İçeriğe geç

05:45

Bölüm 7 · 4 dk okuma

05:45

Bölüm 7

DOLU KADEH

BALO

Seda ve Pınar dans pistinin kenarında birbirine bakarak fısıldıyordu.

Seda hafifçe kaşlarını çattı

"Pınar, Ela ve Mert hâlâ yok. Bir yerlerde gizleniyorlar sanki"

Pınar omuz silkti.

"Bence biraz kendi hallerindeler. Ama inan bana, içimden bir şeyler geçiyor. Bu kadar uzun süre olamaz, bence artık kavuşmaları lazım"

O sırada Berkcan ve Oğuzhan yanlarına yaklaştı. Oğuzhan endişeli bir şekilde sordu

"Ne oluyor"

" Ela ve Mert nerede"

"Baloda bir sorun mu çıktı"

Berkcan gülümseyerek omuz silkti.

“Yahu dostum, bence fazla düşünüyorsunuz. Bakın kaç yıl bunu beklediler. Hâlâ birbirlerinden kaçıyorlarsa, biraz zorlamamız gerek. Ama bence artık kavuşmaları lazım. Bütün gecenin gerilimi bu yüzden"

Seda gözlerini devirdi

"Ah, Berkcan doğru söylüyorsun. Yani herkes bunu biliyor zaten. Gözleri birbiriyle dolup taşıyor, yıllardır bu kadar yakınlar ama hâlâ mesafe var. Bence de artık bu işin sonu gelmeli."

Oğuzhan biraz gülerek ekledi

"Kesinlikle. Artık birbirlerinin farkına varma vakti geldi. Bu kadar çekişme yeter. Bu geceyi boşuna beklemediler."

Pınar da onlara katıldı.

"Bakın, bence de .Onlar birbirleri için yaratılmışlar gibi. Şimdi biraz cesaret gerekiyor, gerisini hallederler. Biz de merak edip durmayalım, rahat bırakın artık."

Berkcan kollarını açıp esprili bir şekilde dedi

"İşte bu. Herkes kendi işine baksın, ama bir yandan da içimden bir ses diyor ki. Artık kavuşmaları lazım. Yoksa bu balo boşa geçer"

Seda hafifçe gülümseyerek başını salladı

"Tamam o zaman biz de eğlenelim. Ama gözlerimiz bir şekilde onları arayacak. Hadi bakalım, müzik var, dans var"

Oğuzhan da gülerek:

"Bence haklısınız. Artık bu geceyi geride bırakıp eğlenelim. Kavuşmalarına izin verelim."

Pınar başını salladı

"Tamam bakalım, kader ne gösterecek bize."

Ve dörtlü, hem merak hem de biraz rahatlamış bir şekilde dans pistine yöneldi

Seda ve Pınar dans pistinin kenarında sohbet ediyorlardı.

Berkcan, etrafa bakarken birden durdu.

"Baksanıza kim gelmiş"

Seda ve Pınar kafalarını çevirdi. Gerçekten de kapıdan Onur içeri girmişti. Koyu montu, kararlı adımlarıyla salona girerken gözleri birini arıyordu gibi görünüyordu.

Seda hafifçe fısıldadı.

"Onur mu o"

" Ne zaman geldi"

Berkcan omuz silkti, gülümseyerek

"Bilmiyorum ama belli ki Ela’yı bulmaya gelmiş.

Oğuzhan da aralarına katıldı, gözleri Onur’un üzerinde.

"Vay be beklenmedik bir giriş. Bu geceyi daha da ilginç hale getirdi."

Pınar başını salladı.

"Evet hem de Ela’yı arıyor gibi görünüyor baksana . Sanki hâlâ bir şansı varmış gibi."

Onur etrafa bakınırken Seda hafifçe eğildi.

"Onur merhaba"

" Gelmeni hiç tahmin etmemiştik"

Onur, hafifçe gülümseyerek başını salladı.

"Evet sonuçta son günler. Herkes bir arada"

Pınar merakla sordu.

“Ela’yı arıyorsan sanırım gitti Mert ile birlikte"

Onur aniden durdu, hafif şaşkın bir ifadeyle.

"Mert’le mi"

Seda başını salladı.

"Evet artık bir araya gelmeleri gerekiyordu. Uzun zamandır bekledik bunu."

Onur bir an durdu, gözleri büyüdü, ama hiçbir şey söylemedi. Sanki kendi içinden bir plan yapıyordu.

"Gel istersen bizimle takıl."

Onur başını hafifçe salladı " hayır, yok zaten gidiyorum"

Ve Onur, kızlardan ayrılarak salonda başka yöne doğru yürüdü.

Seda Pınar’a bakıp hafifçe iç çekti

"Galiba artık Ela’dan ümidini kesmiştir"

Pınar gözlerini indirdi, üzgün bir sesle.

"Üzülüyorum aslında ilişkileri çok güzeldi, Ela da onunla çok mutluydu"

Seda başını salladı, hafif hüzünle.

"Mert her zamanki gibi gelip içine etti her şeyi"

Pınar gülümseyerek başını salladı

"Evet ne diyelim, kader işte."

Seda ve Pınar, konuşmalarını bitirip Oğuzhan ve Berkcan’ın yanına yöneldiler, balonun enerjisine karışmak üzere dans pistine geri döndüler.

BAR

Taksi şehrin ışıkları arasında ilerlerken Ela pencereden dışarı bakıyordu. Kalbi hâlâ hızlı atıyor, elleri dizlerine kenetlenmişti. Mert’in dedikleri hâlâ kulaklarında çınlıyordu.

"Ela boş kız ya"

" Takılmalık. Zaten hep o daha çok kaptırdı" sözleri, onun beyninde sürekli tekrar ediyordu.

"Her gün başka adamlarla yatıp kalkıyor"

Taksi durağında durduğunda Ela kapıyı açtı. Ayakları hâlâ titriyordu, ama bir şekilde kendini bara doğru sürükledi. İçerisi kalabalık ve gürültülüydü; müzik, kahkahalar ve sohbetler bir karma hâlinde yükseliyordu. Ama Ela, adeta o gürültünün dışında, kendi dünyasında yürüyordu.

Bara vardığında yavaşça içeri girdi. İnsanlar etrafında dans ediyor, kahkahalar atıyor, bardaklar tokuşturuyordu. Ela kendini bir köşeye attı, çantasını yanına koydu. Gözlerini bir süre kapattı, nefesini derin derin aldı.

Ama Mert’in sesi hâlâ zihnindeydi

"Alışkanlık… sen benim göz bebeğimsin… yedek kulübesi"

Ela, başını hafifçe salladı, saçlarını yüzüne düşürdü. Gözleri boşluğa kaydı, ama hiçbir şey hissedemiyordu.

Çevresindeki kalabalık onun için anlamını yitirmişti. İnsanlar gülüyor, dans ediyor, konuşuyordu ama Ela onları izlemiyor, sadece Mert’in söylediklerini düşünüyordu.

O an, barın köşesinde sessizce otururken, Ela hâlâ Mert’in sözlerinin ağırlığı altında, kendini toparlamaya çalışıyordu.

Garsondan masaya ne var ne yok getirmesini söyledi . Garson siparişi aldı ve masada yer kalmayacak vaziyette doluydu. Bir bardağı bitirip, diğerini dolduruyordu.

Kalabalığın gürültüsü arasında bir adam yanına yaklaştı. Sadece en son cümlesini duydu

"İstersen bana geçelim"

Ela, adamın suratına uzun uzun baktı. Mert’in sözleri tekrar zihninde yankılandı.

"Yapmadığım halde yaptı deniliyorsa, bende yaparım" diye geçirdi içinden.

Adamı tanımıyordu adını söylemiş olabilir ama Ela duymamıştı. Kafası hâlâ bulanıktı.

Sadece başıyla hafifçe "tamam" dedi ve ayağa kalktı. Adam, sessizce arabaya bindi, Ela da yanına oturdu. Taksi şehrin ışıkları arasında ilerlerken hiçbir şey net değildi gözünde.

Yanındakinin adımlarını, sessiz nefesini, aracın hafif titremesini takip ediyordu sadece.

Ela, ne olacağını bilmiyordu. Sanki kendisi kontrolü kaybetmiş, sadece etrafındaki her şeyi izliyordu.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.