İçeriğe geç

24 Saat

Bölüm 3 · 2 dk okuma

24 Saat

Bölüm 3

2.Bölüm

Ağlamaktan yorulduğumda buğulu çıkan sesimle;

‘’Kalk sütlaç yiyelim, kalkmazsan hepsini ben yerim sana kalmaz.’’ Dedim cevap vereceğini umarak.

Annemin kokusu yavaş yavaş kayboluyordu, etrafa yayılan pis kokuyla yüzümü ekşittim.

Yüzümü ekşittiğimi gördüğünü düşünerek hemen o ifadeyi yüzümden silip;

‘’Senden gelmiyor o koku, dışarıdan geliyor.’’ Dedim yine duyacağını ümit ederek.

Gözlerimi kapanmak için direnirken dış kapının çaldığını duydum. Hızla ayağa kalkıp tekrar annemi dürttüm.

‘’Anne kalk artık!’’ dedim sesim olduğundan fazla yüksek çıkmıştı.

‘’Biri geldi, korkuyorum.’’ Bu seferde sesim olduğundan kısık çıkmıştı.

Kapının tekrar çalmasıyla bir ses daha yükseldi.

(12.00)

‘’Açın, polis.’’

Dudaklarımın kenarları ister istemez kıvrılırken ‘’Polis…’’ diye tekrar ettim.

Koşarak kapıyı açtığımda polisin bakışları başta içeriyi ardından beni taradı.

‘’Annen nerde küçük?’’ dedi otoriter ses tonuyla.

Parmağımla içeriyi göstererek, ‘’İçeride uyuyor ama…’’ sözümü kesen içeriye attığı adım oldu.

Yanıma gelen bir başka polisi ancak elleriyle omuzlarımı tutmasıyla anlamıştım.

‘’Sağlık ekibini içeriye alın.’’ Diye bağıran polisin yanına koştum.

‘’Annem çok yoruldu bu yüzden kalkmıyor, siz seslenirseniz kalkar.’’ Dedim kendimden emin bir şekilde. Gözleri bir süre gözlerimde durdu, bana neden öyle bakıyordu.

‘’Acıyarak.’’

Ardından arkamda duran polise baktı. Gözleriyle ne dedi bilmiyorum ama yanıma gelen polis beni dışarı çıkarmaya çalıştı.

‘’Gitmeyeceğim.’’ Kolları arasından kurtulmak için verdiğim çırpınışlar nafile kalıyordu. Beni tam odadan çıkarakken içeriye giren ambulans ekibinden biri siyah poşetle anneme yaklaştı.

‘’Siyah poşet.’’ Diye mırıldandım. Ölen kişileri koydukları bir poşetti bu, haberlerde görüyordum.

‘’Anne!’’ diye bağırdım. Omuzlarımı tutan polisi umursamadan koltuğa doğru koştum.

‘’Ölmedi, yaşıyor sadece çok yorgun.’’ Sesimdeki çaresizlik miydi ikna etme çabası mıydı bilmiyordum.

Polis hızla yanıma gelip beni koltuğun başından kaldırdı ve ‘’Çocuğu alın!’’ diye emretti.

Gözlerim anneme mıhlanmıştı, bağırmıyordum ama ağlıyordum.

Yavaş yavaş odadan çıkardılar ardından evden. Evden çıktıktan sonra melek figürlü süs havuzunun önünde duran polis ve ambulans arabasına baktım. Saniyeler sonra onlar çıktı; başta ambulans ekibi ardından o polis memuru.

Annem çıkmadı.

Yanıma yaklaşan polis bu sefer bana daha çok acıyarak bakıyordu.

‘’Annem nerede?’’ dedim bakışlarını umursamayarak.

‘’Orada. ‘’ dedi siyah poşeti işaret ederek.

Annem oradaydı, siyah poşetin içinde. Kulağımda yankılanan ‘’Orada.’’ Sesi susmuyordu.

Yağmur damlaları gözyaşlarıma karıştı. Gözlerimi gökyüzüne çevirdim, ‘’Sende.’’ Dedim çatallı çıkan sesimle.

‘’Sende bana acıyorsun.’’

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.