İçeriğe geç

100Yedi (YY)

Bölüm 19 · 3 dk okuma

100Yedi (YY)

Bölüm 19

Geri Sayım

BÖLÜM 19: Geri Sayım

​Mezuniyet gecesine sadece üç gün kalmıştı ama Karahan Lisesi’nin koridorlarında neşe değil, adeta uğursuz bir fırtına öncesi sessizlik hakimiyeti vardı. Emir, telefonuna gelen o korkunç video görüntüsünü zihninden söküp atamıyordu. Salonun kolonlarına yerleştirilmiş C4 patlayıcılar, tek bir tuşla tüm okulu havaya uçurmaya yetecek güçteydi.

​Emir, okulun arkasındaki eski depoda tek başına plan yapmaya çalışırken kapı aralandı. İçeri giren Ateş’ti. Abisinin günlerdir dalgın ve tetikte olduğunu fark edecek kadar iyi tanımıştı artık onu.

​"Bir şeyler saklıyorsun abi," dedi Ateş, ceketinin ceplerine ellerini sokarak. "Ankara’daki o herif rahat durmuyor, değil mi?"

​Emir yutkundu. Kardeşini yeni bulmuşken onu tekrar korkunun içine itmek istemiyordu ama Ateş artık o eski korumasız çocuk değildi. Telefonu çıkarıp videoyu Ateş’e izletti. Ateş’in gözleri ekranı gördükçe öfkeyle ve dehşetle kısıldı.

​"Bu şerefsiz mezuniyet gecesini hepimize mezar yapacak," diye tısladı Ateş, ellerini yumruk yaparak. "Polise neden gitmiyoruz?"

​"Gidemeyiz," dedi Emir, sesindeki çaresizliği gizlemeyerek. "Polis arabasını gördüğü an tek bir tuşla salondaki herkesi havaya uçurur. İçeride Ecem olacak, Sıla olacak, yüzlerce masum öğrenci olacak. O adam bizi istiyor Ateş. Bizimle olan hesabı bitirmek istiyor."

​Ateş, abisinin omzuna elini koydu. Bu kez o abisini teselli ediyordu. "Bırak istesin abi. Biz o yangından beraber çıktık. O mezuniyet salonuna gireceğiz ve o bombayı da, o adamı da kendi ellerimizle patlatacağız."

​Mezuniyet günü gelip çattığında, İstanbul’un üzerine kapkara, gürültülü bir fırtına bulutu çökmüştü. Büyük otelin balo salonu ışıl ışıl parıldıyordu ama Emir ve Ateş için burası lüks bir mezarlıktan farksızdı.

​Ecem, zümrüt yeşili elbisesiyle salona girdiğinde adeta büyüleyici görünüyordu. Emir’in yanına gidip koluna girdi. "Çok gerginsin Ankara bebesi," dedi gülümseyerek. "Bugün bizim en mutlu günümüz olmalıydı."

​Emir, Ecem’in yanağını usulca öptü. "En mutlu günümüz olacak Karahan kızı, söz veriyorum," dedi ama gözleri sürekli salonun köşelerindeki garson kılıklı adamları tarıyordu.

​Sıla ise siyah, sade ve zarif elbisesiyle Ateş’in yanındaydı. Ateş, hayatında ilk defa takım elbise giymişti ve gözlerini Sıla’dan alamıyordu. Sıla, onun elini tuttu. "Omzun nasıl, acıyor mu?" diye sordu şefkatle.

​Ateş gülümsedi. "Sen yanımdayken hiçbir yerim acımaz Sıla." Ancak göz ucuyla salonun üst katındaki locaya baktığında, oradaki karanlık silueti fark etti.

​Müzik başladığında, salonun ışıkları loşlaştı. Herkes dans ederken Emir’in telefonu titredi. Kulaklığına gelen ses, o hastalıklı Ankara baronuna aitti:

​"Locaya gelin, iki sevgili kardeş... Tek başınıza. Eğer kızları da yanınızda getirirseniz, geri sayımı hemen başlatırım."

​Emir, Ateş’e işaret etti. İki kardeş, Ecem ve Sıla’yı bozuntuya vermeden "Biraz hava alacağız" diyerek pistte bıraktılar. Adımları ağır ağır, otelin üst katındaki karanlık locaya doğru ilerledi.

​Locanın kapısını açtıklarında, içeride lüks bir koltukta bacak bacak üstüne atmış, elindeki viski bardağını sallayan o adamı gördüler. Ankara'daki üvey baba, yani tüm bu kabusun mimarı tam karşılarındaydı. Yanındaki masanın üzerinde ise kırmızı dijital ekranı parıldayan o bomba kumandası duruyordu. Ekran şimdiden geriye doğru sayıyordu: 05:00... 04:59...

​"Sonunda yetiştiniz," dedi adam acımasızca gülerek. "Kavuşma hikayenizin son sayfasına hoş geldiniz çocuklar. Şimdi hanginiz önce ölmek istiyor?"

​Ateş aniden ileri atılmak istedi ama adam elini kumandaya götürdü. "Bir adım daha atarsan aşağıdaki o iki güzel kızı havaya uçururum Ateş. Akıllı olun."

​Emir öne çıktı, kendini kardeşinin önüne siper etti. "Senin derdin benimle! Kardeşimi de aşağıdaki insanları da rahat bırak! Kumandayı kapat!"

​"Çok geç Emir," dedi adam, gözlerinde saf bir delilikle. "Bu bomba ben ölsem de, yaşasam da o süre bittiğinde patlayacak. Buradan hiçbirimiz sağ çıkamayacağız."

​Zaman hızla akıyordu. Aşağıda Ecem ve Sıla yukarıya doğru endişeyle bakarken, yukarıdaki locada iki kardeş ölümle burun buruna gelmişti. 22. bölümdeki o nihai sona artık sadece üç adım kalmıştı.

Bölüm sonu

5 yorum