--- Bölüm 9 – Kampüs, fırtına öncesi sessizlikteydi. Gökyüzü gri, rüzgâr sertti. Öğrenciler hızla binalara sığınıyor, hava bir şeylerin olacağını fısıldıyordu. Kibo’nun yüzü solgundu. Geceden beri hiçbir şey yememiş, kimseyle konuşmamıştı. No-uel onu bulmaya çalıştı ama Kibo çoktan kararını vermiş gibiydi: konuşacak. Lucas’la. Her şeyi açıkça. Akşamüstü, Lucas müzik binasından çıkarken Kibo karşısına çıktı. “Konuşmamız lazım,” dedi Kibo, sesi beklenmedik kadar sakin. Lucas başını kaldırdı. “Kibo… şu an sırası mı?” “Tam sırası.” İkisi, okulun arka tarafındaki boş alana yürüdüler. Rüzgâr sertleşiyordu, saçlar yüzlerine vuruyordu. Kibo durdu, Lucas’ın gözlerine baktı. “Beni neden o kadar inandırdın, Lucas?” dedi. Lucas sessiz kaldı. Kibo’nun sesi titremeye başladı. “Söylesene! O bakışlar, o sözler… Ben hayal mi ettim hepsini?” Lucas derin bir nefes aldı. “Ben seni hiç kandırmadım, Kibo. Ama hisler değişiyor. Ben de ne hissettiğimi bilmiyorum.” Bu cümle, Kibo’nun içinde bir şeyleri kırdı. “Ne hissettiğini bilmiyorsun…” dedi alayla. “Ben ise her gün seni düşünmekten uyuyamıyorum!” Rüzgâr daha da sert esti, iki kişi arasında gergin bir sessizlik kaldı. Lucas yaklaşmak istedi ama Kibo geri çekildi. “Yaklaşma,” dedi. “Bir adım daha atarsan… vallahi ne yaparım bilmiyorum.” Lucas’ın yüzünde şaşkınlıkla karışık bir korku belirdi. “Kibo, bak… ben seni üzmek istemedim.” Kibo’nun gözleri doldu. “Üzmek mi? Sen beni paramparça ettin.” Bir anda uzaklarda gök gürledi, yağmurun ilk damlaları düştü. Lucas bir adım attı. “Gel, içeri gidelim. Islanacaksın.” Kibo başını iki yana salladı. “Artık hiçbir şeyin önemi yok.” Tam o sırada No-uel koşarak geldi, nefes nefese. “Kibo! Lütfen!” diye bağırdı. Ama Kibo dönüp ona sadece kısa bir bakış attı. O bakışta hem öfke hem de yorgunluk vardı. Yağmur hızlandı. Lucas, Kibo’nun yanına yaklaştı; elini uzattı. Kibo bir an duraksadı — sonra, o elden uzaklaştı. “Artık seni affedemem,” dedi sadece. Ve yürüyüp gitti. Lucas, yağmurun altında öylece kaldı. No-uel yanına geldi, omzuna dokundu ama Lucas’ın gözleri boşluğa bakıyordu. Bir yıldırım uzaklarda çaktı, ardından gelen gök gürültüsü kampüsün taş duvarlarını yankıladı. O an herkes biliyordu — bir şeyler geri dönülmez biçimde değişmişti. ---
Bölüm 8
내 눈 먼 꿈
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.