İçeriğe geç

404 Error - TaeKook

Bölüm 1 · 7 dk okuma

404 Error - TaeKook

Bölüm 1

1

Jungkook her sabah aynı şeyle uyanırdı. Sessizlik.

Ne alarm sesi, ne konuşma, ne de mutfaktan gelen tabak çanak gürültüsü. Sadece evin kendi sesi vardı. Eski tahtaların hafif çıtırtısı, pencereden sızan rüzgarın ince uğultusu. Bir de Bam’ın nefesi.

Gözünü açtığında gördüğü ilk şey tavandaki yıldızlardı. 12 yaşındaki Jungkook çizip yapıştırmıştı tavana. Ha birde Bam. Bam Jungkook'un ayak kısmında uyuyordu her gün.

"En azından sen varsın."

Bam cevap vermedi. Ayağa kalkıp esnedi. Sonra çenesini Jungkook'un dizine yasladı. Bu, günün başladığını ilan etmenin yoluydu.

Jungkook yorgandan çıktığı an üşümüştü. Yatağından ayrılmak istemiyordu.

Odasının kapısını açtığında hiç bir şey değişmemişti. Kahvaltı hazırlayan bir anne yerine, kahvesini içen dedesini görürdü. Dedesi erkenden uyanırdı ama gözükmezdi etrafta. Sanki evde değilde duvarların arasında.

"Günaydın dede."

Dedesi başını hafifçe salladı. Bu bir cevap sayılırdı.

Jungkook dolaptan ekmek aldı, tost makinesine koydu. Bam mutfağın eşiğinde oturmuş onu izliyordu. Gözleri sadece Jungkook’taydı. Başka hiçbir şeyde değil.

Telefon titreşti. Jungkook bakmadan kimin olduğunu tahmin etmişti.

Annesi.

Anne:

Jungkook

nasılsın

Jungkook:

iyiyim

siz nasılsınız

Anne:

İyiyiz bizde oğlum

babanla konuştuk

Jungkook:

paraya mı ihtiyacınız var?

Anne:

Sanki sadece para için konuşuyoruz oğlum

niye öyle diyorsun

Jungkook:

akşam konuşuruz

Telefonu kapattı ve tezgaha koydu. Tost makinesinden çıkan ekmeği aldı, tabağa koydu. Hiç bir şey olmamış gibi.

Bam yanına geldi, bacağını dürttü.

"Sen varsın," dedi alçak sesle. "Yeter."

-

Okul her zamanki gibiydi. Kalabalık, gürültülü ve fazla canlı.

Koridordan geçerken omuzlar birbirine çarpıyor, sesler üst üste biniyordu. İnsanlar konuşuyor, gülüyor, bağırıyordu. Jungkook ise hepsinin arasından geçip gidiyordu. Ne yavaş, ne hızlı. Tam olması gerektiği kadar.

"JUNGKOOKIIEEEE!!"

Sınıfın önünde zıplayarak Jungkook'a doğru koşmaya başladı Jimin. Yoongi'de duvara yaslı şekilde Hoseok'la konuşuyordu.

Jimin arkadaşının yüzünden durgunluğunu anlamıştı bile.

"Yine mi?" diye sordu Jimin direkt.

Jungkook kaşlarını kaldırdı. "Ne yine mi?"

"Telefon."

Jungkook kısa bir süre durdu. "Evet."

"Çok sinir bozucu!" Hoseok gereğinden biraz fazla bağırınca koridorda yürüyenlerin bakışlarına maruz kalmışlardı.

Jungkook cevap vermedi.

"Bu arada," dedi Hoseok. "Sınıfa yeni biri gelecekmiş."

"Gördüm." dedi Yoongi. "Listede adı vardı."

"Ne listesi?" diye sordu Jungkook.

Jimin güldü. "Disiplin listesi. Daha gelmeden ceza yemiş adam."

