginliğin ortasında küçük bir çatlak. Ama uzun sürmedi.
Kapıdan çıktıkları anda telefonlar yine titredi. Bu sefer kimse hemen bakmak istemedi.
Jin baktı ve yüzü düştü.
“Yok artık…”
Yoongi kaşlarını çattı. “Ne var?”
Jin telefonu uzattı.
@anonitirafl:
İzlemeye devam edin 😉 Sıradaki paylaşımda video var.
Jimin fısıldadı. “Video mu?”
Hoseok’un yüzü ciddileşti. “Bu iş büyüyor.”
Jungkook’un kalbi hızlandı. “Ne videosu?”
Ama kimse bilmiyordu.
Ya da…
Birileri biliyordu.
Taehyung telefonu kapattı. Çenesi gerilmişti.
“Bu hesabı bulacağız.”
Jungkook ona baktı. “Biz mi?”
Taehyung gözlerini kaçırmadan cevap verdi.
“Evet. Çünkü sıradaki ne olursa olsun ikimizi de içine çekecek.”
Rüzgar hafifçe esti. Okul arkalarında kalmıştı.
Ama asıl sorun onlarla birlikte geliyordu.
Okul kapısından uzaklaştıkça kalabalık seyrekleşti. Sesler azaldı ama gerilim yerinde kaldı. Kimse ne diyeceğini tam bilmiyordu.
En sonunda Jin bozdu sessizliği.
“Ben diyorum ki videoda ben yokumdur.”
Yoongi baktı. “Sen niye varsın ki?”
Jin omuz silkti. “Ben her yerdeyim.”
Hoseok güldü. “Maalesef doğru.”
Kısa bir gülüş yayıldı. Zoraki gülüş.
Jungkook yürümeye devam etti. Adımları hızlıydı. Jimin onun temposuna uydu. “Eve mi gidiyorsun?”
“Evet.”
“Yalnız gitme.”
“İyiyim.”
“Değilsin.”
Jungkook cevap vermedi.
Arkadan Taehyung’un sesi geldi. “Video varsa, büyük ihtimalle okul içinden biri çekti.”
Hoseok ekledi. “Demek ki bizi izleyen biri var.”
Jin dramatik bir şekilde etrafına baktı.
“Aramızda bir hain var demek ki.”
Namjoon gözlerini devirdi. “Sus.”
Ama bu sefer kimse gülmedi.
—
Yol ikiye ayrıldı. Jin el salladı. “Ben kaçtım. Video çıkarsa haber verin izlerim.”
“Defol.” dedi Yoongi.
Hoseok da Jin’le birlikte ayrıldı. Geriye dört kişi kaldı.
Jimin, Yoongi, Jungkook… ve Taehyung.
Jungkook durdu. “Burdan sonra yalnız gidicem.”
Jimin hemen itiraz etti. “Saçmalama.”
“Ne olacak sanki.”
Yoongi Jungkook’a baktı. Bir süre sustu, sonra başını salladı.
“Tamam. Ama mesaj at.”
Jimin hoşnut değildi ama bir şey demedi. “Dikkat et.”
Jungkook kısa bir baş hareketi yaptı. Yürümeye başladı.
Birkaç adım sonra ayak sesi duyuldu.
Derin bir nefes aldı.
“Yine mi?”
Taehyung yanına geldi. “Evet.”
Jungkook durdu. Sinirle ona döndü. “Anlamıyor musun? Yalnız kalmak istiyorum.”
Taehyung bu sefer alay etmedi. “Yalnız değilsin ama.”
“Olmak istiyorum.”
“Geç kaldın.” Bu cümle sertti.
Jungkook’un bakışları karardı. “Ne demek o?”
Taehyung cebinden telefonunu çıkardı. Ekranı açtı.
“Video yüklenmiş.”
Bir anlık boşluk.
Jungkook’un kalbi sanki durdu.
“Göster.”
Taehyung ekranı uzattı. Kısa bir video. Titrek çekilmiş. Muhtemelen telefonla.
Okul tuvaleti. Kapı aralığından çekilmiş. İki kişi hızlıca bir kabine giriyor. Biri Jungkook. Diğeri net değil.
Ama görüntüde bir anlık bir detay var.
Bilek. Bilekte siyah bir ip bileklik.
Jungkook’un nefesi kesildi.
Taehyung videoyu durdurdu. “Gördün mü?”
Jungkook’un gözleri ekranda kilitli kaldı.
“Bu.."
Taehyung sakin ama sert konuştu. “Bu ben değilim.”
Jungkook hemen başını kaldırdı. "Ben öyle demedim.”
“Diyecektin.”
Jungkook’un kafası karışmıştı. “Ben o gün" duraksadı, “kimseyle değildim.”
Taehyung kaşlarını çattı. “Emin misin?”
“Evet!” Ses biraz fazla yükseldi.
Sokaktan geçen biri dönüp baktı.
Jungkook dişlerini sıktı. Sesini düşürdü. “Ben tek başımaydım.”
Taehyung birkaç saniye onu izledi. Sonra videoyu tekrar oynattı.
“Kapıyı biri tutuyor.”
Gerçekten de kabin kapısı kapanmadan önce dışarıdan biri kısa bir an destek oluyor. Üçüncü bir kişi.
Jungkook’un yüzü soldu.
“Ben fark etmedim.”
Taehyung telefonu kapattı. “Demek ki sadece izlemiyor.”
Jungkook yavaşça söyledi. “Planlıyor.”
İkisi de sustu.
Taehyung derin bir nefes aldı. “Bu işi çözmeden bitmeyecek.”
Jungkook başını kaldırdı. “Ben karışmak istemiyorum.”
“Artık içindesin.”
“Ben istemedim.”
“Ben de.”
Jungkook gözlerini kapattı bir an. Sonra açtı.
“Peki.”
Taehyung kaşını kaldırdı. “Peki?”
Jungkook net konuştu. “Bulucaz.”
Taehyung’un dudaklarının kenarı hafifçe kıvrıldı. “İşte bu.”
Jungkook hemen ekledi.
“Ama benimle dalga geçmeye devam edersen ilk seni döverim.”
Taehyung hiç düşünmeden cevap verdi. “Risk alırım.”
Jungkook gözlerini devirdi.
Ama bu sefer yürümeye devam ederken yalnız değildi. Ve ilk kez o kadar da kötü hissettirmedi.