Kuzey, Yağmur'un bedeni sırtında gevşediğinde hissettiği o korkunç boşlukla neredeyse çökecekti. Ancak göğsündeki acı, beynindeki bir düğmeyi tetikledi: Kayıt cihazı. Yağmur'un elindeki ışık titriyordu.Bu son bir veda, son bir görev emriydi. Kayıt biterken Yağmur’un ruhu sönmüştü. Kuzey'in boğazı düğümlendi. Akıl hocasını, masum bir kadını ve şimdi... hayatının tek gerçek aşkını kaybetmişti.. Yağmur'un nabzı atmayı bırakmıştı, ama belki de sadece bir "sistem kapanması" halindeydi.Aksoy'un adamlarının sesleri yaklaşıyordu. Geri dönmek ve görevi bitirmek gerekiyordu, ama Kuzey'in kararlılığı buz gibi bir mantıkla eridi. Yağmur'un son ipucunu almamış olsaydı, geri dönerdi. Ama ipucu, kuyu suyuyla açılan kasa idi. Bu, görevin tamamlanması için kasanın anahtarıydı ve Yağmur bu bilgiyi ona hayatta kalması için vermişti.Kuzey, son bir nefes alarak kararını verdi.Yağmur'u sırtına daha sıkıca yükledi. "Söz veriyorum, seni hayatta tutacağım. Ne pahasına olursa olsun.Tünelden Kaçış Kuzey, Yağmur'un cansız görünen bedenini sırtında taşıyarak, sesleri takip eden Aksoy'un adamlarından kaçmaya başladı. Tekrar yeraltı odasına geri dönmek intihar olacaktı. Tek yolu vardı: Kuyuya giden merdivenler.Sarsıcı bombanın etkisi hala tünelin bazı kısımlarında devam ediyordu. Kör ve sağır olan adamların çığlıkları, Kuzey'in hızla koşması için kısa bir zaman penceresi sunuyordu. Kan kokusu, Yağmur'un vücudundan yayılan kan kokusu, ona doğru yolu gösteriyordu, ama aynı zamanda onu dehşete düşürüyordu.Merdivenlere ulaştı. Merdivenler dik ve kaygandı. Yağmur'u düşürmemek için her adımda kaslarını zorluyordu."Oraya bak! Kaçıyor!"Arkasından gelen ses, Aksoy'un adamlarının sarsıcı bombanın etkisinden çıktıklarını gösteriyordu. Kuzey'in saniyesi bile yoktu. Son bir gayretle merdivenleri tırmandı ve nihayet Han'ın avlusuna ulaştı.Gecenin ay ışığı ve eski hanın gölgeleri avluyu aydınlatıyordu. Kuzey, avlunun ortasındaki taş kuyuyu gördü. İlk hedefi kuyu değildi. İlk hedefi Yağmur'du.Hemen kuyunun yanındaki, terk edilmiş bir kulübeye yöneldi. Kapıyı zorla açtı ve Yağmur'u içindeki samanların üzerine nazikçe yatırdı. Hızla yarasına baskı yapmaya devam etti ve ajansın eğitiminde öğrendiği en temel ilk yardım tekniklerini uygulamaya başladı."Dayan, aşkım, lütfen dayan. Sadece bir şeye ihtiyacım var..." diye mırıldandı.Kuyu Suyu ve Son GörevKuzey, Yağmur'a son bir saniye bakış attı. Hızla harita masasına geri döndü. Masanın kenarındaki küçük, boş laboratuvar tüpü hala oradaydı.Tüpü hızla aldı ve fırtına gibi avluya geri döndü. Kulübenin önünden geçerken, Yağmur'un yüzünü son bir kez görmeye cesaret edemedi, sadece varlığını hissetti.Kuyuya ulaştı. Kuyu, eski ve derin görünüyordu. Kuzey, kuyunun kenarındaki kova ve zinciri kullanarak, hızla tüpünü kuyuya indirdi. Soğuk kuyu suyu, laboratuvar tüpünü hemen doldurdu. Bu, Yağmur'un hayatını kurtaracak ve görevi tamamlayacak tek şeydi.O anda, tünelin girişinden Aksoy'un adamları fırladı. Işıklar, tünel ağzından avluya doğru bir yay gibi yayıldı."Kuzey! Silahını bırak!" diye gürledi bir ses.Kuzey, tüpü kuyu kenarına fırlattı, silahını çekti ve kuyunun yanındaki bir taş yığınının arkasına siper aldı. Tüp, görevin anahtarıydı, onu korumalıydı."Buraya kadar, casus!" diye bağırdı bir başkası.Kuzey'in kalbi buz gibiydi. Gözlerinde Yağmur'un solgun yüzü vardı ve kulağında son nefesiyle kaydettiği o ses yankılanıyordu. Kasanın şifresi, Yağmur'un intikamıydı.Kuzey, tetiğe basmadan önce, avluda yankılanan soğuk bir kararlılıkla mırıldandı:"Her şeyi kaybettim. Ama bu savaşı kazanacağım."Ateş sesleri, Han'ın sessizliğini yırtarak gökyüzüne yükseldi.
Bölüm 10
yağmurum
Bölüm sonu
0 yorum
Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.