İçeriğe geç

100Yedi (YY)

Bölüm 21 · 2 dk okuma

100Yedi (YY)

Bölüm 21

Son Üç Saniye

BÖLÜM 21: Son Üç Saniye

​00:03...

​Zaman durdu. Balo salonunun neşeli müziği aşağıdan loş bir uğultu gibi gelirken, locanın içindeki hava barut, kan ve saf dehşetle ağırlaşmıştı. Ateş’in parmakları arasındaki o lanetli kumandanın kırmızı ışığı, kızların yüzlerine uğursuz bir gölge gibi vuruyordu.

​00:02...

​"Ateş!" diye çığlık attı Sıla, sevgilisinin eline yapışarak. "Bırak şunu, kaçalım!"

​Ecem, sol omzundan vurulan ve bilinci hızla kapanan Emir’in başını dizlerine koymuş, hıçkırıklarla ağlıyordu. "Emir, aç gözünü! Gitme, ne olur bırakma beni!"

​Emir, acıyla kasılan yüzüne rağmen son bir gayretle Ateş’e baktı. İki kardeşin gözleri o salisede bir kez daha birleşti. Emir’in dudaklarından dökülen son kelimeler, "Kızları... çıkar..." oldu.

​00:01...

​Ateş, hayatı boyunca hep kaçmıştı; bodrumlardan, babasının dayaklarından, kendinden... Ama ilk defa kaçmayacaktı. Yanında öz abisi, karşısında hayatının tek gerçeği Sıla vardı. Kumandanın arkasındaki gizli paneldeki o tek mavi kabloyu fark etti. Tırnaklarıyla, dikişleri patlamış o kanlı elleriyle kabloya asıldı ve bütün gücüyle çekti!

​00:00.

​Dijital ekran karardı. Salondan gelmesi beklenen o devasa patlama sesi gelmedi. Sessizlik... Sadece fırtınanın otelin camlarına vuran gürültüsü kaldı. Ateş bombayı etkisiz hale getirmişti.

​Ateş kumandayı yere fırlatırken, yerdeki Ankara baronu kan tükürerek haince güldü. "Engellediniz öyle mi?..." dedi adam, sesi hırıltılıydı. "Ama unuttuğunuz bir şey var çocuklar. Benim adamlarım aşağıda... Bu kapıdan hiçbiriniz canlı çıkamayacaksınız."

​Ateş anında yerdeki susturuculu silahı kaptı. Sıla’yı arkasına aldı. "Ecem! Sıla! Emir’i kaldırın, hemen arka taraftaki servis asansörüne gidiyoruz!" diye kükredi. O eski acımasız, korkusuz Ateş geri dönmüştü ama bu sefer sevdiklerini korumak için savaşıyordu.

​Ecem ve Sıla, Emir’i kollarından tutarak ayağa kaldırdılar. Emir’in bilinci yarı açık, adımları birbirine dolanıyordu. Locanın kapısından çıktıkları an, koridorun sonundan elleri silahlı üç garson kılıklı tetikçinin onlara doğru koştuğunu gördüler.

​PÜFF! PÜFF!

​Ateş, elindeki silahla hiç düşünmeden tetikçilere doğru ateş açtı. Tetikçilerden biri yere serilirken diğer ikisi duvarların arkasına siper aldı. "Yürüyün!" diye bağırdı Ateş kızlara.

​Servis asansörünün önüne geldiklerinde, asansörün kapısı açıldı. Ancak içeriden çıkan kişi, günlerdir ortalıkta görünmeyen, intikam yemini etmiş olan Mustafa’ydı! Mustafa’nın elinde keskin bir döner bıçağı vardı ve doğrudan Ateş’e doğru hamle yaptı. "Hayatımı mahvettiniz ulan!" diye bağırdı Mustafa.

​Ateş, Mustafa’nın üzerine atılan bıçak darbelerinden sıyrılmaya çalışırken omzundaki eski yara yüzünden dengesini kaybetti ve yere düştü. Mustafa bıçağı Ateş’in göğsüne indirmek üzereyken, Emir son bir güç patlamasıyla kendini Mustafa’nın üzerine fırlattı! İki genç asansörün içinde boğuşmaya başladı.

​O sırada koridorun diğer ucundaki tetikçiler Ateş ve kızlara doğru ateş etmeye devam ediyordu. Sıla, Ateş’in üzerine kapanarak onu kurşunlardan korumaya çalıştı. "Ateş, kalk ne olur kalk!" diye ağlıyordu.

​Ateş yerdeki silahı tekrar doğrultup koridordaki spot ışıklarını vurdu. Koridor bir anda karanlığa gömüldü. Karanlığın içinde asansörden tek bir acı çığlık yükseldi ve ardından bir beden yere yığıldı.

​Ecem korkuyla asansöre doğru baktı. "Emir?.." dedi sesi titreyerek.

​Asansörün kapısı yavaşça kapanırken, içeride kimin ayakta kaldığı, kimin o karanlıkta can verdiği belli değildi. Karahan Lisesi'nin çocukları için tam bir kan banyosuna dönüşmüştü.

Bölüm sonu

3 yorum