İvy Ashford
Az önce yaşananların üzerinden birkaç dakika geçmişti ama kalbim hâlâ hızlı atıyordu. Elijah yanımdaydı. Gerçekten yanımdaydı ve artık beni seviyordu. Bunu düşününce bile istemsizce gülümsedim.
Kanepenin köşesine oturmuştu. Ben ise birkaç adım ötede ayakta duruyordum. Gözlerim yine ona takıldı. Dayanamadım ve konuştum.
“Elijah?”
Başını bana çevirdi. “Efendim?”
Dudaklarımı birbirine bastırıp gülmemeye çalıştım. “Hiçbir şey...”
Kaşlarından biri hafifçe kalktı. “Emin misin?”
Başımı salladım. “Evet.”
Birkaç saniye daha ona baktım. Sonra utana sıkıla mırıldandım. “Sadece...”
“Dinliyorum.”
Yanaklarım yine ısınmaya başlamıştı. “Seni artık öpebildiğime inanamıyorum.”
Elijah'ın yüzündeki ifade ilk kez çözüldü. Dudaklarının kenarında belli belirsiz bir tebessüm oluştu. “Ben de.”
Gözlerim büyüdü. “Gülümsedin!”
“Elbette.”
Kahkahayı patlattım. “Hayır! Gerçekten gülümsedin!”
“Abartıyorsun.”
“Abartmıyorum!” Bir adım daha yaklaştım. “Bir daha yap.”
“Ne yapayım?”
“Az önceki gülümsemeyi.”
“Olmaz.”
“Neden?”
“İstek üzerine olmuyor.”
Dudaklarımı büktüm. “Ne kadar cimrisiniz.”
“Elbette.”
“Yine elbette!” Başımı iki yana sallarken gülmeye devam ettim. “Elijah...”
“Efendim?”
“Galiba artık şu kelimeyi seviyorum.”
“Hangisini?”
Onun gibi konuşup taklit ettim. “'Elbette.'”
“Bunu beklemiyordum.”
“Ben de beklemiyordum.”
Aramızda kısa bir sessizlik oldu. Sonra usulca yanıma geldi. Sağ elimi avucunun içine aldı, parmaklarını dikkatlice parmaklarımın arasına geçirdi. “Buna da alışacaksınız.”
Kalbim yine hızlandı. Gözlerimi onunkilerden ayıramıyordum. “Sanırım...” diye fısıldadım. “Çoktan alışmaya başladım.”
Bu kez Elijah hiçbir şey söylemedi. Sadece eğildi ve alnıma küçücük bir öpücük bıraktı. “İyi geceler, İvy.”
Gözlerimi kapatıp gülümsedim. “İyi geceler... Elijah.”
Ellerimiz ayrıldıktan birkaç saniye sonra dayanamayıp tekrar elini tuttum ve göğsüme bastırdım. “Elijah…” Bana baktı ve yüzüme doğru eğildi. Ben de bunu bir fırsata çevirdim ve dudağına yapıştım.
Dudaklarım dudaklarını bulduğunda derin bir rahatlama hissettim. Elini bıraktım ve tek elimle yanaklarını avuçladım. “Elijah…” diye mırıldandım öpücük arasında.
O ise ellerini yavaşça belime ilerletti. Dudaklarımı ayırdığımda hiç beklemeden kalçalarımdan tuttu ve sırtımı duvara verdi. Dudaklarımdan küçük bir çığlık koptu. “Elijah, bırak beni!” Alçılı kolumu Elijah'ın boynuna doladım ve diğer elimle göğsüne doğru hafifçe vurdum.
Küçük bir kahkaha atarak bana karşılık verdi. “Tamam, bıraktım.” Beni yavaşça yeniden yere indirdi. Ayağım yere değer değmez utançla yüzümü ellerimin arasına saklamak istedim ama alçılı kolumu unutunca yine beceremedim.
“Elijah...” diye inledim.
“Efendim?”
“Beni utandırıyorsun.”
Dudaklarının kenarı belli belirsiz kıvrıldı. “Öyle bir niyetim yoktu.”
“Vardı.”
