İçeriğe geç

𝐆𝐈̇𝐙𝐋𝐈̇ 𝐎𝐃𝐀𝐃𝐀𝐊𝐈̇ 𝐍𝐄𝐅𝐄𝐒💋

Bölüm 1 · 2 dk okuma

𝐆𝐈̇𝐙𝐋𝐈̇ 𝐎𝐃𝐀𝐃𝐀𝐊𝐈̇ 𝐍𝐄𝐅𝐄𝐒💋

Bölüm 1

ZIT KUTUPLARIN ATEŞİ🔥

İstanbul'un kalbindeki o gökdelen, dışarıdan bakıldığında sadece cam ve çelikten ibaret soğuk bir anıttı. Ancak yirmi dördüncü kattaki finans departmanında, mesai saatinin son dakikalarına yaklaşırken içerideki hava adeta barut fıçısı gibi gergindi.

Asena, bilgisayar ekranındaki tablolardan gözlerini ayırıp derin bir nefes aldı. Uzun sarı saçlarını zarif bir hareketle omzundan geriye doğru attı. Ayağa kalktığında, vücudunu kusursuzca saran siyah kalem eteğini düzeltti. Rus annesinden miras kalan soğuk yeşil gözleri, plazanın devasa camlarına yansıyan aksine değdi. Ofisteki herkes onun melez güzelliğine, o keskin ve ulaşılmaz duruşuna hayrandı. Ama kimse, o kusursuz maskenin altında atan kalbin asıl sahibini bilmiyordu.

Topuklu ayakkabılarının koridorda çıkardığı ritmik sesler, klavye tıkırtılarının arasında yankılandı. Asena, elindeki dosyaları bahane ederek koridorun sonundaki yönetici odasına doğru yürümeye başladı. Tam o sırada, o büyük ahşap kapı açıldı.

Devrim dışarı çıktı.

1.90'lık boyu ve heybetli cüssesiyle koridora adım attığı an, sanki tüm katın havası değişmişti. Esmer teni, keskin çene hatları ve Kürt kökenlerinin o asil, mağrur ifadesi her zaman insanlarda bir çekince yaratırdı. Üzerindeki koyu gri takım elbisenin ceketini iliklerken gözleri koridorda gezindi ve en sonunda Asena’yı buldu.

O an, Devrim’in herkese karşı duvar olan o sert bakışları, sadece Asena’nın görebileceği bir yumuşaklığa büründü. Kimsenin fark etmeyeceği kadar kısa, ama aralarındaki tüm ateşi harlamaya yetecek kadar derin bir bakışmaydı bu.

"Dosyalar hazır mı, Asena Hanım?" diye sordu Devrim. Sesi, her zamanki gibi mesafeli ve profesyoneldi. Ama gözleri, kadının ince belinde ve hafifçe aralanan dudaklarında geziniyordu.

"Hazır, Devrim Bey. Arşiv odasındaki eksik raporları da ekledim. Kontrol etmek istersiniz diye düşünmüştüm," dedi Asena. Sesindeki gizli titremeyi gizlemek için dosyalara biraz daha sıkı sarıldı.

Devrim saatine baktı. Saat tam 18.00'i gösteriyordu. Ofisteki insanlar yavaş yavaş eşyalarını topluyor, asansörlere doğru yöneliyordu. "Güzel," dedi Devrim, sesini biraz daha alçaltarak. "Ben de tam arşive iniyordum. Eksik bir şey kalmasın."

Asena başıyla onaylayıp arkasını döndü. Kalbi göğüs kafesini zorluyordu. Topuklu ayakkabılarının sesleri bu kez asansörlere değil, katın en ucundaki, kimsenin uğramadığı eski arşiv odasına doğru ilerledi.

Ağır metal kapıyı açıp içeri girdi. İçerisi loş ve sessizdi; sadece eski kağıt kokusu ve plazanın havalandırma sesi vardı. Birkaç dakika sonra kapı hafifçe aralandı ve Devrim içeri süzüldü. Kapıyı arkasından kilitlediği an, ikisinin de üzerindeki o profesyonel maskeler un ufak oldu.

Devrim, aralarındaki mesafeyi iki büyük adımla kapatıp Asena’yı rafların arasındaki duvara doğru hafifçe itti. Elindeki dosyalar yere saçılırken, Devrim’in büyük ve sıcak elleri çoktan Asena’nın ince belini bulmuştu.

"Bütün gün seni izleyip dokunamamak ne kadar zor biliyor musun?" diye fısıldadı Devrim. Sesi buğulu ve tutku doluydu.

Asena, yeşil gözlerini adamın koyu kahve gözlerine dikti. Parmaklarını Devrim'in sert saçlarının arasına geçirirken, "Herkesin içinde bana o resmi adımla hitap etmene bayılıyorum," diye fısıldadı nefes nefese.

Devrim, kadının bu meydan okuyan tavrına hafif bir tebessümle karşılık verdi ve dudaklarını Asena'nın boynuna gömdü. Kokusunu içine çekerken, aralarındaki bu tehlikeli oyunun ikisini de tüketeceğini biliyordu; ama bu gizlilik, aralarındaki tutkuyu her saniye daha da alevlendiriyordu. Dışarıda İstanbul'un iş dünyası akıp giderken, yirmi dördüncü katın bu karanlık köşesinde zaman onlar için tamamen durmuştu.

Bölüm sonu

1 yorum