Hoseok kısa bir kahkaha attı. "Ne kadar iyi bir başlangıç."

Zil çaldı.

-

Kapı açıldı. Öğretmen içeri girdi. Arkasından biri daha.

“Yeni öğrencimiz,” dedi öğretmen.

Çocuk içeri adım attı. Rahat. Fazla rahat.

“Adın?”

“Kim Taehyung.”

Sessizlik uzun sürmemişti. Fısıltılar başlamıştı bile.

Jungkook başını kaldırdı.

Göz göze geldiler.

Taehyung bakışını kaçırmadı. Aksine, birkaç saniye daha tuttu. Sonra hafifçe gülümsedi. Jungkook gözlerini çevirdi.

“Boş bir yere otur,” dedi öğretmen.

Taehyung yürüdü. Adımları yavaştı. Sanki acelesi yoktu.

Jungkook’un sırasının yanından geçerken bir an durdu. Çok kısa. Ama fark ediliyordu.

Sonra arka tarafa geçti. Namjoon ve Jin’in olduğu tarafa.

Jin bir şey söyledi, Taehyung güldü.

Ders başlamıştı ama Jungkook dikkatini toplayamıyordu.

-

Öğle arası, Jungkook’un en sevmediği zamandı.

Çok insan. Çok ses.

O yüzden genelde arka bahçeye geçerdi. Okulun arkasındaki küçük alan pek kullanılmazdı. Birkaç banka, eski bir basket potası ve her zaman yarı boş olan bir alan. Sessizlik tam değildi ama katlanılabilirdi.

Bugün de oraya gitti. Bam’ın tasması cebindeydi. Alışkanlık. Eli fark etmeden metale değdi.

Banklardan birine oturdu. Başını geriye yasladı. Gözlerini kapattı. Üç saniye sürdü.

Sonra bir top hızla gelip bankın yanına çarptı. Gözlerini açtı.

“Pardon!" Ses uzaktan geldi. Ama gelen kişi yakındı.

Jungkook başını çevirdi.

Taehyung.

Koşarak geliyordu. Ama aceleci gibi değil, daha çok eğleniyormuş gibi.

Topu aldı, sonra Jungkook’a baktı.

“İsabet ettiremedim." dedi.

Jungkook kaşını kaldırdı. “Kafama mı atacaktın?”

“Belki.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Taehyung bankın diğer ucuna oturdu. Davet beklemedi.

Jungkook bir şey demedi.

“Kaçıyorsun.” dedi Taehyung aniden.

Jungkook ona baktı. “Neden kaçayım?”

“Çünkü herkes içeride.”

“Bu bir sebep değil.”

“Benim için yeterli." dedi Taehyung.

Jungkook gözlerini devirdi. Ayağa kalkacakken—

Top tekrar geldi. Bu sefer daha hızlı.

Direkt Jungkook’un omzuna çarptı.

“Cidden mi?” dedi Jungkook, sinirli.

“Bu sefer ben değildim,” dedi Taehyung, gülmemeye çalışarak.

Uzakta birkaç öğrenci bağırıyordu. “At lan geri!”

Jungkook topu aldı. Bir an durdu. Sonra sertçe geri attı.

Top, beklenenden daha sert gitti. Direkt potaya çarptı ve sekip birinin kafasına indi.

“LAN!”

Sessizlik. Sonra kaos.

“Kim attı bunu?!”

Jungkook dondu.

Taehyung yavaşça ona döndü. Sonra güldü.

“İyi atış,” dedi.

“Komik değil,” dedi Jungkook.

“Biraz komik.”

Az önce kafasına top gelen çocuk hızlı adımlarla onlara doğru geliyordu. Yanında iki kişi daha vardı.

“Sen mi attın?” dedi sertçe.

Jungkook cevap vermeden önce Taehyung konuştu.

“Ben attım.”

Jungkook ona döndü. “Ne”

“Yanlışlıkla,” dedi Taehyung.