“Yoktu.”
“Vardı.”
Birkaç saniye birbirimize baktık. Sonra ikimiz de aynı anda gülmeye başladık. Başımı iki yana salladım. “İnanamıyorum.”
“Neye?”
“Birkaç saat önce birbirimize bu kadar rahat konuşamıyorduk.”
“Elbette.”
“Yine dedi.”
“Evet.”
Gözlerimi devirip güldüm. “Galiba bu kelime hayatım boyunca peşimi bırakmayacak.”
“Büyük ihtimalle.”
Derin bir nefes aldım. Odanın içi bir anda eskisinden çok daha sıcak gelmeye başlamıştı. “Sanırım uyusak iyi olacak.”
“Elbette.”
“Bir gün şu kelimeyi söylemezsen sana ödül vereceğim.”
“Beklemiyorum.”
Kıkırdadım. “İyi geceler, Elijah.”
“İyi geceler, İvy.”
O kapıya doğru yönelirken arkasından sessizce gülümsedim. Kapı kapanınca oda yeniden sessizliğe büründü.
Yatağa kıvrılıp yorganı üzerime çektim. Tavana bakarken kendi kendime fısıldadım. “İnanamıyorum...”
Gözlerimi sımsıkı kapattım ve az önce olanları düşündüm. İlk kez… Elijah bana "değer veriyorum" demişti. İlk kez bana söz vermişti. İlk kez birlikte gülmüştük. Ve ilk kez birbirimize hislerimizi söylemiştik.
Yastığımı yüzüme bastırdım. “İnanamıyorum...”
Sesim bu kez biraz daha yüksekti. Yastığı kenara attım. Tavana bakıp iki elimle saçlarımı karıştırdım. “Gerçekten inanamıyorum!”
Kalbim durmadan hızlanıyordu. Yatağın üzerinde doğruldum. “İvy... sakin ol.” Derin bir nefes aldım ama işe yaramadı. “Hayır...” Kendi kendime güldüm. “Ben nasıl sakin olayım ki?”
Yastığımı kucağıma çekip sımsıkı sarıldım. “Az önce Elijah beni sevdiğini söyledi...” Bunu sesli söyleyince yanaklarım yeniden alev aldı. “İnanamıyorum!”
Yatağın üzerine dizlerimin üzerinde çıktım ve çocuklar gibi bir kez zıpladım. “İnanamıyorum!”
Tam o sırada kapı tıklatıldı. Hemen ardından tanıdık bir ses geldi. “İvy?”
Olduğum yerde donup kaldım. Gözlerim kocaman açıldı. “Eyvah...”
Kapı aralandı, Elijah başını içeri uzattı. “Bir şey mi oldu?”
Utançtan ne diyeceğimi bilemedim. “Şey...” Bakışları odanın içinde dolaştı. Dağılmış yastık, benim darmadağın saçlarım ve yatağın tam ortasında diz çökmüş hâlim...
Birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra usulca sordu. “Az önce ses duydum.”
Yanaklarımı ellerimle kapattım. “Ben... biraz sevindim galiba.”
Kaşlarından biri hafifçe kalktı. “Biraz mı?” Başımı öne eğdim. “Tamam... birazdan fazla.”
Elijah'ın dudaklarının kenarında yine o belli belirsiz tebessüm oluştu. “Anlaşıldı.”
Başımı kaldırıp ona baktım. “Dalga geçme.”
“Geçmiyorum.”
Dayanamayıp yataktan dikkatlice indim. Sol kolumu koruyarak birkaç adım ona doğru yürüdüm. “Bir şey isteyebilir miyim?”
“Ne?”
Utangaç bir gülümseme yayıldı yüzüme. “Bir dakika burada kal.”
Hiç tereddüt etmedi. “Kalırım.”
İçimdeki sevinç yeniden taştı. Düşünmeden ona doğru bir adım daha attım. Elijah bunu fark eder etmez sol koluma dikkat ederek dengemi korumam için omuzlarımdan destek oldu.
“Yavaş.”
