İçeriğe geç

40 santimlik bela

Bölüm 15 · 1 dk okuma

40 santimlik bela

Bölüm 15

Altı Gözün Var

Kokushibo denen o altı gözlü abi, tahtında sanki dünyaya vergi dairesi müdürü olarak atanmış gibi asık suratla oturuyor. Ben ise yerdeki o pembe jöleden kurtulmaya çalışıyorum. Uyyy Sanemi, bu adamın bakışları bana hiç güven vermedi Sanırsın mahalle kahvesinde okeyde yancı bekliyor, dedim.

Kokushibo, kılıcını yavaşça kınından çıkardı. Gözlerinin her biri farklı bir yöne bakıyor, sanki aynı anda hem Sanemi’yi, hem bizim kızı, hem de şatonun rutubetli tavanını inceliyordu. Bir Haşira ve... bir hata, diye mırıldandı sesi mezar taşı gibi soğuktu.

Hata mı? Sensin hata be altı gözlü  diye bağırdım 1.48’lik boyumla parmak sallayarak. "Bak hele, altı tane gözün var, hala önünü göremiyon mu? İnsan bir 'hoş geldin' der, çay koyar. Trabzon’da misafire böyle  davranılmaz da?Sanemi yerdeki jöleden güç bela ayağa kalktı, üstü başı vıcık vıcık pembe olmuştu. Sus artık 'Hamsi Parmak' diye kükredi. "Karşındaki Birinci Üst Ay! Senin dırdırınla ölecek biri değil bu

E iyi ya, dedim hemen pıt pıt diye 40 parçaya bölünüp minyon moduma geçerek. O zaman 40’ımız birden gözlerine üfleyelim de şaşı kalsın! Tam o sırada Kokushibo kılıcını havada bir kavisle salladı. Hilal şeklinde mor ışıklar her taraftan üzerimize gelmeye başladı. Uyyy! Ay tutulması başladı, kaçın kızlar! diye bağırdım. Minyonlarımın yarısı Sanemi’nin omuzlarına, yarısı da Kokushibo’nun pelerinine zıpladı.Kokushibo şaşkınlıkla kendi pelerinine baktı. Üzerinde 20 tane minik, sinirli tip Bu kumaş çok kalitesiz, hamsi ağı mı bu? diyerek çekiştiriyordu.

Sanemi ise fırsat bu fırsat deyip havaya sıçradı. Rüzgar Nefesi

Bölüm sonu

1 yorum