Gök yüzü bir anda kapandı, sanırsın yaylada sis çöktü de göz gözü görmüyor. Yukarıdan o kireç gibi beyaz el uzanınca benim 40 minyonun da tüyleri diken diken oldu. Muzan'ın sesi her yerden geliyor, sanki şatodaki hoparlörleri ormanın içine döşemiş Yeter bu kadar maskaralık, diyor adam. Bir Haşira’nın bacağına yapışmış 40 tane hamsiyle uğraşacak vaktim yok. Bak hele! dedim Sanemi’nin cebinden kafamı çıkartıp. "Sana mı sorduk vaktini Muzan Efendi? Sen git o güneş kremini sür de dışarı öyle çık, tipin zaten yoğurt kovasına benziyor! Muzan'ın damarı attı. O devasa el, sanki bir sineği ezecekmiş gibi aşağı doğru hızla inmeye başladı. Sanemi, üzerinde 40 tane minyon olmasına rağmen öyle bir manevra yaptı ki, rüzgarıyla Muzan’ın parmaklarının arasından sıyrıldı. Bana bak küçük musibet, dedi Sanemi dişlerinin arasından. Eğer bir daha o adama laf atarsan, seni bizzat ben onun eline teslim ederim! Uyyy, hemen de kıskandın, dedim kıkırdayarak. Korkma rüzgar gülü, gönlüm sende ama canım tatlı! Tam o sırada Muzan'ın eli yeri bir yumrukladı, ortalık toz duman! Toz kalktığında bir de ne görelim? Oltacı iblis gitmiş, Doma kaçmış, ama yerin tam ortasında kapkaranlık bir boşluk açılmış. İçinden garip, mor ışıklar sızıyor. Tanjiro yanımıza koştu. Sanemi-san! Bu delik... Muzan'ın son kozu olabilir, İçinden çok kötü bir koku geliyor. Koku değil o kütük kafa, o basbayağı rutubet! dedim 40 minyonumla deliğin etrafında çember kurarak. Bizim oralarda böyle delik görsen içine Mısır gururu koyup görsen tıkarsın, bunlar içine bizi çekecek! Ve tam o anda, yer çekimi bir kez daha bize şaka yaptı.
Bölüm 13
Uyy Muzan, Yine mi Sen