Kıkırdadım. “Tamam, tamam...” Başımı hafifçe göğsüne yasladım. “Sanırım hâlâ 'inanamıyorum' evresindeyim.”
Elijah'ın sakin sesi başımın üzerinden duyuldu. “Geçer.”
Başımı kaldırıp güldüm. “Hayır.”
“Neden?”
“Çünkü yarın uyanınca yine 'inanamıyorum' diyeceğim.”
Bu kez Elijah da sessizce güldü. “Büyük ihtimalle.”
“Evet.” Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım. “Ama galiba... bu, hayatımın en güzel 'inanamıyorum'u.”
Başımı Elijah'ın göğsüne bıraktım ve derin bir nefes aldım. Kollarım sırtı yüzünden birleşemiyordu bile. “Bir daha der misin?”
“Neyi?”
“‘Seni seviyorum’u.”
Elijah birkaç saniye sustu. Kalbinin atışlarını duyabiliyordum. Başımın üzerindeki nefesi hafifçe derinleşti. Sağ eli saçlarımın arasından yavaşça geçti. “İvy...”
“Hm?” Başımı hafifçe kaldırıp gözlerine baktım. Bu kez bakışları her zamankinden çok daha yumuşaktı.
“Ben...” diye başladı. İlk kez kelimelerini seçiyormuş gibiydi. Sonra dudaklarının kenarında küçücük bir gülümseme belirdi. “Seni seviyorum.”
Nefesim kesildi. “Gerçekten...” diye fısıldadım. Gözlerim yeniden doldu. “Bir daha söyle.”
Kısacık güldü. “İvy...”
“Lütfen.”
Başını hafifçe iki yana salladı. “Seni seviyorum.”
Bu kez gözyaşlarımı tutamadım. Dudaklarımdan titrek bir gülüş döküldü. “Bir kez daha... Son kez.”
Elijah alnını usulca alnıma yasladı. “Ne kadar söylersen söyle, yetmeyecek biliyorum.”
Kıkırdayarak ağladım. “Doğru.”
Derin bir nefes aldı. “Seni seviyorum. Çok seviyorum.”
Kalbim sanki yerinden çıkacak gibiydi. Gözlerimi kapatıp yeniden göğsüne yaslandım. “Tamam...” dedim fısıltıyla. “Artık gerçekten inanıyorum.”
Elijah hiçbir şey söylemedi. Eliyle başımı hafifçe kaldırdı. Başparmağını yanağıma götürdü. Sessizce gözlerimden süzülen yaşları sildi. “Artık ağlama.”
“Mutluluktan ağlıyorum.”
“Biliyorum.” Dudaklarının kenarında o küçük gülümseme yeniden belirdi. “Bunu da ilk kez görüyorum.”
“Ne?”
“Mutluluktan ağlayan seni.”
İstemsizce güldüm. “Suçlu sensin.”
“Öyle mi?”
“Evet.”
Birkaç saniye boyunca sadece birbirimize baktık.
Sonra, hiç beklemediğim bir anda, yüzüme doğru hafifçe eğildi.
Dudaklarıma uzun, yumuşak bir öpücük kondurdu.
Öyle uzun sürdü ki, ne olduğunu anladım ama bırakasım gelmedi. Gözlerim şaşkınlıkla büyüdü.
“Elijah…” Dudaklarıma tekrardan bir öpücük kondurdu ve cümlemi yarıda bıraktı. Nefesimiz birbirimizin nefesine karışmıştı. Ne yaptığımı ya da yapmaya çalıştığımı anlayamıyordum.
Elijah'ın dudakları dudağımdan boynuma indiğinde dengemi kaybedip sendeledim. O ise kolu belime sarılı olduğu için düşmememi sağladı.
“Yapma… şunu.” Dedim zorlukla.
Başını boynumdan kaldırdı ve doğrudan gözlerime baktı. “Neyi yapmayayım?” Diye sordu kurnazca.
Gözlerimi devirdim ve istemesem de güldüm. “Öpme artık beni, her yerim moraracak.”
Dudaklarını büzdü ve başını yana eğdi. “Son bir tane?”
