Köşede ki küçük büfeye doğru yürüdü. İçeri girdi, rafların arasında durakladı ve titreyen elleriyle bir poşet içki aldı. Ardından bir paket sigara da kaptı ve kasaya yöneldi. Ödemesini yaptıktan sonra poşeti çantasına koydu.
Ela, poşetini ve sigarasını çantasına yerleştirip mahalleye doğru yürümeye başladı. Sokak lambalarının ışığında gölgesi uzuyordu. Adımları kararlı ama bir o kadar da tereddütlüydü; her adımda hem korku hem de bir tür rahatlama hissi vardı.
Çevresinde kimse yoktu sadece gece sessizliği ve rüzgarın uğultusu vardı. Ela, kafasında Mert’in sözlerini tekrar ederken, mahallenin tanıdık sokaklarına doğru yürümeye devam etti.
Gelip geçen arabalar ona korna çalıyor, laf atıyorlardı ama cevap vermedi bile sadece yürüd.
Ela, mahallenin sessiz sokaklarından yürüyordu. Poşetteki içki ve sigara çantasının içinde sallanıyordu adımları hem kararlı hem de yorgundu. Gözleri önünü ararken aklında tek bir düşünce vardı, boş ev. Mert ile buluştukları, uzun zamandır gizli tutulan o eski yer. Ağlaya ağlaya yürüdü oraya.
Sokak lambalarının ışığı altında yürürken kalbi hâlâ hızlı atıyor, nefesi düzensizdi.
Ev, mahallenin çıkışındaki terkedilmiş binalardan birinin içindeydi. Camları kirli, perdeleri yıpranmıştı ama onlar için yıllardır küçük bir sığınak olmuştu. Ela, kapıya yaklaştığında bir an durdu derin bir nefes aldı, poşeti çantasından hafifçe çıkardı ve kapıyı hafifçe itti. Bu bomboş terkedilmiş evi , tekrar ev yapmaya çalıştıkları günler geldi aklına.
İçeri adımını attığında sessizlik onu karşıladı. Sadece kendi nefesi ve kalbinin atışı vardı. Boş ev, geçmişin hatıralarını taşıyor, Mert ile paylaştıkları anıları hatırlatıyordu. Ela, titreyen elleriyle poşeti yere bıraktı ve etrafa bakındı. Yerdeki mumları çakmağı ile yaktı. Ve yere oturdu. Telefonu açtı peş peşe gelen aramaları bile görmedi. Beraber dinledikleri o şarkıyı açtı.
Güncel Gürsel Artıktay- Bu Yüzden
Çakmağı söndürmeden bir sigara çıkarıp yaktı. Yolda yarısını bitirmişti neredeyse. Kalan son iki birayı da peş peşe içti ve artık bedeni uyuşmuş haldeydi. Son kez dinledi şarkıyı ve telefonu kapatıp fırlattı.
Hıçkırarak ağladı, nefesi kesilene kadar ağladı sadece. Her yerde anıları olan bu yıkın evden daha da yıkık ve enkaz bir haldeydi kalbi.
"Allah benim asıl belamı versin"
"Nerden sevdim lan seni"
"Nerden aşık oldum lan sana "
"Bu gece her şey bitecek Mert sen de bende bu gece bitiyoruz."
Kendi kendine söylenip dolanıp durdu Ela. Elinden hiç bir şey gelmiyordu artık. Küfürler yağdırdı dakikalarca
Mertin dediklerinin doğru olmadığını biliyordu ama herkes onu böyle tanıyor ve iftira atıyorlardı ona okula. Kulak asmıyor gibi görünse de geceleri hıçkırarak ağladığını bir o bir Allah biliyordu.
Son kez bu evdeki her bir parçaya dokunda . Yerdeki battaniyeyi alıp kokladı. Merte aldığı parfüm kokuyordu . Battaniyenin olduğu yere baktı. Yerde bir fotoğraf vardı . Titreyen eliyle baktı fotoğrafa.
O kızdı, bu gece elinden tutup götürdüğü kızdı.
"O***** ç***** " dedi bağırarak
"Seni de yakıyorum , kendimi de "
Hızlıca kalktı yerinden . Son bira şişesini de aldı eline duvara durdu paramparça etti şişeyi. En keskin olan cam parçasını eline aldı.
Hızlıca yürüdü nereye gittiğini bilmeden elinde cam parçasını sımsıkı tutu elini kanadığını fark etti.
"Bu iş buraya kadar diyip yürüye yürüye kesti bileklerini. Elbisesiyle aynı renkteydi kolları bir bütün gibi.
Ağlayamadı bile tek bir damla yaş akmadı gözlerinden. Canını acısını bile hissedemiyordu. Bedeni uyuşmuştu son çiziği de koluna vurdu bir kaç adım da kendini yerde buldu. Nefesi artık son raddeydi. Elini karnına götürdü ağzından bir kaç kelime çıktı fısıltılı bir şekilde.
"Özür dilerim bebeğim"
Eli yere düştü. Kaldırım kan revan içindeydi . Karanlıkta sokak lambasının altında oluşan kan birikintisinde yansıması göründü. Gözlerini kapattı ve son nefesini verdi oracıkta.