İçeriğe geç

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 9 · 4 dk okuma

𝐈𝐌𝐀𝐆𝐈𝐍𝐄 𝐖𝐈𝐓𝐇 𝐌𝐀𝐑𝐕𝐄𝐋

Bölüm 9

Steve Rogers

Seçim

Zihin Okuyabiliyorsun. Ayrıca bir S.H.I.E.L.D ajanısın.

🛡️

Gergince Steve'e baktın. Bir şeylerin yolunda gitmemesinden epey korkuyordun. Zaten gün içerisinde verdiğiniz kayıplar seni yeterince parçalamıştı.

"Aslında... Ya bir şeyler yolunda gitmezse, ya makine çalışmaz veya taşları geri götür-" Steve elini ağzına yerleştirdiğinde ona baktın.

"Merak etme Y/N. Her şey sorunsuz ilerleyecek."

Sabahtan beri doğru düzgün ağlayamamıştın. Ne Natasha'nın ölüm haberinde, ne de az önceki Cenaze töreninde.

Daha fazla dayanamadın ve gözyaşlarını tutmadın. Steve elini yavaşça çektiğinde derin bir nefes aldın ve toparlanmaya çalıştın.

Steve ile dostluğunuz eskiye dayanıyordu. Sen bir S.H.I.E.L.D ajanıydın. Daha öncesinde sen onun hayatını kurtarmıştın. Daha sonra bir borç olarak da o seninkini. Derken bu borç meselesi uzayıp gitmişti ve yaşamınız boyunca birbirinizi kurtarmaya başlamıştınız.

Ama Steve bu uzun senede bazı şeyleri bilmiyordu. Mesela ona karşı beslediğin hisleri...

Gerçi daha sen bile kabullenememiştin. "Peggy'i seviyor" dedin hep. Malum asla unutmana izin vermemişlerdi...

"Hey en son kim borçlandı? Belki de benim sıramdır?" Steve dediğine güldü.

"Savaş esnasında sıra bende diyip savaş boyu beni koruduğunuzu unutmayın

Bayan Y/SN"

Gözyaşlarının arasına minik tebessüm karıştı.

"Dikkatli ol yüzbaşı"

Senin minik vücudunun yanında epey büyük kalan adama sarıldın. O da geniş kollarını sana memnuniyetle sardı.

"Olacağım"

Daha sonra diğerleri de vedalaştı. Islak yanaklarını silip Steve'i izledin ve Bruce'un minik geri sayımı ile kendini toparladın.

Ama hiçbir şey olmadı.

"Kalkanlar aşkına..."

Homurdanarak Bruce'a döndün.

"O nerede?" Dedin korku ve endişe ile.

"Hemen geri getir onu!" dedi Sam de.

Anlaşılan hepiniz gergindiniz ama Bucky sizden biraz uzaklaşmıştı. Sanki bir şeyler biliyormuşcasına uzağa bakarken duraksadı.

İsmini söylediğinde ona odaklandın.

"Hey Y/N!"

Yanına yaklaştığında ileride oturan yaşlı adamı gördün. Daha sonra Sam de yanınıza geldi.

"Tanrım, Rogers..."

Bucky gülümsedi.

"Hadi git..."

Ona baktın ve ne kadar emin olup olmadığını anlamak istedin.

"Hadi Y/N" dedi tekrarlayarak.

Buna hazır mıydın kesinlikle bir fikrin yoktu. Geniş bir adım attıktan sonra yavaşça oturduğu banka geçtin.

"Yüzbaşı..."

Yavaşça yanına otururken seni fark edip gülümsedi.

"Hey Y/N..."

Yavaşça gülümsedin.

"Bir şeyler ters mi gitti yoksa yolunda mı?"

"Aslında..." dedi yavaşça.

"Taşları koyduktan sonra düşündüm. Tony'nin bahsettiği hayatı yaşamayı düşündüm." Kafanı onaylar biçimde salladın.

"Bu işine yaramıştır..."

"Güzeldi..." dedi Steve. Adamın kırışmış tenini inceledin. Daha bir kaç saniye önce kollarının arasında

"Genç." birine veda ediyordun.

"Senin adına sevindim... Fazlasıyla hem de." dedin. Kendi adına mutlu muydun bilmiyordun. Ona aşıktın ve şuan karşı karşıya olduğun manzara kafanı karıştırıyordu. "Aptal." dedin içinden.