Derin bir iç çektim. O kadar masum duruyordu ki, benim korumamın içinden nasıl böyle bir şey çıktığını düşünmeye başlamıştım.
“Bir.” Dedim gülerken.
Hafifçe gülümsedi ve bir anda boynuma gömüldü. Bir tane dediğim öpücük bin taneye dönüşürken sırtımın duvara yaslandığını hissettim. Soğuk duvar beni sararken Elijah sadece boynum ile ilgileniyordu.
“Elijah!” Dişleriyle boynumu çekiştirirken derin bir öpücük daha kondurdu ve yavaşça çekildi. Saçlarımı düzeltti ve kıkırdadı.
“Tamam, bitti.”
İç çekip boynumu ovuşturdum. “Hiç inanmıyorum.”
Elijah kaşını hafifçe kaldırdı. “İnanmıyor musun?”
“Hayır.” Gülmemi tutamadım. “Kesin yarın boynum kıpkırmızı olacak.”
“Olmayacak.”
“Olacak.”
“Elbette olmayacak.”
Kahkaha attım. “Yine 'elbette' dedi.”
“Alış.”
“Galiba mecburum.”
Birkaç saniye sessizlik oldu. Sonra aklıma bir şey geldi. Yüzümdeki gülümseme yavaş yavaş kayboldu. “Elijah...”
“Efendim?”
“Yarın… Okullar açılıyor.”
Başını hafifçe salladı. “Biliyorum.”
“Yarın yeniden okula gideceğim.”
“Evet.”
İçimde garip bir heyecan vardı. Haftalardır evdeydim. Tekrar sınıfa girecek olmak hem mutlu ediyor hem de biraz korkutuyordu. “Garip hissediyorum.”
“Neden?”
“Çocukları özledim.” Gülümsedim. “7/A, 7/B ve 7/C beni görünce kim bilir nasıl tepki verecek.”
“Muhtemelen mutlu olurlar.”
“Umarım.” Bir an sustum. “Şey...”
“Elijah?”
“Efendim?”
“Sen evde kalacaksın, değil mi?”
Bunu söylerken nedense içimde küçük bir hayal kırıklığı oluşmuştu. Elijah bana birkaç saniye baktı. “Hayır.”
Şaşkınlıkla gözlerimi kırpıştırdım. “Hayır mı?”
“Seninle geleceğim.”
“Ne?”
“Yarın okuldayım.”
“Gerçekten mi?”
“Evet.”
Bir an ne diyeceğimi bilemedim. “Ben... okulda da mı peşime takılacaksın?”
“Görevim bu.”
Dudaklarım istemsizce yukarı kıvrıldı. “Çocuklar seni görünce çok şaşıracak.”
“Elbette.”
“Kesin seni polis sanacaklar.”
“Olabilir.”
“Ya da asker.”
“Düzeltebilirim.”
“Ya da...” Gülmeye başladım. “Film karakteri olduğuna karar verebilirler.”
Elijah bu kez hafifçe gülümsedi. “Onları ikna etmek zor olabilir.”
“Kesin biri sana 'Abi kaç yaşındasın?' diye soracak.”
“Cevap veririm.”
“Bir diğeri de 'Öğretmenin sevgilisi misin?' diye sorarsa?”
Bu cümleyi söyledikten sonra kendi sözümle utandım. Yanaklarım yine kızarmaya başladı. Elijah bana birkaç saniye baktı. Sonra sakin ama yumuşak bir sesle konuştu. “Gerekirse doğruyu söylerim.”
Kalbim yine yerinden çıkacak gibi attı. “Elijah...”
“Efendim?”
“Seni hiç kolay biri sanmıyorum.”
“Değilim.”
Kıkırdadım. “Biliyorum.”
Yarın ilk kez aynı arabayla okula gidecek olmamız bile yüzümü istemsizce güldürüyordu. Elijah'ı çok seviyorum. Tanrı’m Elijah… o omuzlarının genişliği…
“Ben yatayım..” dedim usulca.
“İyi geceler, İvy.” Hafifçe gülümsedi ve kapıya yöneldi. Ben de yatağa kıvrıldım ve gözlerimi kapattım.