İçeriğe geç

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 23 · 3 dk okuma

𝙲𝙰𝚂𝚄𝚂

Bölüm 23

Çağrı

Sabahın ilk ışıkları, orman evinin çatısına vurduğunda, Kuzey çoktan uyanıktı. Yağmur hala huzurlu bir uykudaydı. Mi-Young, evin arka tarafındaki geleneksel mutfakta bitki kaynatıyordu. Kuzey bu anı bekliyordu. Mi-Young'un ona verdiği küçük kağıdı cebinden çıkardı ve ezberlediği numarayı tekrarladı. Evin dışında, Mi-Young'un sadece acil durumlar için sakladığı eski, uydu bağlantılı bir telefon vardı. Kuzey, telefonu alıp ormanın derinliklerine doğru yürüdü, sesinin evin duvarlarından bile süzülmesini istemiyordu. Tereddüt etmeden numarayı çevirdi. Hattın diğer ucundaki ses, soğuk ve otoriterdi. "Alo. Jinsu." Kuzey, Mi-Young'dan öğrendiği birkaç kelimeyle başladı, sonra hızlıca İngilizce'ye geçti. "Adım Kuzey. Mi-Young beni gönderdi. Aksoy ve bir arındırma formülünden bahsediyorum. Koreli kabile bilginiz tehlikede." Diğer tarafta uzun bir sessizlik oldu, ardından fısıltı gibi bir ses geldi: "Aksoy Koreli kabilelerle değil, U.D.S adında eski bir Sovyet istihbarat birimiyle çalışıyor. Arındırma formülü onların eline geçerse... sonuçları biyolojik bir silahtan daha yıkıcı olabilir. Yağmur'u korumalısın. O, formülün yaşayan şifresi." Jinsu'nun sesi ciddileşti. "Bana üç gün ver. Mi-Young'un sana anlattığı eski, terk edilmiş Jeju Tapınağı'na gitmelisiniz. Orada, kabilemizin bu bilgiyi korumak için inşa ettiği bir sığınak var. Aksoy'un ham formülünü etkisiz hale getirecek karşı formülün bir kısmı orada saklı. Ancak oraya ulaşmak için deniz yoluyla uzun bir yolculuk yapmanız gerekecek." Jinsu, telefonun kapanmadan hemen önce son bir uyarıda bulundu. "Sadece bu telefon numarasını değil, Mi-Young'un sana bahsettiği yasak aşkınızı da takip ediyor olabilirler. Aksoy zayıflıklarınızı bilir." Kuzey, eve döndüğünde, Yağmur uyanmış ve Mi-Young'un getirdiği şifalı çayı içiyordu. Yüzü daha pembeydi, gözlerindeki o tanıdık hayat ışıltısı geri gelmişti. Mi-Young, Kuzey'in yüzündeki gerginliği hemen fark etti. "Konuştun, değil mi?" Kuzey, Mi-Young'a Jinsu'nun söylediklerini, U.D.S'i ve Jeju Tapınağı'ndaki sığınağı anlattı. Mi-Young derin bir nefes aldı. "Biliyordum. Sadece kaçmak yetmezdi. Jeju'ya gitmelisiniz. Formülün kökeni o adadadır." Kadın, masanın üzerine eski, elle çizilmiş bir harita açtı. "Bu harita, size gitmeniz gereken küçük balıkçı limanını gösteriyor. Oradan Jeju'ya giden bir tekne bulacaksınız. Jinsu sizi orada bekleyecek." Yağmur, bu konuşmayı sessizce dinlemişti. "Gitmeliyiz. Ben iyiyim, Kuzey. Artık kaçmak yok. Savaşmalıyız." O an, Kuzey'in kalbinde bir şüphe tohumu yeşerdi. Yağmur'un iyileşmesi sadece fiziksel değildi; daha güçlü, daha kararlı ve daha çok savaşmaya istekliydi. Bu, Kuzey'in gördüğü en güzel şeydi. O gün batmadan, Mi-Young'la vedalaştılar. Mi-Young, Kuzey'in elini tuttu. "Aşkın seni zayıf kılabilir, ama aynı zamanda senin en büyük gücün de olabilir. Ama unutma, görev her şeyden önce gelir. Yağmur'un hafızasındaki sır, dünyayı kurtaracak tek şeydir." Yasak Aşkın Yolu: Jeju'ya Doğru Gece çökerken, Kuzey ve Yağmur sırt çantalarıyla orman yolunda yürüyordu. Kuzey, elini uzattı ve Yağmur'un elini tuttu. Bu hareket, sadece destek değil, aynı zamanda Mi-Young'un uyarılarına karşı bir meydan okumaydı. Küçük limana ulaştıklarında, sisin kapladığı rıhtımda eski bir kargo gemisi onları bekliyordu. Kuzey, daha önce bindikleri kargo gemisini hatırladı; o gemi tehlikeyi getirmişti, ama bu gemi, umudu taşıyacaktı. Geminin güvertesine çıktıklarında, Yağmur Kuzey'e döndü. "Korkmuyorum," dedi. Kuzey, onun yüzünü avuçlarının arasına aldı, gözleri yıldızlar gibi parlıyordu. "Korkmayacaksın, fıstığım. Çünkü bu yolculukta yalnız değilsin. Mi-Young'un haklı olduğu bir nokta var. Bu bizi hedef haline getiriyor, ama sensiz bir hayat, benim için yaşanmaya değmez." Onu kendine çekti ve dudaklarına uzun bir öpücük kondurdu. Bu öpücük, artık sadece kaçakların kaçamak bir anı değil, yasak bir aşkın ve dünyayı kurtarma görevinin mühürlenmiş yeminiydi. Kaptan, gemiyi karanlık sulara doğru sürdü. Kuzey ve Yağmur, fener ışıklarının aydınlattığı güvertede, omuz omuza durdular. Önlerinde, Aksoy'a karşı savaşmak ve karşı formülü bulmak için Jeju Adası'na doğru tehlikeli bir yolculuk vardı. Artık kaçak değillerdi; Kore'nin kadim sırları ve uluslararası istihbaratın gölgesi altında, aşkları için savaşan iki kahramandılar. Aksoy'un onların zayıflığını kullanmaya çalışacağını biliyorlardı, ama Kuzey, Yağmur'un elini daha sıkı tutarak, bu zayıflığın aslında onların en büyük gücü olduğunu hissetti.

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.