"Ona onu sevdiğini söyleyebilirdin. Şuan çok geç!" Dedin nefretle.

Kabullenemiyordun bunu....

"Kaptan Amerikasız bir dünya hayal edemiyorum."dedin. Gülümsedi

"Öyle olacağını kim söyledi?"

Yavaşça yanındaki kahverengi deri kılıfa yanaşıp kalkanını çıkardı.

"Denesene..."

Kalbin patlayacakmış gibi atarken kalkana ve Steve'e baktın.

"Steve, bu senin..." dedin kabullenemeyerek.

"Hadi Y/N. Benim için dene onu."

İstemsizce arkanızda kalan Bucky ve Sam'e baktın. İkisi de genişce gülümserken kafa salladılar. Derin bir nefes verdin.

Kalkanı koluna aldın.

"Nasıl hissettiriyor ?" Dedi Steve sana bakarak.

"Sanki..." Kalkanı daha gevşek tuttun.

"Başkasının gibi"

"Ama değil.."

"Ne diyeceğimi bilemiyorum. Steve bu, ben..."

Söyleyecek bir sey bulamıyordun.

Ne ara bunları yaşayacak hale gelmiştiniz? Daha dün karşındaki adam ile spor salonunda boks torbası patlatıyordunuz.

"Sadece minik kurtarışlar için değil. Hayatımın tamamını ve mutluluğumu sana borçuluyum Ajan Y/S/N. Ben elimden geleni yaptım ve hayatımı yaşadım. Bunu devam ettirebilecek biri varsa... O da sensin." Kalkana akan damlayı görmeseydin ağladığını anlamazdın.

Kalkanı sıktın. "Elimden gelenin en iyisini yapacağım"

"Yapacağını biliyorum..."

Ellerin titriyordu. Daha fazla dayanamayıp kalkanı bıraktın ve

Steve'in yanına oturdun

"Seni özleyeceğim Steve..."

"Ben de seni özleyeceğim..."

O esnada yaşlı adamın parmağındaki alyansı gördün. Minik haraketlerle ovalıyordu.

"Peggy..." dedin mırıldanarak.

Ama seni duymadı.

"Bu şanslı kadının ismini öğrenebilecek miyim? Veya belki de kim olduğunu çok iyi biliyorumdur." Dedin gülerek. Alyans ile oynamayı bırakıp gülümsedi.

"Kim olduğunu bilebileceğini sanmasam da... Onu çok iyi tanıyorsun." Kafan karışsa bile Peggy olduğuna emindin.

Kalkana uzanıp deri kılıfa geri koydun. "Ona çok iyi bakacağım." O esnada kafanı döndürüp arkanda kalan iki erkeğe gelmelerini işaret ettin ve ayağa kalktın.

"Her şey için teşekkürler."

"Asıl ben teşekkür ederim ..."

Yavaşça arkanı dönüp üç erkeği başbaşa bırakmaya karar verdin. O esnada duraksadın.

Hayatın boyunca onun zihnine girmemiştin. Merak etsen bile izni olmadan yapmak istememiştin ama belki de bugün bunun bir zararı yoktur diye düşündün.

Gözlerin mavi bir biçimde parlarken bu zihin okuduğunun işaretiydi.

İkinizi gördün... Birlikte olduğunuzu, dans ettiğinizi ve eğlendiğinizi... Birbirinizi sevdiğinizi gördün... Seni seçtiğini... O alyansın diğer eşinin senin parmaklarında olduğunu gördün... Bir nevi hayallarini gördün bu adamın zihninde...

Gözlerin dolduğunda kalkanın çantası ellerinden kaydı. Ellerin sanki az titriyormuş gibi daha fazla titremeye başladı. Gülümserken dudağını ısırdın. Bir kaç saniye derin nefesler aldın ve kolunla tek hamlede gözlerini sildin. Hızlıca arkanı döndün.

"Hey!"

Üçü de sana döndü. Daha geniş gülümsedin.

"Seni seviyorum Steve Rogers!"

🛡️

Bölüm Sonu

Kısa ve tatlı bir bölüm oldu bence. Ben böyle bir şey yaşasam Kriz geçirirdim ama. "Nasıl ben de yaşayamam o anları!" Bir dahaki bölümde görüşmek üzere Moronlar!

Bölüm sonu

0 yorum

Bu bölüme henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz.