Veyr, sabah uyandığında ilk iş telefonuna baktı.
Ekranda hâlâ aynı mesaj duruyordu.
Lioren:
Yarın 03.17'de geç kalma.
Kaşlarını çattı.
Mesajı silmek istedi.
Ama parmağı ekrana dokunmadan durdu.
Çünkü gece gördüğü rüyanın her ayrıntısı hâlâ aklındaydı.
O koridor...
Soğuk hava...
Ve karşısında duran çocuk.
Lioren.
Veyr yatağından kalktı.
"Ben bu çocuğu daha önce hiç görmedim."
Bunu kendine birkaç kez söyledi.
Ama içindeki garip his gitmiyordu.
Sanki beyninin bir köşesi ona sürekli aynı şeyi fısıldıyordu.
Onu tanıyorsun.
---
Okula vardığında hava kapalıydı.
Veyr çantasını omzuna atıp koridorda ilerlerken arkadaşının sesiyle irkildi.
"Veyr!"
Arkasını döndü.
"Ne oldu?"
"Sabahtan beri dalgınsın. İyi misin?"
"İyiyim."
Yalan söylüyordu.
Hem de hiç olmadığı kadar kötü bir yalandı.
Tam o sırada koridorun diğer ucunda bir hareketlilik oldu.
Veyr'in bakışları istemsizce oraya kaydı.
Kalabalığın arasından biri yürüyordu.
Siyah saçlar.
Soluk ten.
Sessiz bir ifade.
Veyr olduğu yerde kaldı.
Kalbi hızlandı.
O.
Rüyadaki çocuk.
Lioren.
Çocuk birkaç adım daha attı.
Sonra durdu.
Başını kaldırdı.
Göz göze geldiler.
Bir saniye.
İki saniye.
Veyr nefes almayı unuttu.
Lioren'in yüzünde en ufak bir şaşkınlık yoktu.
Sanki onu zaten biliyordu.
Sonra bakışlarını çekip yürümeye devam etti.
"Veyr?"
Arkadaşının sesiyle kendine geldi.
"Ne?"
"Neye bakıyorsun?"
Veyr cevap vermedi.
Gözleri hâlâ Lioren'in arkasındaydı.
---
Ders boyunca tek bir kelime bile aklına girmedi.
Öğretmenin anlattıklarını duymuyordu.
Kaleminin ucuyla defterine anlamsız çizgiler çiziyordu.
Bir süre sonra arkasından bir ses geldi.
"Sen beni neden izliyorsun?"
Veyr'in eli durdu.
Yavaşça arkasını döndü.
Lioren ona bakıyordu.
"Ben seni izlemiyorum."
"Öyle mi?"
"Evet."
Lioren birkaç saniye onu inceledi.
Sonra hafifçe gülümsedi.
"Yalan söylemeyi pek beceremiyorsun."
Veyr kaşlarını çattı.
"Sen kimsin?"
Lioren'in gülümsemesi kayboldu.
"Ne demek istiyorsun?"
"Seni daha önce gördüm."
Lioren'in gözleri bir anlığına büyüdü.
"Nerede?"
Veyr sustu.
Bunu söylemek istemiyordu.
Ama artık susmak daha da garip hissettiriyordu.
"Rüyamda."
Lioren birkaç saniye boyunca hiçbir şey söylemedi.
Sonra eğilip Veyr'in kulağına doğru yaklaştı.
"Belki de..."
Sesi neredeyse fısıltıydı.
"...rüya değildi."
Veyr'in kalbi bir anda hızlandı.
Lioren doğruldu.
Hiçbir şey olmamış gibi yerine geçti.
---
Teneffüste Veyr onu bulmaya çalıştı.
Ama Lioren ortada yoktu.
Koridorlara baktı.
Merdivenlere baktı.
Bahçeye çıktı.
Yoktu.
Tam geri dönecekken telefonuna bildirim geldi.
Yeni mesaj.
Gönderen:
Lioren.
Veyr mesajı açtı.
«Beni arama.»
Veyr kaşlarını çattı.
Hemen cevap yazdı.
«Neden?»
Mesaj görüldü.
Birkaç saniye sonra cevap geldi.
«Çünkü bulursan bazı şeyleri hatırlarsın.»
Veyr'in parmakları klavyenin üzerinde dondu.
«Neyi?»
Bu kez cevap gelmedi.
---
Gece.
Saat 03.15.
Veyr yatağında dönüp duruyordu.
Uyumaya çalışıyordu ama gözlerini kapattığında Lioren'in yüzünü görüyordu.
03.16.
Telefonunu eline aldı.
Mesaj ekranını açtı.
Lioren'in konuşmasına baktı.
Sonra ekran karardı.
03.17.
Telefon aniden titredi.
Veyr irkilerek ekrana baktı.
Yeni mesaj vardı.
Ama bu kez gönderen Lioren değildi.
Bilinmeyen numara.
Mesajı açtı.
«Hatırlamaya başladıysan artık çok geç.»
Veyr'in yüzündeki bütün ifade değişti.
"Bu ne..."
Tam o sırada—
Tak.
Kapıdan bir ses geldi.
Veyr dondu.
Tak.
Bir kez daha.
Sonra üçüncü kez.
Tak.
Veyr yavaşça yatağından kalktı.
Telefonunu eline aldı.
Kapıya doğru yürüdü.
Kalbi göğsünden çıkacakmış gibi atıyordu.
Kapının önüne geldi.
Elini tokmağa uzattı.
Tam açacakken telefonuna yeni bir mesaj geldi.
Ekrana baktı.
Lioren:
«Kapıyı açma.»
Veyr'in eli havada kaldı.
Kapının diğer tarafından ise bir fısıltı duyuldu.
"Veyr..."
Veyr'in gözleri büyüdü.
O sesi tanıyordu.
Lioren'in sesi.
Ama Lioren okuldan çok uzakta olmalıydı.
Ve kapının arkasındaki ses tekrar konuştu.
"Geç kaldın."
Veyr telefonuna baktı.
Saat hâlâ:
03.17.
Ve ekran bir anda karardı.