“Yanlışlıkla mı?” dedi çocuk. “Dalga mı geçiyorsun?”

“Biraz,” dedi Taehyung.

Çocuk Taehyung’u itti. “Akıllı ol.”

Taehyung geri çekilmedi. “Zaten öyleyim.”

İkinci itiş daha sertti.

Jungkook araya girdi. “Kesin şunu.”

“Karışma,” dedi çocuk.

“Karıştım bile.” dedi Jungkook.

Bir anlık gerginlik.

Sonra biri, “Hoca geliyor!” diye bağırdı.

Herkes dağıldı. Ama çok geçti. Gözetmen öğretmen gelmişti bile.

“Ne oluyor burada?”

Kimse cevap vermedi. Öğretmenin bakışları Jungkook ve Taehyung’da durdu.

“İkiniz. Müdür yardımcısına.”

-

Koridorda yürürlerken gergin bir sessizlik vardı.

“Ben atmıştım." dedi Jungkook sonunda.

“Biliyorum.” dedi Taehyung.

“Niye üstlendin?”

Taehyung omuz silkti. “İstedim.”

“Saçma.”

“Evet,” dedi Taehyung. “Ama işe yaradı.”

Jungkook ona baktı ve gözlerini devirdi. “Yaramadı. İkimiz de gidiyoruz.”

Taehyung hafifçe gülümsedi.

"En azından yalnız değilsin. O tarafından bak."

Koridorun sonundaki kapı yarı açıktı. İçeriden gelen ışık, zemine keskin bir çizgi gibi düşüyordu. Jungkook o çizgiyi bir saniye izledi, sonra kapıyı itti.

"Girin."

Müdür yardımcısı masasının arkasında oturuyordu. Dosyalar, kalemler, düzensiz bir düzen. Gözlüğünü hafifçe yukarı itti, ikisine baktı.

“Anlatın.”

Jungkook konuşacaktı, ama Taehyung ondan önce davrandı.

“Top olayı,” dedi. “Ben attım.”

Jungkook hemen döndü. “Ben-”

“Yanlışlıkla.” diye devam etti Taehyung. Sesi sakindi, sanki umurunda değildi.

Müdür yardımcısı bakışlarını Jungkook’a çevirdi. “Sen?”

Jungkook bir an durdu. “Bir şey olmadı” dedi kısa.

“Bir öğrencinin kafasına top isabet etmiş,” dedi adam. “Bu bir şey." kısaca.

Jungkook cevap vermedi.

Taehyung masanın önüne biraz daha yaklaştı. “Önemli bir şey değildi.”

"Onu ben belirlerim." dedi müdür yardımcısı.

Dosyalardan birini açtı, bir şeyler yazdı. Kalemin sesi odada gereğinden fazla duyuluyordu.

“İkiniz de bugün ders çıkışı kalıyorsunuz. Spor salonu düzenlenecek.”

Jungkook’un kaşları hafifçe çatıldı. “Ne kadar?”

“Ben söyleyene kadar.”

Taehyung başını salladı. “Tamam.”

Jungkook hiçbir şey demedi.

“Çıkabilirsiniz.”

-

Kapıdan çıktıklarında koridor sakindi. Dersler başlamıştı.

Jungkook durdu. "Ben atmıştım."

Taehyung yürümeye devam etti. "Biliyorum."

"Niye-"

"Öyle istedim." dedi yine.

Jungkook sinirlendi. “Bu bir cevap değil.”

Taehyung bu sefer durdu. Ona döndü. “Her şeyin mantıklı bir cevabı olmak zorunda değil.”

“Benim için olmalı.”

“Zor.” dedi Taehyung.

Jungkook ona baktı. Birkaç saniye. Sonra başını çevirdi. “Saçma.”

“Evet.” dedi Taehyung.

