O gece istasyonun kapıları arkalarından kilitlenirken, ikisi de soğuk rüzgara karşı yürüdü. Deniz, otuz iki gün sonra bineceği uçağı düşünerek adımlarını hızlandırmak istedi ama kalbi arkada, o kahve masasında kalmıştı. Umut ise cebinde Deniz’in alelacele bir peçete kenarına yazdığı telefon numarasına dokunarak yürüdü. Numarayı hemen arayabilirdi ama aşkın ilk kuralı, o büyülü sessizliğe biraz saygı göstermekti.
Geriye kalan: 31 Gün.
Ertesi gün Deniz, hayatının en verimsiz gününü geçirdi. Önündeki akademik makalelere odaklanmaya çalışıyor, ancak her satırda Umut’un "İnsan kendi sonunu okumaktan korkar" diyen sesini duyuyordu. Telefonuna bakıp durdu. Aramamıştı. Belki de gitmekte olan bir kadının peşinden koşmayacak kadar gerçekçiydi. "Böylesi daha iyi," diye fısıldadı Deniz kendi kendine, "Zaten yanlış zamandı."
Ancak hayat, kendi senaryosunu yazmayı severdi.