İçeriğe geç

00.17

Bölüm 6 · 2 dk okuma

00.17

Bölüm 6

Bölüm 6 — 23:48

Lara kapının önünde birkaç saniye öylece durdu.

Ben de ona baktım.

Elimdeki telefonun ekranında hâlâ o fotoğraf açıktı.

Eren.

Lara.

Eski basketbol sahası.

23:48.

Eren'in ölümünden yalnızca yarım saat önce.

Fotoğrafı tekrar açıp kapattım. Belki gözlerim beni yanıltıyordu. Belki tarih yanlış görünüyordu. Belki fotoğraf eskiydi ve gönderen kişi tarihi değiştirmişti.

Ama Eren'in üzerindeki siyah montu tanıyordum.

O montu ölüm haberinin verildiği gece morgun önünde görmüştüm.

Lara sınıfa girdi.

Yanıma doğru yürüdü.

“Ne oldu?”

Telefonu ona çevirdim.

Fotoğrafı görünce durdu.

Yüzündeki ifade değişti.

Bir şey söylemedi.

“Bunu nereden buldun?” diye sordu sonunda.

“Sen söyle.”

“Mira…”

“Beni kandırdın.”

“Hayır.”

“Az önce Eren'i o gece görmediğini söyledin.”

Lara dudaklarını birbirine bastırdı.

Sınıftaki birkaç kişi bize bakmaya başlamıştı.

“Burada konuşmayalım.”

“Niye?”

“Çünkü herkes duyacak.”

“Belki duymaları gerekiyordur.”

Lara kolumdan tuttu.

“Lütfen.”

Elini çektim.

“Bana gerçeği söyle.”

Gözleri doldu.

“Ben Eren'i öldürmedim.”

Bu cümleyi duyduğumda içimde tuhaf bir soğukluk yayıldı.

“Ben sana onu öldürdün demedim.”

Lara sustu.

İşte o anda anladım.

Kendini ele vermişti.

“Ben sadece onu görüp görmediğini sordum.”

Lara başını eğdi.

“Gördüm.”

“Ne zaman?”

“23:30 civarı.”

“Fotoğrafta 23:48.”

“Evet.”

“Peki neden yalan söyledin?”

“Çünkü Eren bana yalan söylememi istedi.”

“Ne?”

Lara'nın gözlerinden yaş süzüldü.

“Bana, eğer biri sorarsa onu görmediğimi söylememi söyledi.”

“Kim soracaktı?”

“Bilmiyorum.”

“Lara.”

“Gerçekten bilmiyorum.”

Tam o sırada öğretmen sınıfa girdi.

Herkes yerine geçti.

Lara benim yanıma oturdu.

Ama artık ona bakamıyordum.

Çünkü aklımda tek bir soru vardı.

Eren neden Lara'dan onu görmediğini söylemesini istemişti?

Ders boyunca hiçbir şey dinlemedim.

Defterimin kenarına farkında olmadan aynı saati yazıyordum.

00:17

Bir süre sonra telefonum cebimde titreşti.

Mesaja baktım.

Lara her şeyi bilmiyor.

Sonra:

Ama sana bir şey verebilir.

Bir fotoğraf daha geldi.

Bu kez fotoğrafta Eren'in eli görünüyordu.

Elinde küçük, metal bir anahtar vardı.

Anahtarın üzerinde kırmızı bir etiket vardı.

17

Mesaj:

Anahtarı Lara'dan iste.

Başımı kaldırdım.

Lara tahtaya bakıyordu.

Fısıldadım:

“Lara.”

Bana döndü.

“Ne?”

“Eren sana bir şey verdi mi?”

Yüzü bembeyaz oldu.

“Ne gibi?”

“Bir anahtar.”

Lara'nın nefesi kesildi.

Bir süre konuşamadı.

Sonra çantasını yavaşça açtı.

Elini içeri soktu.

Ve küçük bir metal anahtar çıkardı.

Üzerinde kırmızı bir etiket vardı.

17.

Anahtarı avucuma bıraktı.

“Eren bunu bana verdi.”

“Ne açıyor?”

Lara başını iki yana salladı.

“Bilmiyorum.”

“Yine mi?”

“Gerçekten bilmiyorum.”

Anahtarı çevirdim.

Arkasında küçücük bir yazı vardı.

Daha önce fark etmemiştim.

Gara 17.

İstanbul'da bizim mahallemize yakın eski tren garının yıllardır kullanılmayan bir bölümünde, on yedi numaralı bir emanet dolabı olduğunu hatırladım.

Tam o sırada telefonuma yeni bir mesaj geldi.

Bu kez yalnızca üç kelime vardı:

Bugün gece git.

Mesajın altında saat görünüyordu.

00:17.

Lara telefonu gördü.

“Hayır,” dedi.

“Ne?”

“Oraya gitme.”

“Neden?”

Lara'nın yüzündeki korku, bütün cevaplardan daha açıktı.

“Çünkü Eren oraya tek başına gitmedi.”

“Kim vardı yanında?”

Lara gözlerini kapattı.

Sonra fısıldadı:

“Aras.”

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.