-

Dersler, Jungkook için her zamankinden daha uzun sürdü. Dikkatini toparlamakta zorlandı. Kalemi elinde döndürdü, defterine bir şeyler karaladı, sildi. Zil çaldığında ilk çıkanlardan biri oldu.

Spor salonu okulun en gürültülü yerlerinden biriydi. Ama boşken farklıydı. Sesler yankılanıyordu.

Kapıyı açtığında içeride sadece bir görevli vardı. Bir de Taehyung.

“Hoş geldin.” dedi Taehyung, sanki burası bir davetmiş gibi.

Jungkook cevap vermedi. İçeri girip kenarda durdu.

Görevli elindeki listeye baktı. “Topları toplayacaksınız, minderleri düzelteceksiniz, depo tarafını da temizleyeceksiniz. Bitmeden çıkmak yok.”

Jungkook başını salladı. İş belliydi.

Taehyung ilk topu aldı, havaya attı, yakaladı. Sonra Jungkook’a baktı. “Yarışalım mı?”

“Hayır.”

“Hızından korkuyorum demiyorda.” dedi Taehyung ve yürümeye başladı.

Jungkook istemeden onu izledi. Taehyung işi ciddiye almıyor gibi görünüyordu ama aslında hızlıydı. Kısa sürede birkaç topu topladı, sepete attı.

Jungkook da çalışmaya başladı. Sessiz, düzenli. Topları tek tek alıp yerleştirdi. Minderleri hizaladı.

Bir süre sonra sadece ayak sesleri ve topların sesi kaldı.

“Sen hep böyle misin?” dedi Taehyung.

Jungkook cevap vermedi.

“Yani… konuşmamayı tercih eden tiplerden.”

“Tercih değil.” dedi Jungkook kısa.

“Ne?”

“Gerek yok.”

Taehyung başını eğdi. “Bence var.”

“Senin için olabilir.”

“Senin için de olabilir.”

Jungkook durdu. Elindeki topu sepete bıraktı. “Hayır.”

Kısa bir sessizlik oldu.

Taehyung omuz silkti. “Peki.”

Ama sustuğu anlamına gelmiyordu.

Biraz sonra depo tarafına geçtiler. Orası daha da dağınıktı. Eski toplar, kırık ekipmanlar, toz.

Jungkook rafları düzenlemeye başladı. Taehyung ise bir köşede duran eski basket topunu aldı.

“Bu iyiymiş." dedi.

Jungkook bakmadı. “Eski.”

“Bazı eski şeyler daha iyidir.”

Jungkook bu sefer baktı. “Her zaman değil.”

Taehyung topu yere vurdu. Ses yankılandı. “Sen çok emin konuşuyorsun.”

“Çünkü eminim.”

“Ben değilim.” dedi Taehyung. “Daha eğlenceli.”

Jungkook iç çekti. “Eğlenceli değil.”

Taehyung hafifçe gülümsedi. “Henüz değil.”

-

Yaklaşık bir saat sonra iş bitmişti. Salon daha düzenliydi.

Görevli gelip kontrol etti. “Tamam." dedi. “Gidebilirsiniz.”

Jungkook hiç oyalanmadan kapıya yöneldi.

“Hey.” dedi Taehyung arkasından.

Jungkook durmadı.

“Yarın yine ceza alırsan,” diye devam etti Taehyung, “haber ver. Beraber geliriz.”

Jungkook bu sefer durdu. Ama dönmedi.

“Almam." dedi.

“Alırsın.”

“Almam.”

“İddia?”

Jungkook arkasına baktı. Taehyung hâlâ gülüyordu.

“Umrumda değil." dedi Jungkook.

“Olacak." dedi Taehyung.

Jungkook bir şey demedi. Kapıyı açtı, çıktı.

-

Hava serinlemişti. Akşam yaklaşıyordu. Jungkook cebinden tasmayı çıkardı. Metal sesi kısa bir an yankılandı. Eve doğru yürürken kafası sakindi.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.