İçeriğe geç

40 santimlik bela

Bölüm 3 · 1 dk okuma

40 santimlik bela

Bölüm 3

Şatoda minyon istilası

Mizan hala karşımda ben nerde hata yaptım der gibi bakerken , ben 40 tane minyonumla şatonun merdivenlerinden aşağı kaymaya başladım bile. Uyy bu basamaklar ne kadarda dik diye bağırıyorum her bir agızdan nakime o garip ud unu her tingirtadiginda oda değişiyor, bende lunaparktaki çarpışan arabalar gibi bir o duvara bir bu duvara tosluyorum.

Doma denen o sarı kafa, sırıtarak üstüme eğildi. "Sizden bir tanesini eve götürüp besleyebilir miyim? Çok komik duruyorsunuz," dedi. Bak bak, laflara bak!"Cebine girerim ama o cebinden cüzdanını değil, haysiyetini çalarım senin sarı çiyan!" diye çemkirdim 40 minyonun senkronize sesiyle. O sırada Akaza, "Efendim, bu... şey... çok gürültü yapıyor. Öldürebilir miyim?" diye sordu. Muzan ise sadece elini salladı, "Götürün şunu gözümün önünden, gitsin Hasira mı yiyor ne yiyorsa yesin!"

Sonsuz Kale’de o gece büyük bir dram yaşandı. Hamsi Parmak, minyon haliyle şatonun havalandırma boşluklarına girip Akaza’nın kaşlarını gizlice boyadı, Kokushibo’nun altı gözüne de ayrı ayrı "Uyy" diye fısıldadı. En sonunda Nakime dayanamayıp bir kapı açtı ve bizim minik belayı şatonun dışına, ormanın derinliklerine doğru fırlattı.

Havada uçarken "Beni attınız ama yerçekimine haber verdiniz mi?" diye bağırıyordum. Taklalar atarak yere çakıldım. Silkelenip ayağa kalktığımda (hala o gıcık 40 santimlik halimdeyim) karşımda beyaz saçlı, her yeri yara bere içinde, sinirden gözü dönmüş birini gördüm.Kalbim küt küt atmaya başladı. Bu o! Benim Sanemi! Ama bir sorun vardı; kılıcını çekmiş, "Bu ne biçim bir iblis, fındık faresi mi bu?" diyerek üzerime doğru geliyordu.Sanemi kılıcını havaya kaldırdı. "Öl küçük haşere!"

Tam boynuma inecekken bağırdım: "Uyyy dur da! Öldürmeden önce bir sor, nişanlım mısın nesin!" Sanemi’nin kılıcı tam burnumun ucunda durdu. Gözleri şaşkınlıktan yuvalarından fırlayacaktı.

Bölüm sonu

4 yorum