Hah, geldi yine tipini sevdiğim! Tanjiro o meşhur "iyilik meleği" bakışıyla yaklaşıyor. "Sanemi-san, o minik yaratıklarla ne yapıyorsun? Onlar da canlı!" demez mi? Uyyy, senin o canlı diyen ağzına hamsi kuyruğu sokasım var! Ben burada aşk savaşı veriyorum, herif gelmiş doğa belgeseli çekiyor."Bak Tanjiro efendi," dedim 40 minyonumdan en yakınıyla onun burnuna doğru zıplayarak. "Sen git o kardeşine kutu yap, sırtında taşı. Benimle Sanemi’nin arasına girme, yoksa seni mısır ununa bular tavada kızartırım!"Sanemi ise iyice delirdi. "Tanjiro, çekil şuradan! Bu iblis değil, bu başka bir musibet! Hem bana 'yarim' diyor hem de hala susmuyor!"
Sanemi rüzgarı öyle bir savurdu ki, bizim 40 santimlik minyonların yarısı ağaçlara yapıştı. Ama pes etmek yoktu; "Hamsi Parmak" bir kere kafaya koymuştu, o beyaz saçlı asabi dev onun olacaktı. Tam o sırada ana karakterimiz, Sanemi’nin bir anlık boşluğunu yakaladı.
Baktım Sanemi, Tanjiro'ya bağırmak için arkasını döndü, "Fırsat bu fırsat!" dedim. 40 tane minyonumun hepsi aynı anda zıplayıp Sanemi’nin sırtına, omuzlarına, kafasına yapıştık.
"Uyyy, ne kadar sert kasların var senin, sanki yayla taşı!" diye bağırdım kulağının dibinde. Sanemi, sırtında 40 tane minik kızla dönüp durmaya başladı. "İn lan aşağı! İnin diyorum!" diye bağırıyor, ama nafile. Elimi saçlarına doladım, "Valla inmem! Ya beni eve götürürsün ya da bütün gece kulağına horon havası söylerim!"Tam o sırada uzaktan bir ses daha duyuldu. Bu seferki ses çok daha ağır, çok daha güçlüydü. Yer titremeye başladı.
"Neler oluyor burada?"

