İçeriğe geç

0828 | Texting

Bölüm 4 · 3 dk okuma

0828 | Texting

Bölüm 4

0.4

Daha yeni denemeden çıkmıştık ve arkadaşlarla kantine indik. "Koymuşum oğlum size." Arden'in söylediği şeyle ona baktım. "Abartma istersen, çok da şey edilecek bir sınav değildi yani." Elimdeki çikolatalı sütü kaşlarımı çatarak içmeye devam ettim. "Hem belki benim cevaplarım doğru, nereden biliyorsun yani?"

Ege, "Kanka, herkesin cevapları aynı, bir tek seninkiler farklı. Ne olmasını bekliyorsun?" dedi. Oflayıp elimdeki boş süt kutusunu çöpe attım. Kantinin köşesindeki boş masaya geçtik. Arden kaşlarını çatarak kantini gözleriyle taradı. "Kerim niye hala gelmedi?" Omuz silkip telefonumu açtım. "Daha gelmez ki bugün. Bütün eğlenceyi kaçırdı. He, bu arada, sizce birinci kim olacak?" Gerçi herkes kimin birinci olacağını biliyordu. Ege gözlerini devirdi. "Hep aynı kişi oluyor zaten. Ne diye sorup moralimizi bozuyorsun ki?" Arden kıkırdayıp "Ben okul geneli listeye bakmıyorum ki. Sınıfta birinci olsam yeter." dedi. Onun dediklerini taklit ettiğimde Ege gülerken Arden somurttu. "Sınıf birincisi benim bu arada. Unut birinciliği, Arden."

Aniden omzuma biri dokunduğunda arkama döndüm. Kim olduğunu görünce donup kaldım. Çocuklar da kıkırdıyorlardı. Gelen kız beni tanımıyordu ama ben onu çok iyi tanıyordum. Oydu. Bir süredir hoşlandığım, hatta hoşlantıdan daha ötesi. Okulun gözdesi, Parla Deniz.

"Miraç Saraçoğlu sen misin?" Kibar bir sesle konuştuğunda ona bir kere daha hayran kaldım ama belli etmemeye çalıştım. "Evet. Evet, benim. Neden ki?" Neden bu kadar güzel gözüküyorsun ki?

Arkasında belli belirsiz bir yeri işaret etti. "Rüya Hoca seni görmek istiyormuş. Proje ödeviyle ilgili sanırım." Rüya Hoca bizim fizik hocamızdı. Fizik projesi aldığım için şükrettim. Fizik projesi almam bir işe yaramış hatta ilk defa sevdiğim kızla konuşmamı sağlamıştı. "Ah, peki, sağ ol." O gülümsediğinde karşılık olarak gülümsedim. Ardından arkasını dönüp arkadaşlarının yanına döndü.

Bizimkilere döndüm. "Sizce sorsa mıydım deneme nasıl geçti diye?" Arden gözlerini devirdi. "Kızla ilk defa konuşuyorsun. Direkt böyle lafa dalamazsın." Yine ofladım. Bu bugünkü 37. oflamamdı.

Kantin kapısından giren Kumsal'ı görünce sırıttım. "Noldu yine ya? Kavga mı etmişsiniz Kerim'le, ne? Naptı yine?" Kumsal bir sandalye çekip oturdu. Bir yandan saçlarıyla oynuyordu. "Ne bileyim ya? Sürekli modu düşük. Yanına çok mutlu gidiyorum, iki saniyede beni huysuz birine çeviriyor. Sıkıldım artık. Bir de her şeyi abartıyor. Altı üstü sınav notları için bir kere Giray'la konuştum. Ne var bunda yani?" Bıkmış bir edayla ona baktım. "Abi, ne bu kızların bu Giray'da bulduğu şey? Ya bilmiyor musun sen o yavşak Giray'ı? Başka birine sorsana, niye illa ona soruyorsun?" Yere batsın Giray'ınız.

Kumsal kaşlarını çattı. "Niye bu kadar abartıyorsunuz ki? Gidiyorum ben, hepiniz aynısınız." Ayağa kalkıp giden kızın arkasından el salladım. Sonra Rüya Hocanın yanına gitmem gerektiğini hatırlayınca ayaklandım. "Hadi, beyler. Miraç kaçar." Hep annem yüzünden. O kadar Aşk-ı Memnu izlersen olacağı bu. Ama bence Yaprak Dökümü daha iyi.

Rüya Hocanın yanına gittim. Öğretmenler odasında her zamanki yerinde oturuyordu. Biraz konuştuk, denemenin nasıl geçtiğini falan sordu, sonra notumu söyleyip gönderdi beni. Öğretmenler odasından çıkmış tam köşeyi dönüp sınıfa giderken biriyle çarpıştım. Allah'ım, yine o! "İyi misin?" Kolunu düşmemesi için destekledim. "Dikkat et." Dengesini düzeltti ve kafasını kaldırıp bana baktı. "İyiyim ya, kusura bakma. Dalgınım bugün biraz."

Konu ilgimi çekmiş gibi kaşlarımı kaldırdım. "Hayırdır inşallah?" Bir elini saçlarından geçirdiğinde gözlerim saçlarını takip etti. Omuzlarına zarifçe dökülen tutamları. Bana dönüp "Deneme pek iyi geçmedi diyelim. Seninki nasıl geçti?" diye sordu. Bana denememin nasıl geçtiğini sordu. Bana denememin nasıl geçtiğini sordu.

"İyi. Yani idare eder. Seninki kadar iyi olmasa da bana yetiyor diyelim." Güldü. Sonra gülüşü soldu. "Bekle, beni tanıyor musun?" Buna neden bu kadar şaşırmıştı bilmiyordum. Sonuçta okulun sosyal medya hesabında sürekli aldığı ödüller paylaşılırken onu bilmemek garip olurdu. "Evet, yani okulun duyurularından falan." Yeni hatırlamış gibi şoku atlattı. "Doğru ya. Neyse o zaman, ben gidiyorum. Görüşürüz... Miraç. Miraç'tı, değil mi?" Başımı olumlu anlamda salladım. O koridorda kaybolurken onu izledim. İsmi gibi her gittiği yerde parlıyordu.

---

Eve varır varmaz kendimi odama atmıştım. Biraz ders çalışmak için çalışma masama oturduğumda bütün hevesim telefonumdan gelen bildirimle kaçtı. Telefonumu alıp kimden mesaj geldiğine baktım.

Parla: Sen kimsin?

---

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.