(...)
Ayona cevap vermek istemedi, hala şoktaydı. Midesi bulanıyordu. Gözlerinden yaşlar akmaya başladı, tek kelime edemedi. Şokun etkisiyle yere çöktü.
Yugari yere çöküp Ayona'nın ellerini tuttu.
"Shh.."
Yugari bakışlarını Ayona'dan ayırıp Siguna'ya çevirdi ve konuştu:
"Shh, sessiz ol Siguna. Sırada ki kurban olmak istemiyorsan susmalısın. Kimse sana acımayacak."
Siguna şokun etkisiyle kekeliyordu, dudakları titriyordu ve gözlerinden yaşlar akıyordu.
"Y-yugari.. Z-zamura öldü mü.. Şaka dimi.. y-yalan söylüyorsunuz.."
Ayona gözü yaşlı şekilde Siguna'ya baktı, konuşmakta zorlanıyordu ama kendini zorladı.
"K-keşke.. keşke şaka olsa.. bunun b-bir oyun olduğunu söyle Yugari.."
Yugari her zaman ki soğuk adam rolünü oynamak istedi ama olanlar karşısında gözlerinin dolmasını engelleyemedi.
"Evet bu bir oyun ama biz oynamıyoruz, birileri bize oyun oynuyor."
Yugari göz yaşlarını tutamadı ama burada kalırlarsa hepsi ölecekti.
"Hadi, gidelim."
Ayona titrek sesle konuştu:
"Bu halde nasıl gideriz.."
Yugari:
"Bir şeyler biliyorum.. lütfen.. lütfen beni dinleyin.."
Ayona ve Siguna isteksizce onayladılar. Yugari kapıyı kapatmadan son kez Zamura'ya baktı ve gittiler.
Odaya vardıklarında Miga hala yatağında yatıyordu.
Yugari:
"Miga'yı uyandırın."
Siguna, Miga'yı dürttü.
"Hey, Miga. Uyan, hadi! U-uyanmalısın!"
Kısa uğraşlardan sonra Miga nihayet derin uykusundan uyandı. Saçı başı dağılmış yorgun gözlerle etrafa bakıyordu:
"Hepiniz neden buradasınız? Uyurken yanlış bir şey mi söyledim?"
Herkes sessiz kaldı. Yugari ise garip ve soğuk bir şekilde Miga'ya baktı.
Miga:
"Dalga mı geçiyorsunuz?"
Yugari:
"Kalk. Bir şeyler konuşacağız."
Miga kalktı ve hepsi odada ki bir yatağa toplandılar, odada garip bir rüzgar ve yüzlerine çarpan ay ışığı vardı.
Yugari:
"Zamura öldü."
Odada büyük bir sessizlik oluştu.
Ayona:
"Y-yavaş yavaş anlat.."
Yugari hâlâ soğuk adam rolünü oynamaya çalışıyordu ama gözleri onu ele veriyordu.
"B-başka ne diyebilirim? Daha iyi anlatmak istersen sen anlat, benim diyeceklerim bu."
Ayona, Yugari'ye kısa bir bakış atıp titrek ve ağlamaklı bir sesle konuşmaya başlar.:
"B-bakın.. Büyük bir gürültüyle uyandım, sanki bir şey yere düşmüş gibi. Ama bu hafif bir şey değildi. Kalktım ve sesin geldiği tarafa doğru gittim. Gördüğüm şey ise...
Ayona devam etmekte zorluk çekti, gözünden akan bir kaç yaşdan sonra konuşmaya devam etti.
"G-gördüğüm şey ise Zamura'nın cansız bedeni oldu... Elinde ise bir not vardı.. o kağıdı elime almak ve notu okumak istedim fakat Yugari-..."
Yugari, Ayona'nın anlatmakta zorluk çektiğini fark edince onun yerine devam etti.:
"Ona izin vermedim. Ve kağıdı alırsa, bir sonra ki kurbanın Ayona olabileceğini söyledim."
Siguna gözünde yaşlarla ekledi:
"Ve.. ve sonra ben geldim.. bu kadar.. bunu kim yaptı bilmiyoruz.."
Miga adeta dehşete düştü. Dudakları ve vücudu titriyordu, gözünden yaşlar akmaya başladı. Çok korkuyordu ve duyduklarına inanamıyordu.
"B-bu nasıl olur.. Zamura.. nasıl..."
Miga korkak ve şüpheci gözlerle Yugari'yi işaret etti.
"S-sen.. sen katil misin.."
Yugari dişini sıktı.:
"Sen hep böyle aptal mı kalacaksın?"
Miga:
"A-ama sen oradaydın.."
Ayona gözyaşlarını silip kararlı şekilde konuştu.:
"Hepimiz oradaydık. B-birbirimizi suçlayarak bir yere varamayız. Hepimiz Zamura'nın yakın arkadaşıyız, ona asla bunu yapmayız.
Siguna titrerken konuştu.:
"Hangi piç bunu bizim arkadaşımıza yaptı.."
Yugari:
"Henüz bunu bilemeyiz."
Dört arkadaş kısa bir sessizliğe büründü ve birden kütüphaneden bir çığlık sesi geldi.