Atlas kafedekilerin acıyan ve inanmayan bakışlarına daha fazla katlanamayacağını anladı. Telefonunu cebine tıkıştırıp masadan hızla kalktı. "Çok geç oldu, kafam yerinde değil zaten. Eve gidip uyumam lazım," diyerek arkadaşlarının itirazlarına fırsat vermeden kafeden ayrıldı.
Arabasına bindiğinde zihni darmadağındı. Eğer gördükleri bir rüya değilse, ortada çok büyük bir felaket vardı ve bunu kanıtlamanın tek yolu o 13. kata geri dönmekti.
Apartmana varıp asansöre adım attığında kalbi adeta boğazında atıyordu. Zemin kat tuşuna basıp bekledi. Asansör yukarı tırmanırken yine o tanıdık, tiz metalik gıcırtı duyuldu ve göstergede kırmızı 13 rakamı belirdi. Kat hâlâ oradaydı.
Atlas yavaş adımlarla loş koridora çıktı. Bu sefer amacı kaçmak değil, hayatını kurtaracak bir kanıt bulmaktı. Sosyal medyada arattığı ama detaylarından emin olamadığı o adama ait kapının önüne geldi. Kapıyı hafifçe itti ve içeri girdi.
Burası da kendi odası gibi çerçevelerle doluydu. Atlas hemen duvarlardaki fotoğraflarla telefonunda açık kalan profili karşılaştırdı. Yüz çizgileri, gülüşü, hatta çenesindeki o küçük iz... Birebir aynı kişiydi. 13. kat yalan söylemiyordu.
Cebinden telefonunu çıkarıp kamerayı açtı. "Tüm bunları fotoğraflamam lazım," diye düşündü. Bu anı belgelemeli, fotoğrafların gerçekliğini kanıtlamalıydı. Kendi adının yazılı olduğu odaya doğru hızla geçti ve duvardaki son çerçeveye yöneldi. Telefonun lensini yarının tarihini gösteren o kaza fotoğrafına doğrulttu.
Fakat ekrandan fotoğrafa yakından baktığı an, gördüğü şeyle dehşete düştü.
Otoban kenarında bariyerlere saplanmış olan o hurda siyah arabanın içinde yalnız değildi. Yan koltukta, kanlar içinde hareketsiz yatan ikinci bir beden daha vardı. Atlas ekrana iyice yaklaştı.
Bu kişi, az önce odasındaki fotoğraflara baktığı adamdı.
İkisi aynı arabanın içinde, aynı saatte ve aynı dakikada can vermişlerdi
Oysa Atlas bu adamı hayatında hiç görmemişti. Hiç tanımadığı bir adamla yarın gece aynı arabada nasıl kaza yapabilirdi? Üstelik o saatte tek başına olacağını düşünürken, kaderleri nasıl böyle kesişebilirdi?
Atlas’ın elleri titremeye başladı, telefon avucundan kayıp yere düştü. Zaman hızla akıyordu ve ne yapacağı hakkında en ufak bir fikri yoktu.
Şimdi ne yapacaktı? Bu hiç tanımadığı adamı bulup uyarmalı mıydı, yoksa kaderin onları bir araya getirmesini engellemek için şehirden tamamen kaçmalı mıydı?