Şubem B'ydi. Önce okulun konumu sonra da sınıfın konumu, hadi ama... Hem tuvaletin karşısında hem de Figen Hoca'nın odasının çaprazında bir yere vermişler bizim sınıfı. Öğretmen masası duvar tarafı ikinci sıra hayalimdi... Kahretsin ki orası da alınmıştı. Üç derece gözlüğü olan kısacık biri olarak asla daha arkalara geçmeyi göze alamadım ve en öne oturdum. Yanıma çok güzel, sürekli sosyal medyada karşıma çıkan ve arkaya şarkı koyup o şarkıyı söyleyen kızlardan birisi oturdu. Böyle birinin yanıma oturmasını bırakın böyle birini görmeyi bile beklemiyordum. Bir arkamda kim var bakmaya bile çekinmiştim. Birkaç ders sonra ders kitaplarını almak için çağırdılar. İşe yaramaz erkekler imza atmakla meşgul olduğu için sağ tarafı yani kızları aldılar. Of, şimdi biz bu kitapları nasıl taşıyacağız? Bu ses yanımda oturan henüz adını öğrenemediğim kızdan gelmişti. Biraz olsun konu açılsın diye... Evet, umarım ince bir şeyler verirler de az önce yaptığımız biz taşırız şovları boşa çıkmaz, diyerek tebessüm ettim. Fazlasıyla ak sakallı tabirine uyan ve az önce bedenci olduğunu öğrendiğim o hoca bize kitapları vermeye başladı. Ve şaşırmadım ki o bahtsızlık yine benim başıma geldi. En kalın kitap... Hepsi 300 küsur sayfadan oluşan 30 kitap ve üstüne üstlük iki paket hâlinde oldukları için üstteki sürekli kayıyordu. Bizim sınıf en uzak köşede olduğu için oraya kadar nasıl taşıyacağımı düşünüyordum. Hayır, bunun kat be kat ağırını normal bir ağırlık olarak getirseler kaldırabilirdim ama bu kadar hareket eden bir şeyi asla taşıyamıyordum. Yukarı kata çıktığımda yine onu gördüm. Bu sefer hoca olduğuna karar verdiğim o adam ondan tahminimce nerdeyse yirmi yaş kadar büyük biriyle konuşuyordu. Odağım iyice dağılınca kitapları kaldırmak fazlasıyla zor olmaya başladı hatta artık bu ağrı katlanılmaz olmuştu ki kitaplar yere yığılmıştı. Etrafta onlardan başka kimsenin olmaması çok mutlu etmişti ama ismini bilmediğim o adama rezil olma hissi sebepsizce kötü hissettirmişti. Çok şükür ki hemen gelip yardım ettiler. Yanındaki yaşlı kurt gelmedi sahi yadırgamadım o gelene kadar tek tek kitapları taşısam daha çabuk varırdım sanırım. O ismini bilmediğim adam gelip: "Hangi sınıftasın canım?" dedi derken de bir yandan adeta bana işkence eden kitapları benden aldı. "9/B hocam." demekle yetindim. Hafifçe gülümsediğini görünce aklımda bir sürü acaba oluştu. "Erkeklerin eli armut mu topluyordu yani siz kötü hissedin diye söylemiyorum ama bu kitabı da küçücük bir kız çocuğu nasıl iki kat çıkarsın." diyerek ufak bir sitemde bulundu. "Hocam, imza atılıyordu erkekler daha çok duvar tarafı olduğu için uzun sürdü onlarınki de mecburen biz gittik." derken bir yandan da elimdeki üç beş edebiyat kitabıyla sınıfa ilerledik, turuncu polo yaka okul gezisindeyken gördüğüm polo yakaydı. Çok emindim. Sınıfa gelip öğretmen masasına bıraktı kitapları. Bedenci bırakıp tekrar gelin dediği için sınıftan onunla birlikte çıktık. "Hocam, teşekkür ederim bu arada. Siz olmasaydınız sanırım sınıfa varamazdım." diyerek bir yandan da iletişimi sürdürmeye çalışıyordum. "Ne demek canım, bizden kaynaklanan bir öküzlüğü yine bizden kaynaklanan bir nezaketle çözdüm sadece. Hadi, derste görüşürüz, iyi derserler küçük hanım." dediğini duyunca yaşadığım şoku ve içimdeki sebepsiz sevinci ona belli etmemek için sadece "Görüşürüz!" demekle yetindim ve aşağıya inip kalanların aynısını yaşamaması için yardımcı oldum.
Bölüm 4
4. Bölüm
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.