İçeriğe geç

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 7 · 3 dk okuma

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 7

Yağmur ve gölgeler

Kuzey, yeraltındaki labirentin derinliklerine doğru ilerlerken, üzerinde taş devrinden kalma gibi görünen merdivenlerden aşağı iniyordu. Yeşil LED'in zayıf ışığı, nemli duvarlardaki örümcek ağlarını ve eski küf lekelerini aydınlatıyordu. Telsizden gelen ayak sesleri ve Aksoy'un komutları, yavaş yavaş boğuk bir uğultuya dönüşmüştü, ancak bu, tehlikenin azaldığı anlamına gelmiyordu. Koridor daraldı, hava daha da ağırlaştı. Kuzey, elindeki kılıfı daha sıkı tuttu. Haritadaki X işareti hâlâ yanıp sönüyordu, ama burası bir labirentti ve her köşede neyin beklediği belli değildi. Bir an, hafif bir metalik koku burnuna geldi. Kan. Kuzey dikkat kesildi. Önündeki koridor, keskin bir virajla sağa dönüyordu. Adımlarını yavaşlattı, silahını hazırda tutarak köşeye yaklaştı. Köşeyi döndüğünde, gördüğü manzara onu şok etti. Loş ışıkta, duvarın dibinde, bir gölge gibi büzülmüş, vurulmuş bir kadın yatıyordu. Kadının kahverengi, dalgalı saçları, etrafa yayılmış koyu bir lekenin üzerine düşmüştü. Gözleri kapalıydı, nefes alıp almadığı bile belli değildi. Üzerindeki yağmurluktan ve hafif kıyafetlerinden, buraya tesadüfen düşmüş sıradan biri olmadığı belliydi. Profesyonel, zarif bir duruşu vardı, hatta şimdi bile. Kuzey, hemen kadının yanına çöktü. Elini kadının boynuna götürdü. Zayıf, ama hissedilebilir bir nabız vardı. Yaşıyordu, ancak çok az zamanı kalmış gibi görünüyordu. Kuzey'in casusluk eğitimi, bu tür bir yarayı görmüştü; temiz bir atış, ama çok fazla kan kaybetmişti. Kim vurduğunu tahmin etmek zor değildi. "Yağmur Yazgıçı," diye fısıldadı Kuzey, kadının yüzüne bakarak. Bu isim, ajansın gizli veri tabanında, "pasif ajan" kategorisinde yer alan efsanevi bir sızıntı uzmanının adıydı. Hayalet'in bir zamanlar güvendiği az sayıdaki kişiden biriydi. Kadının elinde, kanla lekelenmiş, yarı açık bir deri çanta vardı. Kuzey, çantayı açtığında, içinde eski, yıpranmış bir kayıt cihazı ve birkaç flash bellek gördü. Bunlar, Yağmur'un yıllarca ajans içinde topladığı gizli bilgiler olmalıydı. Ajans içindeki yolsuzlukları, hatta belki de Aksoy'un kendi karanlık geçmişini belgeleyen kanıtlar. Yağmur, Kuzey'in yüzüne güçlükle baktı. Dudakları titredi. "Onu... durdur," diye fısıldadı Yağmur, sesi zar zor duyuluyordu. "Dosya... Aksoy... Çok büyük..." Kuzey, Yağmur'un son çırpınışlarına tanık olurken, dışarıdan gelen ayak sesleri yaklaştı. Aksoy'un adamları yeraltı labirentine girmeye başlamıştı. Yaklaşıyorlardı. Burası artık güvenli değildi. Yağmur'un gözleri, Kuzey'in elindeki parçalanmış telefon kılıfına takıldı. Ardından güçlükle başını salladı, bir şey ima etmeye çalışıyordu. "Kuyu..." diye fısıldadı. "Kuyu... anahtar..." Kuzey, kadının ne demek istediğini tam olarak anlayamadan, Yağmur'un gözleri kapandı. Nabzı daha da zayıfladı. "Hayır, hayır!" diye fısıldadı Kuzey. Yağmur'un hayatını kurtarmak için yapabileceği hiçbir şey yoktu. Kuyu ve Anahtar Gecikemezdi. Aksoy'un adamları her an bu köşeyi dönebilirdi. Kuzey, Yağmur'un çantasındaki kayıt cihazını ve flash bellekleri aldı. Belki bunlar, Aksoy'u durdurmak için gerekli kanıtlardı. Kadının son sözleri aklında yankılanıyordu: "Kuyu... anahtar..." Kuzey, haritadaki X işaretinin hâlâ yanıp söndüğünü fark etti. Burası, Yağmur'un bulunduğu yer değildi. X, biraz daha ileride, bir tünelin sonunda, kapalı bir kapının ardında görünüyordu. Kuyuya çıkan tünelin. Kadını orada bırakmak Kuzey'in içini acıttı. Ama ajanın kuralları açıktı: Görev her şeyden önce gelirdi. Ve şimdi görevi, Aksoy'un "dosyasını" bulmaktı. Kuzey, elindeki kılıfın şifreleme ekranına baktı. Haritadaki X işaretinin hemen yanında, küçük bir simge belirmişti: Eski bir anahtar. Bu anahtar, bu yeraltı labirentini açmak için gereken şey miydi? Yağmur'un "kuyu... anahtar..." derken kastettiği bu muydu? Kuzey, haritadaki X'e doğru hızla ilerlemeye başladı. Yağmur Yazgıçı'nın trajik sonu, Kuzey'in omzuna yeni bir yük yüklemişti: Hayalet'ten sonra, şimdi de Yağmur'un intikamını alma ve Aksoy'un tüm kirli sırlarını ortaya çıkarma görevi. Önündeki kapı, paslı ve ağırdı. Kilitliydi. Haritadaki anahtar simgesi, tam da kapının üzerinde yanıp sönüyordu. Aksoy'un adamlarının sesleri artık çok daha yakındı.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.